Yeniyetmelik tarihi için kılavuz ya da bir yeniyetmelik söylencesi

Tavsiye Et Yazdır 86 izlenim
Yeniyetmelik tarihi için kılavuz ya da bir yeniyetmelik söylencesi

Sırtında
iğreti bir kılık, okuldan kalma
törenler kuşanmış geliyor belinde.
Kafasında tütsülü kelimelerin sıkıntısı,
mayhoş yılanların ıslığı
bacaklarnın arasında.
Göğsünde ökseleniyor
ömrün döngüsü.

Sahte bir uykudan uyanıyor
çocuk
sahte bir dünyaya yamanmak için.

Anababası
anlık hazların sayrısıyla
kimbilir kimin boyunlarına astığı
yüklerini biraz olsun hafifletmek
ve biraz da varmak için
hazların kışkırtıcı tadına
bir okula
kaydettiriyorlar onu
okula
not baremlerine sıkışan
mahrem sırların
konserve bilgilerin sığınağı.

Annesini şaşıran bir kedi yavrusu gibi
gözlerini açmaya utanıyor,
yıldırmıyor onu
sıcaklık ve nefesle yüzleşip aranmak
beyninin- tâ oralarına değin ulaşan
ayyar dokunuşlardan
biraz da hoşlanıyor.
Bununla
vatandaşlık görevini ifa ettiğine
inanıyor- öğretmeni
böylelikle tatmış oluyor bir kez daha
sırtındaki son söküğü de dikmenin
hani, bildik saadetini.

Oysa çocuk
vatandaşlık dersinde
ahdediyor
kaşığını kırıp
pilavdan dönmeye.

El sürmemek için kitabına
din derslerine
cünup giriyor
“temizlik imandan gelir” oysa
“çiçekler-se-dalında güzeldir.”

Laboratuvarda çalışmak
demagojik bir zevk veriyor ona
fenin yatıştırıcı hüznüyle avunan
madeni tuzlardan pörsümüş beyin
acayip bir ıslaklıkla çekiyor onu,
nemli bir hasasiyetle yaklaşıyor
dokundukça derinleşiyor şakakları.

Yarı cilvenaz çoğun kıvrımlı
bir üslupla bile
matematik dersinde
bir türlü öğrenemediği saymayı
yeniyetmeliğin çağcıl alınyazısına koşut
çakır bir keyifle
zil çalar çalmaz koşturduğu
tuvaletlerde öğreniyor.

Bütün detaylara inmeye hevesli
zekasıyla
bir oyun oynayarak tarih öğretmenine
çember çevirmenin onda
hayatı kışkırttığını kanıtlıyor.
Utancından burnunu çekerek
bütün oyunlardan çıkıyor;
şenliği yine kaçırmaktır çünkü
bir bilmecenin ortasında durmak.

Güneşi kovmak için ufuktan
aklın ham keyfine varmak
çılgınlığındayken herkes
okul müdürü
beyniyle bitişmiş koltuğunda
“gelecek pazarlamacalığı” üstüne
mezuniyet söylevini çalışmaktadır;
okul hizmetlerini telaşlandırır bu
-ve her nedense-
gardiyanları gülümsetmeyi
başarır bu kez.
Hemen her zaman
bulutların ötesine
aklını kaçıran çocuk
habersiz bunlardan
pabucu ucuza kaptırmamak için
romen satıcılarla pazarlıktadır
geleceği hakkında.
Farkındadır
bununla çagına karşı ayıp ettiğinin
ama işte
yine budur
çağını ona karşı.
günahkar kılan.

Dillerde alışılmadık bir kelime olup
çıkar da çocuk
bir sokuluşa sökülüverir omuzları
nefesi açılır açılmaz şiir söyler.
Bayrak törenleri durduramaz onu
lahutî figürler çizer
şenelen korkuyla bütünleşerek.
Ona ruhunu bir türlü açmayan
ruhsal dosyalardan
kafasını koltuğuna sıkıştıran
müfredat programlarından
bir kağıt parçası gibi
dürülür deniz ayakları altında.

Deniz dürülür
gök erilir
yer yerinir
bağrı dilinir
bir âlemdir çocuk
doğrulur durulur
burnunu siler
ve
kent tutuşur.

Yazar Hakkında

Ali Ömer Akbulut

Ali Ömer Akbulut

1964 Aksaray doğumlu. Zarifçe ve Dergibi editörü. Öğretmen. Ürünleri; Merdivenşiir, Zinhar, Gece Yazısı, Vivo, Kavsıkuzeh gibi dergilerde yayımlandı.

4 Yorum alan “Yeniyetmelik tarihi için kılavuz ya da bir yeniyetmelik söylencesi”

  1. Şiirden maada başlık da harika Hocam. Üstad; “Başlıklar şiire giren kapıdır” demiş. Bunu, başlıklarımın ne denli kötü olduğunu anlatmak için, biri söylemişti. Bana değil, Milli Gazete’deki köşesinde söylemişti.

    Ve evet, kedi yavruları annelerini şaşırıyorsa, kent tutuşsun elbet.

  2. hüseyin PDF’den sözedince neler eklemişim diye baktım. bunları da eklesem olabilir diye düşündüm izninizle. hoş buradaki onca güzel şiir arasında sırıtacaklar biraz ama bir şiir heveslisinin şiir olmak isteyen metinleri diye düşünün bunları.
    cahid ve hüseyin görmüşlerdir bunları muhtemelen, onlar da bu yineleme için beni hoşgörsünler.

  3. eyvallah…

  4. Ali ağabeyin şiir atmosferine girdiniz! Çocuk kalbinin dipsiz sularında yüzmeyi bilmiyorsanız kıyıdan fazla ayrılmanızı tavsiye etmem. Hırçın ruhumu yüzdürdüğüm şiir çağırıyor beni. Kâh dalgaların üstüne atıyorum kendimi kâh dalabildiğim kadar dalıyorum derine. Yorulduğumu hissettiğim an çocukluğuma sarılıyorum. Çocukluğum yüzdürüyor beni dalgaların üstünde. Bir an “gerçek” sözcüğü geliyor aklıma. Şiir kıyıya vuruyor beni. Elimde inci taneleriyle kalakalıyorum. Girerken hırçındım, şimdi ağlıyorum… Yüreğine sağlık Ali abi.

Yorum Ekleyin

Yorumlar Gravatar desteklidir. Gravatar kullanın.

Kullanılabilir XHTML parametreleri: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <blockquote cite=""> <code> <em> <strong>