
kuyuya indiğimde
kana bürüyerek çok’dolaşık gökgölgesini
muhtelif atlar ihtişamla
taylıyordu

yağmura iniyor yüzüm
şafağın kavşağında
kar kokuyor ceplerim
yüzümde suskunluğun yuvası
duam var, biliyorsun tanrım


Her şey sonlu olduğundan
Her şey sen olduğundan
Suskunluğum
Bu bir susku perdesi

uzun yağmurlar biliyorum ben
çiçeklerin yapraklarını titreten
güz askerleri

damarını sarmalar ihtizar hayatın
kulaklarda güze çalan bir ömrün fısıltısı
sükutuyla metruk içten bir sesin
isyansız onayı yayılıyor boşluğa

Yalnız
Bir nakarat kalmıştır dilimizde
Hüzün bile
El çekmiştir bizden

Aslı yok
Binlercesi bu kadar işte
Yakılsın şiirleri Elsa’nın
Isınacak bir çocuk.

Vakti olana gam yok. Selviler cömerttir.
Ve değil mi ki sayılı gündür, bekleyin.
Çabuk geçer.

Yolculuğum tatlı anıların, damağımda kalmış ayranın lezzetiyle buluşunca bir kavşakta bitiveriyor masal gibi.