Unutulmuş öncü: Sultan Galiyev

2

1892 yılında bugünkü Tataristan Cumhuriyeti sınırlı içinde kalan Ufa’da öğretmen bir babanın oğlu olarak doğan Galiyev (Bazı kaynaklara göre 1890’da Başkır’da doğmuştur.), yirmi yaşına kadar gazetecilik, çevirmenlik, kütüphanecilik ve öğretmenlik yaptı. Çarlık rejimine itirazların sıklaştığı 1910’lu yıllarda, Tatar halkı için bir kurtuluş olacağı umudu ile Bolşevizm akımını destekledi. Lenin tarafından övüldü. İlk defa 1917 yılında Bolşevik partinin Kazan’daki bürosunu kuran Galiyev, henüz yirmi sekiz yaşında iken Komünist Parti’nin Doğu Milletleri bürosunun başına geçti. Bu konum Galiyev’i hızla yukarılara taşıdı. Lenin, Troçki ve Stalin’le beraber devrimin en önemli adamlarından biri olmuştu birdenbire. Devrim içinde en üst düzey Müslüman yetkili Sultan Galiyev’di. Devrimin Türk haklarına karşı uzanan zalim kolu olması bekleniyordu ondan. Ancak O, bir iç devrim peşindeydi. Müslüman Komünistler partisini kurdu. Bir satıh öngörüyordu Galiyev, bütün Doğu milletlerinin top yekûn oluşturacağı bir satıh. Armiya’da Sosyalizm’in batı dünyasına egemen olmasının tek yolunun Doğu’dan geçtiğini yazıyordu. Lenin’e yazdığı mektuplarda üzerinde durduğu en önemli husus, Müslüman halklara özerklik tanınması idi. Mektubunda Lenin’e Tataristan’a özerklik verilmesinin mümkün olup olmadığını soruyor, Lenin’den kısaca evet cevabını alıyordu. Zamanını sorduğunda ise cevap, kısa vadede bunun mümkün olamayacağı oluyordu. Rejim değişikliği Galiyev’in beklentilerinin dışında idi. Efendiler değişmiş ama ezilenler değişmemişti. Bu başlı başına Yeni Sömürgecilik dönemi idi. Rusya’nın ticarî merkezlerinden olan Kazan’da popülasyonu Türkler lehine çevirmek için çabaladı. Burada bir Müslüman Cemiyeti oluşturdu. Ural ve Volga Müslümanlarından açıkça destek gören Galiyev’in partisi Eylül 1920 Kongresinde kapatıldı ve faaliyetleri yasaklandı.

“Bu sistem mutlaka yıkılacak. Çünkü çağın en temiz ideolojisi ile kurulmasına rağmen, onu kaldırıp yerine ırkçılığı koydular”
Sultan Galiyev
Unutulmuş Öncü

Mir Seyyid Sultan Galiyev
Mir Seyyid Sultan Galiyev
Bu olaylardan hemen sonra Joseph Stalin, Türkistan’da Bolşevizm karşıtı hareketlerin artmasının yegane sebebi olarak Galiyev’i gösteren bir deklarasyon yayımladı. Galiyev ise 1922’deki parti toplantısında Stalin’le açıkça tartıştı. Devrimin sadece Rus olanı önemsediği, Ruslarla diğer milletler arasında ücret farklılıklarının bulunduğunu ve bunun açık bir ırkçılık olduğunu, emperyalizme karşı bütün milletlerin tek bir milletmiş gibi karşı durmaları gerektiğini söyledi. Rus halkı sistemin gözünde bir kere emekçi ise Rus egemenliği altındaki ülkelerde yaşayanlar iki kere emekçi idi O’na göre. Bu tartışmadan hemen sonra Galiyev sert bir şekilde gözden düştü. Bunun yanında Galiyev eleştirilerini makalelerinde ve gazetelere verdiği demeçlerle de sürdürdü. Erk aygıtını fazlasıyla endişelendirmeye başlamıştı Galiyev. Stalin’e göre Galiyev, Sovyet Milliyeti ilkesinin temelini derinden oymak gibi bir çaba içersine girişmişti. Alexandre Benningsen’in aktardığına göre Stalin’in Galiyev’e biçtiği konum çöp kutusu idi. 1923 yılında devrim karşıtlığı gibi, dönem Rusya’sında kimsenin ağzına almaya cesaret edemeyeceği bir suçla tutuklandı ve kısa süre içinde idama mahkum edildi. Fakat Galiyev’in devrim içindeki yeri o derece önemliydi ki, “devrim için yaptığı hizmetler” göz önüne alınarak idam kararı infaz edilmedi. Uslu durması istendi, durmadı, bir yıl sonra yakın arkadaşı Molla Nur Vahidov öldürüldü. Bu tarihten sonra Mir Sait Sultan Galiyev seri bir şekilde, daha sonraları Sultangaliyevizm olarak nitelendirilecek olan kurumlarını yayımlamaya başladı. Esaslı bir propaganda ve siyasal linç eşliğinde “karşı devrimci Galiyev”, partiden tard edildi ve 1928 yılında on yıllığına Saratov’a sürgüne gönderildi. Çarlık dönemi istibdadı Sultan Galiyev için kesinlikle geri dönmüştü. Bu karşı Tatar’a hiçte hoşgörülü davranmak gibi bir niyeti yoktu aygıtın. Sultan Galiyev sürgünde iken önce ailesi sonra da yakın arkadaşları infaz edildi. Eşi tutuklandıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamadı. Oğlu akıl hastanesine yatırıldı ve orada işkence ile öldürüldü. Kızı uğradığı tecavüz sonrasında intihar etti. Kitapları toplatıldı ve yasaklandı. Rejim, varlığı için tehlikeli bulduğu Galiyev’den kurtulmayı yeterli bulmamış ve Galiyev adını hatırlatacak en ufak bir hatıraya kadar yok etmişti. 1940 yılında bir Lefort’ta Stalin’in emriyle Ermeni KGB ajanlarınca işkence edilerek öldürüldü.

