Yadigâr Fincan

Bir fincan elinden kaydı kadının
Yere düştü: dama dama dua
Ufacık porselen parçası düştü fincanın ağzından
Neyse ki atılmasa da olurdu
Ev sahipleri içerdi o fincandan
Misafire gösterilmeden
Takım bozulsa altıncısı kim bilir ne zaman
Hangi ikramiyede yenilerle tamamlanırdı
Fincan gele gide kaç kahve içirdi
En büyük dedeye
Şekeri olsa da ısrarlara dayanamayanlar
Kahveden hatır için bir yudum aldı
Elleri çilden kararmış,
Yüzünde bin bir iniş çıkış; nenem
Kahveyi hatır için içerdi ancak
Fincanın ortasında bir “k” göründü
Kızı oldu kadının
Fincanda bir “yol” gözüktü
Kadın uğurlandı uzak yollara,
Dönüşsüz diyarlara
Sulandı kahve, gözyaşları kıvamı kaçırdı
Sulu kahve tiksindirdi, bozdu ağız tadını
Yokluğunu hissettirmedi kahve
Kadının varlığını hatırlattığından
Kız kalkacak mecal buldu bahçedeki oynaşan kedileri görünce
Sersem kafasını mutfağa taşıdı
Ateşi yaktı, bilmeden kendinin de yanacağını
Kahvenin köpüğü bu kez tam kıvamdaydı
Yersiz olan kırık fincanla kızın yüzleşmesi oldu
Kadın kırık fincanı rafın köşesine koyup gitmişken
Kız yığıldı, fincan düştü
Kırık fincan kadına, bin parça porselenler kıza hükmetti
Ne kadın kaldı, ne kızı
Tepside artık beş fincan var
Dört insan kaldı geriye
Ne ağzı kırık fincana gerek var
Ne de beşinci fincana

1990. Öğrenci. Deniz ve İstanbul. Renklerden sarı…

472 kere okundu

Yorum bırak