I.bab
Kerbela
“O beni nasıl beyaz yaşamak”
çarpıp parçalanırken o mağrur,
gamzesine şelaleler boşalır yaşamak:
hayatı taşıran o billur kâse…
İyi geceler fakat n’olur uyumayın
sabah tükenmiştir Kurtuba’da iyi geceler.
Uykuyu orta yerinden bölen mayın,
Eninde sonunda ölümü heceler.
Görülmeyen biri
ve duyulmayan sesi:
halay potpori.
Nasıl derler;
estetik bir cenaze töreni.
Ve yine Kürt kızları biçer
doğunun alnından damlayan teri.
II.bab
Kara
Bana değmeyen köpeğin
kesilsin kuyruğu
Aynada çizilen kara
ve ya rey sonrası damlatılan parmağa
Hani benzemektedir soyum
ruhumdaki hain hattata
Meyletmiştir cariyenin
gözleri de kara
Benzemektedir kaçışı
-sözleri- padişah dökülen ne varsa.
İşte o kara; aynada buyruğu
damıtıldı şimdi; amin
düştükçe tel tel
içime bin bir kuyu.
III.Bab
Lades
Esrarı pi’de arayan yahudi
Mantıksal denklemler yarat
ki Tanrım, hafıza-ı beşeri
yeniden unuttur yeniden arat.
Şah damarına basılmadan parmak
ikiye biçmez kendi kanadı onu
“Bekler özlemle tırpanı başak”
kınından çıktığında bile boynu
“-silahlardan vazgeçtim, Tanrım-
o kızın saçlarını koru.”
IV.bab
Sağanak
Yok olmadı bir türlü;
öğrenmek ‘asıl’ mastarını
Her sözcüğe ulanan
cihad boylu yalan.
Gelemedi duysa da çağrıyı
Felluce’de elleri bağlanan.
Bikes ritimler tutturmuş
ah! sakin olacakken vurulmuş
Bu öyle bir ‘don’t stay’
aşkı ne bilsin as solistleri
o yahudi bey (!)
Sigara dumanı savuruyor havaya
gözlerinde fahşa kalabalık
Sigarası american blend!
içeceği su tenha
kanından bulanık.
Ey ahi! kana buraya!
zira
temiz kan-a-mayı unuttu bu kent!
V.Bab
Yara
Bunları görmedi mi arş-ı âlâ
kopuk giden o yıldızı da mı yoksa;
rüyalarıma takılıp kanayan
görmedi mi sanrıyı silen karayı hâlâ
Kerbela katil değildir
Lades kemiği kırıldı; son cümle
Hüseyn’in yolu ezelden çizilmiştir.
Hüseyin Cahid Doğan | Salı, Kasım 14, 2006, 22:43
Doğu-batı açmazları, şiirin engin alegorisi, müşahhas olmasa da bolca üç noktalar, ironiler, tek celselik imajlar, uçsuz çağrışımlar…
Son dönem Türk Şiirinin hâl-i pür melâli. Hoş geldin.
Yunus Nadir Eraslan | Salı, Kasım 14, 2006, 22:43
O beni nasıl beyaz yaşamak”
çarpıp parçalanırken o mağrur,
gamzesine şelaleler boşalır yaşamak:
hayatı taşıran o billur kâse…
Bu dörtlüğü okurken nedense bir Cahit Zarifoğlu fotoğrafı aradım. İlerledikçe hüznü omuzlarımda bile hissettim.Bana ağır geldi bu şiir. Ne yalan söyleyeyim durdurak bilmeyen çağrışımların ardı arkası kesilmeyecek sandım. Yoruldum. Neden İbn-i Teymiyye ve neden İmam-ı Cafer anıştırdı bana bu şiir? Öldüm öldüm dirildim desem yeridir. Ha bi de Metin Önal Mengüşoğlu’nun ‘Son Ali’sinden sonra bir de bu şiir ağlattı beni. Şükaranla efendim. Hoş geldiniz şeref verdiniz…
Elif Bilge Doğan | Çarşamba, Kasım 15, 2006, 22:44
değerli yunus abi, teşekkür ederim; sizin gibi, elzem uğraşlar dışındaki bütün zamanını şiire veren birinden, bu gibi güzel yorumlar almak onore edici.
Yunus Nadir Eraslan | Çarşamba, Kasım 15, 2006, 22:45
Bilakis ailece biz onore olduk, şerefyab olduk Elif Hanım. Selamınız baş göz üstüne. Eşim ve kızım sohbetinizi çok özlemiş. Selam ve dua ile.
Fikriye Karaman | Perşembe, Kasım 16, 2006, 22:45
Her dizesi bambaşka boyutlarda farkındalığa matuf bir bilgelikle donanmış “Uzak” ile turuncu sayfalara hoşgeldin sevgili Elif Bilge …
Elif Bilge Doğan | Cuma, Kasım 17, 2006, 22:45
çok teşekkür ederim. yanlış hatırlamıyorsam, zaman zaman yediiklim sayesinde de aynı ortamda bulunmuşluklarımız olmuştu..
inşallah toprak üstünde tanışmak da nasip olur.
defaatine,defaatle memnun oldum
Fikriye Karaman | Cumartesi, Kasım 18, 2006, 22:46
mukabelemin gecikmesinden ötürü ziyadesiyle mahçubum
yolunuz İstanbul’a düşerse acı çayımı içmeniz beni deruni bir mutluluğa gark eder…
Elif Bilge Doğan | Pazar, Kasım 19, 2006, 22:46
estağfirullah. ailem istanbulda.. sohbetinizin yanında bir de çay almak eminim çok keyifli olacaktır.
Fikriye Karaman | Pazartesi, Kasım 20, 2006, 22:46
görüşme imkanı olduğunda bana mail yoluyla ulaşabilirsin sevgili bilge Elif…