ellerimi maviledim denize karşı tablolar
en çok maviyi sağıp göğün memesinden
bekledim solgun bir deniz yüzü henüz ölmüş
bekledim, çığlığı buharlaşmış bir martı
rüzgarlar giyindim şehre karşı mahrem
en çok korkuyu süsleyip şeytanın aynasında
oturdum günah doğuran utangaç bulvarlar
oturdum, yağmurun teninde bir kavsıkuzeh
şarkılar söyledim gramofona karşı hüzün
en çok sesleri söküp gitarın telinden
yürüdüm caddeyi kucaklayan bir chevrolet
yürüdüm, soğuğun kırbacıyla doğruldu sabah
nefesimi tuttum iştahına karşı suyun
en çok yalnızlığı aparıp duvarın dilinden
bağırdım tanrım ve hayır patron biraz lsd
bağırdım, ve bak tanrıdan büyükledim seni
ellerimi maviledim aşka karşı şiirler
en çok seviyi boğup hiçliğin çeşmesinde
sustum dilsiz harflerimle sana ne epopeler
sustum, taşbaskıda retorik infilakı güne yağmur
hem bu hüsran neşteri altında
yaşam bir kadavradır.
Yunus Nadir Eraslan | Cumartesi, Mayıs 3, 2008, 11:39
Şiirin söylenen kısmı buysa -ki muhteşem bir şiir- asıl ben söylenemeyen yüreğin büklümlereinde kalan tortuyu çok merak ediyorum. Bir de bu adamı çok seviyorum. Gene mavi bulşatırdın yüzüme. Selametle…
Yavuz Başak | Cumartesi, Mayıs 3, 2008, 16:57
‘hem bu hüsran neşteri altında
yaşam bir kadavradır.’
Sanki bir kavsıkuzeh gördüm.