Yâr-ı dârım
Ekim 13, 2008 tarihinde Hikâye dizini altında ali ömer akbulut tarafından yayımlandı ve 838 kere okundu
Hikâyat-ı kırk kanaat
İki. Yâr-ı dârım
Bana hayatı bahşetti
bir gün. Çok büyüktü burnum, çook.
Kuş uçmaz, kervan geçmez dağ başlarında
kendi üfürüğümün rüzgarıyla
Hehey lenmekteydim;
O topraktı, ana gibi yârdi, yetmişti
yetişmişti.
Taş kesilmiş sükutundan sıyrılıp şöyle bir silkindi.
Dev deviren dağlar gibi toplandım, toparlandım
dizlerimin üstünde iki büklüm.
Bene aşık Tanrı barınağı
kalbim
artık Ona aşık
O’na ait.

Aslında hikaye geleneğinin dışında bir üslup ile yazılsa da önemli olan yazının anlatmak istediği hikayeyi anlatıp anlatamamasıdır. Ben hikayenizi çok iyi anladım. Biliyorum ki şiire aşina bir diliniz var -Sadık Yalsızuçanlar’da da öyledir- o dil de mecazdır. Ana da hakikatin dünyadaki durağıdır. Hakikate ondan gidilir; ondan gidilince O’na varılır. Muhabbetle usta…
O topraktı, ana gibi yârdi, yetmişti
yetişmişti.
…………..
özlem çekillen bir üslup..