Yolculuk

0

Yeşil bir örtünün altında mavi bir yüzey. Dingin bir suratla yürüyorum. Yüzerek karşı kıyıya vardığım günün akşamı bulduğum umudu gözlemliyorum. Şimdi ne olacak? Bu baskı, huzursuzluk, adamı kanser eden bekleyiş, tortu gibi dibine çökmüş ağır acılar, sancılar… tam da bu anda “kimseye şikayet etmem” diyor şarkı; uzun uzun çekiyor şarkıyı söyleyen kişi. “Korkarım ikbalime titrerim mücrim gibi, baktıkça istikbalime”. ister istemez gülümsüyorum, yüz kaslarım hepten gevşiyor, kahkahaya dönüşüveriyor. “Bu kadar olur” diyorum, “ilk kez duyuyorum ama iyi söylüyor Allah için!” hüzünlü, gönlü kabarık, gözü yaşarıveren haliyle nasıl da ince, nasıl da kırıldım kırılacak.

Bir tadilattır gidiyor karşı binada. Boya, badana, beton atma merasimleri. Gül yaprakları dökülmüş yerlere. Neden çabuk geçiveriyor bu çiçekler bilmem? Sardunya yaprakları… süpürüyorum tüm gücümle…

Bahardan yaza geçiş böyle esnek, böyle toz içinde. Seyrine tabii olduk hayatın… yine göz seğirmeleri, hayırdır inşallahlar…

Hepsi aynı ebatta gibi çakıl taşları. Ayağımın altında şıkırdayıp kaydıkça dengemi yitirmekten korkar hale geliyorum. Düştüğüm bu halin izahını kendime bile yapamazken başımı göğün altında sağa sola sallarken esefle, sana nasıl garanti verebilirim, nasıl açıklarım, nasıl anlatırım?

“Her seçime yakın böyledir. Yol yapacaklar ya sesimizi çıkarmıyoruz. Yürüyüp geçiyoruz” diye devam ediyordu ama dinleyen kim? Beynimde sürekli yer değiştiren düşünceleri bir yerli yerine oturtmayı başarabilsem başka ne isterim ki? Ne kadar çok soru sorduğumu fark edip susturuyorum her şeyi. “oh ! Sükunet !” diyorum. Dönüp bana doğru:”bir şey mi dedin ?” “yok yok sen devam et !” acele ve foyası meydana çıkmış birinin ezikliği ile lafı ağzına tıkıyorum. Bir meydanlığa varıyoruz çok geçmeden. Aynı anda bir eşek dikkatimizi çekiyor. Sıska ve yorgun. Bir kazığa çakılmış, ipinin müsaade ettiği kadar hareket edebiliyor. “sabahtan akşama güğümleri taşır bir baştan bir başa” dedi. Dikkat ettim. Semer vurulan sırtı yara bere içindeydi. Kanıyordu. Kim bilir nasıl acı çekiyor, nasıl canı yanıyordu. “davacı olur bu hayvan yarın ruz-i mahşerde” diye mırıldandım üzgün. O da onayladı. Güneş battım batacak. Bulutlar renkten renge giriyor fonda. Ön planda güzel bir camii. Minyatür gibi. Ama gözüm manzarada. O anlatıp duruyor. Her tonda yeşil, ağaçlar, papatyalar, sessizlik, dinginlik ! ne gam! Az önce karmakarışık haldeki düşüncelerim nasıl hem fikir oldu, ne zaman sakinleştim? İşte burası böyle bir yer. Yekpare yürüyorum. Soyutlandım bitmez tükenmez sorularımdan. Yolculuğa çıktığım günden bu yana, kendimi hiç bu kadar özgür, hiç bu kadar bastığı yerin hakkını verirken görmemiştim. Güven bu olsa gerek. Kendinden memnun olmak böyle bir şey demek.

“Kızım şuradan bir ayran çırpıver, tuzluca olsun” anneanneler böyle buyurur, kızlar gururla yerine getirir isteği çarçabuk. Ardından hayır dualar. Bu duaların sahibi bir gün tümseğe dönüşene kadar sürüp gider bu hal. Gölgelikte demlenen kerevet üstü muhabbetler tuzlu ayrana karışır. Sonra kırkikindi yağmurları başlamadan baharın geldiği anlaşılmaz. Mevsimler birbirine karışır.

Birden gök gürler. Zaten kararıp duran hava sağanağa dönüşüverir. Sanki gök delinir. Bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başlar. Şeftali ağacının yaprakları önce yıkanır, sonra hızla düşen yağmur tanelerine boyun eğer. Meyveler yıkanır. Tozlar arınır. Işıltılı, parlak, su damlalarıyla kaplı yapraklar, meyveler öyle güzel görünür ki gözüme. Ağacın dibi gölcenir. Toprak diğer taraflarda da suyu emer. Hafiften bir rehavet hissi damarlarımızda gezinir olur. Biz, boğucu sıcakların etkisi ile bunalmaların eşiğindeyken gelir yağmur. Nefes almamıza müsaade etmeyen havanın ağırlığının dayanılmazlığını yaşarken hızır gibi yetişir damlalar imdadımıza.

Rahmet, bir avuç yağmur suyu, toprak kokusu,gökkuşağı… nasıl yabana atılır bunca işaret bunca güzellik.

Yolculuğum tatlı anıların, damağımda kalmış ayranın lezzetiyle buluşunca bir kavşakta bitiveriyor masal gibi.

Yazar Hakkında

Meral Afacan Bayrak

Meral Afacan Bayrak

1976 Çanakkale'de doğdu. Mesleği seramikçilik... Kadın ve Aile, Sağduyu, Kökler, Yediiklim, Eylül Öykü, Bir Nokta, Ay Vakti gibi adreslerde şiir, öykü, denemeleri yayımlandı, yayımlanmaktadır. Ayrıca e edebiyat olarak gökekin, dergibi, edebiyat mezunları sitelerin de de yazıları, ara sıra görülüyor. Evli, bir oğlu var. Eşinin görevi dolayısıyla bir ara Ordu'daydı. Şimdi Bingöl'de yaşıyor. | Yorumları

Yorum Ekleyin