Unuttum bendeki tüm isimleri
155 izlenim
Unuttum bendeki tüm isimleri, tüm adresleri. Ağlatıldığım duvarların taştan mı yoksa topraktan mı olduğunu.
Tanıdığım tüm yüzler bir teknede yoğruldu, tek bir hamur oldu. Sesleri aynı tonda, hepsi ağız birliği etmiş aynı şeyleri söylüyorlar ifadesiz. Konuştukları dili bilmiyorum ama ne dediklerini anlıyorum. Hiçbir şey anlatmıyorlar ama ne çok şey söylüyorlar. Takip etmek zor ki etmeye de gerek yok. Kaçırdığınız yerde buluyorsunuz tekrar benzer sözü. Onlar hep orda hep aynı şeyleri telaffuz ediyorlar. Alacakaranlık kuşağına tutulmuş gibisiniz. Sıraya dizilmiş ordular gibi insan yığınları. Sesler yüzler bakışlar ifadeler, ifadesizlikler hep bir. Tuhaf olan yanındakinden haberi yok bir diğerinin. Buna rağmen aynı yerde aynı sözde aynı düşüncedeler. Yol kenarından yürüyorum ama onlara yetişmek ne mümkün. Bazen adım atıyorum sıralı düzene girmeye ama bir gelip çarpıyor yere kapaklanıyorum yine kendimi kenara çekiyorum. Kendimi toparlayıp yürümeye devam ediyorum. Düzene girmeliyim diyorum, aralarına katılabilmeliyim. Nereye gidiyorlar acaba? Ama bunca bilinçli ve düzenli, sıralı gittiklerine göre mutlaka bildikleri bir şey vardır. Daha ne kadar yalnız yürüyebilirim. Girmeliyim aralarına deyip tekrar bir atak yapıyorum. Tam sıraya gireyim derken yandan bilinçsiz bir dirsek geliyor böğrüme saplanıyor. Düşmüyorum ama sıradan çıkıyorum. Uzun süre yerde oturup, hızla ayaklarını yere vura vura tüm haşmetleriyle geçen ordulara bakıyorum. Beni görmüyorlar. Oysa ordayım ama görünmez olmuşum ne hikmetse. Napalım diyorum böyle işte. Ama kim koymadı beni sıraya acaba, neden onlardan değilim acaba? Kim beni düzenin dışına itti acaba. Yoksa burada mı doğdum. Bunlara cevap bulamıyorum. Ordunun ayak seslerini ifadesiz tekdüze görüntülerini görmezden geliyorum. Yolun diğer kısımlarında ağaçlar var, rengârenk çiçek ve yemişlerle bezenmiş. Dağlarda kar denen bembeyaz örtü. Ne güzel şeyler bunlar. Acaba onları da görmüyor mu kalabalıklar? Sanırım onları da görmezden geliyorlar. Bazen çok uzaklarda yürüyen bir insan silueti görüyorum, ona doğru yürüyorum o başka yöne gidiyor. Demek dışarıda kalan yalnız ben değilim, bu beni sevindiriyor bir nebze. Geceleri çok karanlık oluyor, yıldızlar çıkınca seviniyorum. Onlardan gittikçe uzaklaştığımı düşünüyor ve onlara doğru yürüyorum yine. Onlar hala aynı adımlarla aynı söylemlerle yol almalarına rağmen hala aynı yerde imişler gibi gözüküyor. İçim elvermiyor onlara katılmaya ama çok yalnız kaldım. Geceleri onların şenliklerini görüyorum, ışıkları rengârenk. Bu ışıklar ısıtmaz beni biliyorum onlara kanmıyorum… Gittiğim yol yalnız ama dağları görüyorum arada bir ve çiçekleri ve üzerinde yapraklarla akıp duran dereyi…





Harika bir mono-log denemesi.
Kaleme bereket…
çok teşekkür ederim..yorumlarınız benim için çok önemli..
merhaba Ayşe Hanım,
Yedi İklim’den sonra Gök Ekin’in çatısı altında da sizinle buluşmaktan dolayı mutluluk duydum…
Hasan Aycın’a ait çizgi de oldukça düşündürücü ve etkileyici…