January 8, 2009, 0:08

Yakışıksız kaldım sesler arasında

Anahtar kelime:
Pazar, Aralık 17, 2006, 22:10
Dizin: Şiir | 5 Yorum | 239 okuma

Şafağa düştü yağmur
Enflasyon düştü, bombalar düştü, gonca güle düştü
İflah olmaz demlerdi yedi iklim seni düşledim
Bakış hızında geldi mevsimler
Hasret rahlesindeydim
Susuşlar geldi
İsyanlar sevdalarla olsun
Gelmedin yakışıksız kaldım sesler arasında

Sevda renkli çocukluğumun
Perdelerine mıh vurdum matem ördüm
Acı bombalar patlattım hüzün sokaklarında
Elim dizimde kaldı bakışım esir dilimde
- Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler -
Bir gül yaprağı tadında tebessümle
Esmedi, delip geçmedi rüzgar
Geçmedin yakışıksız kaldım sesler arasında

Annem rahmet sofrasında ta yücesinde
Ben Bağdat’ta fiyakalı bir çocuk korkusu
Korkunun bittiği yerde serince mağlubiyet
Yeryüzü coğrafyasından kaçış ne mümkün heyhat
Bana sığınılacak bir akşam olmadı
Ali yoktu elimden tutanım yoktu
Yoktun yakışıksız kaldım sesler arasında

Şafağa gözyaşı düştü ve lakin
Bana hiç yakışmayan bir düştü
Elhan-ı Şitanın olduğu bir gece
Naftalinli derin uykularla sarmaş dolaş kömür karası
Aşkın acemi basamağında çakılıp kalanlarla
Hüzzam şarkının peşine düşmek
İşte yüzüstü düştüm iğdeler artık kokmuyor
Yeter sanırım bu utanç bana
Git ve topla eteklerini efkarımdan
Genzimi yakan bir mazi geçiyor
Sen yoksun diye nümayiş var

Yakışıksız kaldım sesler arasında
Geç ve git Leylanın olduğu yere
Sessiz oturmalar dersim var

Kani Çınar

Kani Çınar

Hiç beklenmedik bir günde, bütün varlığın üç – beş kitabı köşebaşına bırakarak gittin. Çöp arabalarına attılar kitaplarını. İnsanlar, senin gibi birinden kurtuldukları için Allah’a şükrettiler. Sen, çıktığın tepe başlarından ilk kez gülüyordun. Sessizce gülüyordun... | Yorumları
Yorum yazabilir, veya kaynak gösterebilirsiniz.

“Yakışıksız kaldım sesler arasında” başlıklı yazıya ait 5 yorum var

  1. Yunus Nadir Eraslan | Perşembe, Aralık 14, 2006, 22:11

    Şiir kalbi olanın işidir. Söz hedefini bulmuş ve hedefini vurmuştur. Bereketle efendim…

  2. Hüseyin Cahid Doğan | Pazar, Aralık 17, 2006, 22:11

    Şiir telmihi nasıl süsler’in cevabı… Tebrikler Kani Bey.

  3. İsmail Karakurt | Pazartesi, Aralık 18, 2006, 22:11

    “Sevda renkli çocukluğumun

    Bir gül yaprağı tadında tebessümle

    Annem rahmet sofrasında ta yücesinde
    Ben Bağdat’ta fiyakalı bir çocuk korkusu
    Korkunun bittiği yerde serince mağlubiyet
    Yeryüzü coğrafyasından kaçış ne mümkün heyhat
    Bana sığınılacak bir akşam olmadı
    Ali yoktu elimden tutanım yoktu
    Yoktun yakışıksız kaldım sesler arasında

    Genzimi yakan bir mazi geçiyor
    ……”

    Bu harika dizeler şiiri okumaya/okutmaya yetmez mi? Kani hocam, alıntıladığım ilk dizeye göre şiirin ya da sanatın kaynağını zaten keşfetmiş.

    Ayrıca Hüseyin Cahid’in dediği gibi şiir, zengin bir telmih birikimine de sahip. Bunu bilen yapar.

    Bize kalemine bereket demek düşüyor…

  4. Kani Çınar | Perşembe, Aralık 21, 2006, 22:12

    efendim değerli yorumlarınız için teşekkür ederim. beni ziyadesiyle mahcup ettiniz. kalp kalbe karşıdır inşaallah. maksad hasıl olduysa gerisi ne gam. tekrar teşekkür ediyorum.

    selam ile.

  5. Fikriye Karaman | Pazartesi, Aralık 25, 2006, 22:12

    vakar’ın eteğinde yankılanan sesler… sanki sadece bizi yakışıksız kılmak için var gibiler…

Görüşünüz