1.579 kere okundu

“Uykusuz şiir veya uyanıkların şiiri” için 5 yorum yapılmış

  1. Hüseyin Cahid Doğan

    Serbest Şiir’in ya da tavsifi ile oynamaksızın farklı adlarla piyasada dolanan türevlerinin (Elbette farklı bir adı hak edenlerin ve hak etmeyenlerin) fazlasıyla tahammülkâr olması gerektiğini düşünüyorum. Bu tavrı takındığı müddetçe ‘serbest’ sıfatını hak edebilir zira. Beri taraftan tarzın hem kadim olmayışı hem de tanımsız (Serbest ve tanımlı?) olması, onu tahammül sınırlarının zorlanmasına açık hâle getirmiştir zaten. Bu sınır da iyi şiirin ve kötü şiirin birbirinden ayrılmasını saptamaya yarayacaktır. Yetkinlikler dağınık olacak, görece keskinleştikçe keskinleşecek ve elbette böylelikle Hûlagu Han’ları da yakından görebileceğiz.

  2. Ahmet Kanar

    şunu mu demeliyiz acaba serbest şiirin yüzüne karşı: “madem serbestsin o halde uykusuzlara da uyanıklara da tahammül edeceksin… çünkü senin serbest olman bana piyonları hatırlatıyor. ben nasıl istersem seninle öyle oynarım…”

    ama ayıp olmayacak mı dersiniz…

  3. Yunus Nadir Eraslan

    İmdi, dikkatleri kazandibi tatlısına çekmek istiyorum. Belki buradan serbest şiirin neyi kaldırıp neyi kaldıramayacağına ilişkin bir yol bulabiliriz. Kazandibi tamamen yanlış bir uygulamadan doğmuş, harika bir tatlıdır. Bu yanlışı yapanların eline sağlık, ceddine rahmet dedirtecek bir tatlı… Serbest şiir de öyledir. Kanaatimce bir yanlıştan neşet etmiştir. Nasıl ki kazandibini tutturmak meseleyse serbest şiiri de tutturmak öyle zor ve çetin bir iştir. Tutturabillene aşk olsun. Ben hala çok yakıyorum mesela, öyle ki yanık kokusundan tadını kaçırıyorum şiirin.

  4. Ahmet Kanar

    bir dönem vezin bir dönem hece idiyse şiirde ses unsuru şimdi de “serbest”lik olsun. son dönem ustalarının ve kaleme öykünenlerin sesi.

  5. ali ömer akbulut

    mesele serbest şiir, şu şiir, bu şiir meselesi değil.
    şiir’e yol bulmaya, şiir’den yol[unu] bulmaya çalışanların yol tutuş biçimleri…

Yorum bırak