Yahudi Dizini.

Hüseyin Cahid Doğan tarafından

Enkazın döşüne yaslanıp bir sigara yakacağım

Şubat 11, 2009 tarihinde Şiir dizini altında Hüseyin Cahid Doğan tarafından yayımlandı ve 938 kere okundu

enkazın döşüne yaslanıp bir sigara yakacağım,
ve ey yahudi
tanklarınla ve toplarınla
şenliğimi çoğalttığın için
çıkarılan’ı bir kere daha
rahmetle anacağım.

orada, esmer ablamın saçlarını yıkadığı
dere yatağı,
henüz ablam için davranmamıştır Bu girdinin devamını oku →

Hüseyin Cahid Doğan tarafından

Çünkü çoğu zaman eve baba değil elindeki fileler döner

Mayıs 29, 2008 tarihinde Şiir dizini altında Hüseyin Cahid Doğan tarafından yayımlandı ve 556 kere okundu

O korkuya nasıl birikiyorum biliyor musun?
Şaşkınlıkla ağzı deşeleyen tınısına,
Hür ve Bilge senkronizesinde nasıl yapışıyorum, biliyor musun?
Dehlizler tutuldu ve şimdi geç yanımdan,
Ve elbet bir atın varsa sür sığ sanrıma!
Sahi senin gözlerin bile varmış biliyor musun?

i
Kâfir değilim
sigarayı bırakabilirim
şiiri bırakabilirim
O kaldırım kalbim kadar soğuk
orada yaşayabilirim
dışarıda ne çok insan var
iyi görünmem lâzım
Müslüman’ım, yakışıklıyım, iyiyim
diyebilirim
ve güçsüzüm, küçüğüm, çocuğum bilirim
Siz mesela
-dikkat köpek var- evlerinizde otururken
ben daha çok ıslanabilirim
Berbere de gidebilirim
sakalıma dipnot, ustura, ‘kanattın lan!’
kantaşı sürebilirim
berberler az konuşsa, olsa, az kanasa
fıkra anlatmasa, soru sormasa
‘lan sus! sus! sus! ağbin değilim ben senin!’
bağırabilirim
yoo, aman sus, o da insan, kalbi filan var
sinek kaydı yapçak beni
üç dirhem bir çekirdek olcam
bir de Müslümanım çok yakışıklıyım zati
haa, camiye gitmeliyim
camiyi boş bırakmamalıyım
dua etmeliyim
edebilirim, büyüyebilirim

O yahudi burada da çalıyor, camide de
kulağım nereye gitse o yahudi orada
kahvesi, bir tane dahası, gitmeden öncesi Bob Dylan’ı
daylan mıdır, dilan mıdır telaffuzu
ben nerede ağlasam ağlıyor o yahudi orada
-sen de ağlıyorsun ama işitmiyorsun Dylan’ı
sordum, işitmiyorsun-
-hem sen ağlarken yaş filan da geliyor-
-bunu denedim, o tuz biriksin yanağımda-
-olmadı, olamadı-
yani gözüm nereye gitse o yahudi orada
lan ben senin ağlama duvarın değilim
lan ben seni şimdi sabun yapçam
hitler’in olcam, ‘auslander raus’un
ben faşist
ben kılıç artığı
ben yahudileri sevmem müzik dinlemeyi severim
sen yahudileri sevmemem müzik dinlemeyi sevmem
yani ama o yahudi filanın ne alakası var duvarla
vurulan çocuklarla, annesiyle filan
Her şeyin bir alakası var evet diğer bir her şeyle
meselâ karıncanın alakası var terleyen başakla
Her şeyim’sin senin de alakan var diğer her şeylerle
Her neyse, her neyse ise, her ney ne ise filan
gece! dur! gelme üstüme!

Şimdi bir Simeranya miktarı uyansam
önce uyusam mıydım?
gece! hayır! dur! girme geceme!

ii
post modern savunu: kadrajda ruhum.

Yürüdüm çamurla süslenen yüzlere
müdebdeb
mutantan
yavaşladıkça gırtlağı alınan bir korkudaki kan teyakkuzu
‘ey tatmin olmuş nefis, gir şimdi oraya’
gir sen kazılan o geniş çukura
Levh-i Mahfuz’daki kuyuna.
Adım hüseyin fedası eksik
yaşım yirmi üç gedası eksik
bileklerime konan kuş gagası eksik
parmaklarıma kadar çatlayan fırat
bileklerimde kanayan kerbela jilet filan
falanun filanun fülan’a
ben de mesela alnıma haç çizip
ne haç’ı hilal filan çizip
çizdiğim yerde saklı bir kesik
ne yalan ne yalan ne yalan
bir kesik kan olmadıkta
ne yaman ne yaman ne yaman
bir kesik sızladıkça
Yürüdüm çamurla kirlenmeyen
yürüdüm başım eğik
insan insan’ı öldürdü insanlığını
sustum dilime ihanet edip
sustum ben de mitralyöz bilirdim
bağırmayı direnmeyi küfretmeyi
‘lan piçler, lan piçler, lan piçler,
lan son of a bitch’ler!’

yine de
Amerikanyalıları n’olur öldürmeyin
siz İrakistanlılar

post modern ret: vizörde ruhsuzluğum.

iii
Kim kim’dir kim bilir?
Kim bilir beni de kaşağılayan o kaygı,
-demirden çocuklarını batırıp saçlarıma
çıtlayan bitlerin feryatlarına kadar
acı nedir! acı nedir! acı nedir!
odur, şudur, budur, hepsidir, değildir-
öğretmenim, kaşağım benim, Rabb’im
seni ben pek çok, çok işte, pek, kavi, muhkem, filan
what’s in your head? God is not crying filan
susayım, susayayım, sustalanayım
s
a
k
ı
ndırılayım, simit sarayım, sara’yım

Editörün Notu: Daha önce Toplumsal Asabiyet dergisinde yayımlandı.