söyleyecek çokça sözüm yok
ruhum böyle buyurdu zerdüşt
dalgın ve tedirginim bu yüzden
ben seni nasıl, nasıl ikna edebilirim
bir gemi gitmişken limanımdan
içinde bir başka ben taşıyan
bir bıçak gibi keskinleşiyor mekân
/aklımda değil, kalbimde cinnet
elimde ahirzaman kuruntuları/
evsiz barksız sokaklara saklanıyorum
odam hep böyle buyuruyor zerdüşt
eller çıkıyor duvarlardan, sinirli eller
her defasında beynime sarılan
düşüncelerim boğulayazarken
aklımı sokaklara çıkarıyorum
insanları izliyorum daireler çizip çizip duran
bunalımlar üzerine oturuyor insan kareleri
zehirler kusan bir film kurgulanıyor sokaklarda
en yakın düşlerimden içeri dalıyorum
sessizlik siparişi veriyorum hayata zerdüşt
gürültülü çoğunluğun mütecaviz bakışları dolanıyor saçlarıma
yalnızlığın müntehasına kuruluyorum
yüzümden pörsümüş çığlıklar dökülüyor
görüntü var, var ama ses yok
u/yanıyorum nevrotik bir bozuklukla
düşlerim(l)e bir başınalığımın faturasını ödüyorum
Yunus Nadir Eraslan | Pazartesi, Haziran 23, 2008, 19:48
Neden aklıma Nietzsche’i düşürdün ve neden hiç çıkmadı aklımdan Nietzsche? Salim bir kıyı aradım kendime. Beni çok yordun Burak. Dolayısıyla borçlusun; evet, bir acı çay borcun var bana. Selametle
Fatih Mehmet Tiyanşan | Salı, Haziran 24, 2008, 12:07
Fazla söze hacet hiçbir zaman olmadı…
Dünya bir kuruntudan ibaret oluyor gözümüzde. Vehimler birer sarmal çizerek bizi koparıyor bu zamandan. Sonra mekan kesiyor bizi, akıyor damarlarımızdan o zehirli kan…
Bunaltı artık bir gölge gibi peşimizde. Nereye gitsek, hangi sokağa sapsak, hangi duvara yaslansak, hangi ben’imizi ayıklasak ben’lerimizden… İşte bu bilinmeyen…
Münteha’yı özlemek böyle olsa gerek…
Kelimelerin derinliğine dalmak duasıyla…
Burak Cem | Çarşamba, Haziran 25, 2008, 12:46
Yunus Nadir Eraslan Hocam’a..
Nietzsche’yi hatırlamanın vakti gelmişti demek ki. : ).. Bir şey vuku bulacaksa, en uzaklardan, menşei kestirilemeyen uzaklardan bir nefes gelir fısıldar ya bazı şeyleri, bu da benzeri bir durum sanırım.. Ben vesile kılınmışım sadece.. Salim bir kıyı bulmak ise, kainat var olmaya devam ettiği müddetçe, galiba çok zor hocam.. Lâkin, bir acı çay bunu nisbeten hafifletecekse, maaliftihar ve memnuniyettir benim için : ).. Hürmetle..
Ve Fatih Mehmet Tiyanşan,
Yorumunla bana çok fazla kelime bırakmadın.. O derin’liğe dalabilmek ve o derin’likte sükûn bulabilmek duasıyla.. Eyvallah yüreği güzel dost..
Yunus Nadir Eraslan | Çarşamba, Haziran 25, 2008, 13:16
“Salim bir kıyı” Nietzsche’ye bir göndermeydi aslında. Hep korkarım o adamdan Burak kardeş:)Beni yordun demiş; “doğrusu bu yorgunluğa da değdi” demeyi unutmuşum. Beğenerek okudum, bunu bilesin. Muhabbetle…