Mir Seyyid Sultan Galiyev
Mir Seyyid Sultan Galiyev
Galiyev’e göre Sosyalizm sadece Doğu milletlerine münhasır bir sistemdir. Doğallıkla Avrupa ve Amerika’ya ihraç edilmesi düşünülemez. Galiyev’in savunduğu Ulusal Sol Düşünce fikriyatı özetle; devrim içinde Rus olmayan unsurların, doğallıkla Türklerin de temsilinin eşit payda olmasıydı. Bu eşitlik siyasi, hukuki, sosyal gibi birçok alanda hedeflenen bir eşitlikti. Buraya kadar söylediklerimiz her ne kadar da Galiyev’i salt Türk ırkı için bir şeyler hedefleyen bir mütefekkir olarak gösterse de, Müslümanlara Yönelik Din Karşıtı Propaganda Metotları adlı eserinde İslamiyet’in çağa ayak uydurmuş, ilerici ve ideal bir din olduğunu vurguluyordu. Galiyev’e göre İslam sömürge düzenin önünde durabilecek yegane fikriyattır ve bu tarihten sonra Galiyev İslam inancına dayalı bir Ulusal söylem peşinde yürür. Hatta Lenin ile yaptığı görüşmeleri sırasında vurguladığı noktalardan bir tanesi de Tataristan’da Arap/İslam harflerinin kullanılmasıydı. Bir nevi Pantürkizm ile Panislamizm sentezi idi Galiyev’in üzerinde durduğu. Bu ideoloji, Batı Avrupa’dan Çin’e kadar uzanan Türk coğrafyasına egemen olması gereken ideoloji ve hatta devlet biçimiydi. Türkistan/Turan ülküsü bu bağlamda fikriyat orijininde olmasa bile teorik olarak Galiyev doktrini ile aynı paralele sahiptir. Galiyev’in metodolojisi, önce Doğu halklarının var olan sıkıntılarını analiz etmekti. Bu, sosyal, iktisadi, siyasal, kültürel, parametreleri içeren bir yelpaze idi. Ve sonra gereksinimler ve daha sonra da çözüm süreci yer alıyordu Galiyevizm doktrininde. Bu kesinlikle Sultangaliyevzim’in fizibilitesi idi. Kurtuluş reçetesinde, yarı sömürge bir ulusken Rusya’ya tarihinin en büyük hezimetini yaşatan Japonya halkını ve Türkiye’nin çilekeş halkımı örnek gösteriyordu. Bu hipotezleri Hindu Komünist Manabendra Nath Roy tarafından da desteklenmişti.

Galiyev, kurduğu metodoloji dışındaki uygulamaların akim kalacağını düşünüyordu. Nitekim, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin kurulmasının üzerinden daha on yıl bile geçmemişken şöyle demişti Sultan Galiyev: “Bu sistem mutlaka yıkılacak. Çünkü çağın en temiz ideolojisi ile kurulmasına rağmen, onu kaldırıp yerine ırkçılığı koydular.”

Galiyev’in katledilmesinin üzerinden elli yıl geçtikten sonra Rusya’da itibarı iade edilmiştir.

Yazar Hakkında

Hüseyin Cahid Doğan

Hüseyin Cahid Doğan

1980 İzmit doğumlu. İşletme Fakültesi mezunu. Ürünleri; Martı, Genç Adım, Mefkure, Vivo, Toplumsal Asabiyet, Kavsıkuzeh, Renkli Dergi, Ardıç, Serseri, Etika gibi dergilerde yayımlandı. Kocaeli Üniversite'sinde çalışıyor. Elif Bilge ile evli. | Yorumları
2
Adet Yorum Listeleniyor...
  1. 1ENGİN DEMİRCİ
    11:41 am | Mayıs 9, 2008

    Cahid bey merhaba,
    Çok güzel bir özetleme olmuş elinize sağlık,
    facebook da kayıdınız varsa,
    –sultan galiyev for peace in the middle east–
    adlı gurubumuza beklerim.

    iyi günler.

    Engin Demirci

  2. 2Hüseyin Cahid Doğan
    11:51 am | Mayıs 9, 2008

    Merhaba Engin Bey, teşekkür ederim.

    Üzgünüm, Facebook’da bir kaydım yok ve sanıyorum üyelik gerektirdiği için grubunuzu inceleyemedim. Ancak “Sultan Galiyev For Peace in The Middle East” ifadenize sonsuz katılıyorum. Hatta, Middle East’i World ile değiştirerek…

Yorum Ekleyin