Tınıdaki tuzak

Tavsiye Et Yazdır 107 izlenim
Tınıdaki tuzak

“Müzik ruhun gıdasıdır”, hepimizin, farklı tarzları benimsemek suretiyle, üç aşağı beş yukarı hem fikir olduğumuz güncel söylem..

Pek tabii, diğer bütün dayatmalar gibi, global anlayışın dayattığı bu doğruyu da irdelemeden kabul edeceğiz. Peki, bari şunu irdeleyelim: Bunu gıdadan saysak bile, tek tip gıda ruhumuza ne denli yetecek? Bu gıdanın ne kadarı zehir, ne kadarı panzehirdir? Ve bu panzehir, acaba hangi zehrin “pan”ı? “Global Anlayış”la kast edilen, siyasi zeminden uzak göründüğü halde, dünya politikasının “hep beraber” sloganıyla yola çıkarttığı, tek tip insan prototipinden, sayesinde doruk noktaya vardığı ve katiyen, siyasi ve politik çabalardan muaf olmayan “moda”nın ta kendisidir.

Bunun yanında, içinde bulunduğumuz döngü, döndüğümüzü fark ettirmeyecek kadar başımızı döndürmekte…

Çoluk çocuk, dilimize dolanan sözlerin, belleğimizde tatlı bir esinti bırakan tınıların, bir çeşit uyuşturucu gaz içerdiğini, modernizm, kalite ve gerçekliğin kilometrelerce önüne geçtiği için fark etmemiz zor elbette. Bu noktada, neye ne için sarıldığımızı düşünmek bile kafi gelecektir: Kafası bozulan, ruhu aksamaya başlayan, güncel tabirle “depresyona giren” gencin ilk sarıldığı dal, genelde arabesk, bazen slov şarkılardır. yani bir zehir sızıntısı için “pan”zehir arama çabası… Radyoda çalan şarkı :

“İsyanın var olanlara
Dayanamıyorum yarınlara
Çaresizim halsizim…”

Kişisel gelişimin, safsatadan ayrılan en öncelikli –hatta belki tek- öğretisi motivasyondur. Yani der ki kişisel gelişim uzmanları; “Güçlü olmak ve başarmak, güçlü hissetmekten geçer.”

Diğer bir bilgi de büyüklerimizden gelir; “Bir akıllıya kırk kere deli dersen, onda delilik belirtileri görmeye başlarsın…”

Bu tarz şarkılarla insanımız, zehrine deva, bozuk moraline şifa bulmak şurada dursun, çaresizliğini ve halsizliğini katmerlemekte, yukarda bahsettiğimiz global pencerelerden birini aralamaktadır. Gıda dediği müzik, en kötü zamanında onu sırtından vurur, yarasını deşer, ruhunu kirletir ama ne yüze bakan göz, ne de aynaya bakan yüz bunu fark etmez.

Yani, içindeki kuyuya düşen genç, aç olan ve açlığını an be an hissetmeye başlayan ruhuna “gıda” diye dayadığı müziği içine çektikçe, içindeki kuyu büyür. Hasılı kelam, pan-zehir, zehrin kendisinin “pan”ı dır. Ve bilinir ki, “kötüden iyi sadır olmaz”, zehir ile yara sarılmaz.

Türkülerimize bile sızmış olan bu gri duman, muhakkak, insanın “kader”i yeterince iyi anlayamamasından kaynaklanmaktadır.

“Adaletin bu mu dünya/ Ne mal verdin ne yar dünya/ Kötülerinsin sen dünya/ İyileri öldüren dünya.”

Empati kurarsak, türküyü dinleten insanın, ona kısmen katıldığını, hak verdiğini hatta “Evet doğru, öyle öyle! Aah vah dünya, pis dünya” dediğini hissedebiliriz. Çünkü, bunu diyenin dünyanın en ufak bir şey vermeye ya da almaya güç yetiremeyeceğini, her şeyi alan ve verenin yaratıcı olduğunu, ve tüm almaların aslında birer vermek olduğunu algılayamaması gibi, bizim nefsimiz de bu fısıltıya meyyaldir. İşte, empatimizdeki başarının asıl sırrı da budur.

Bu gün, kirliğin sızma yöntemlerindeki çokluktan daha ilginç bir şey varsa, o da, bir tek yöntemle, bir çok kötülük dalının birden aşılanmaya çalışılmasıdır. Altı üstü şarkıdır dediğimiz şey, “ama evlisin, keşke daha önce gelseydin” gibi şarkı sözleriyle, harama bakmayı, ve dahi başkasına ait olana gönül bağlamayı meşrulaştırmaya çalışırken, bir diğer şarkı “seninle cennet ödüldür bana, sensiz cennet bile sürgün sayılır” diyerek, mutlak kudrete rest çekmeyi öğretir halde karşımıza dikilir. En mutedil gibi görünende yakardığı “tanrı”dır, ve sokakta şarkı mırıldanan çocuğun ağzından “Allah” kelamı duymak imkansız halde, asıl bu şekilde gelir/ getirilir. Birini sevip ayrılan insana “artık yaşayamam, al canımı ya bana onu ver” dedirtme becerisi, yine şarkılara aittir. Böylece, yarasını sarmakta zorlanmakla kalmaya insanoğlu, yaratıcısının karşısına dikilmeyi de öğrenmiş olur. Ve müzik ile ruhumuz, tabiri caizse “belasını” bulur.

Yazar Hakkında

Elif Bilge Doğan

Elif Bilge Doğan

1984 Çanakkale doğumlu. Okul Öncesi Eğitim Bölümü mezunu. Ürünleri; Yedi İklim, Serzeniş gibi dergilerde yayımlandı. Tiyatro Yazarlığı yapıyor.

Yorum Ekleyin

Yorumlar Gravatar desteklidir. Gravatar kullanın.

Kullanılabilir XHTML parametreleri: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <blockquote cite=""> <code> <em> <strong>