
bir güzelin kapısında
bin gönül gidiyor
oralarda söylenen
bir şarkı olmalı

ince ağacın dalları kımıldarken
soğuktur viyadük dipleri
sorma kim daha çok üşümüş
ben mefluç

Belki gülümsemek orada helaldir bize
Atlarımızı suvarırız orada
Şimdi yıldızlara bakacak kadar yalnızız
Sus. Söyleme.
Söylenirse unutulur şarkımız.

hıçkırır; oltanın genleri
denizi tamamlayan gözlerin,
pazarlara gerdan
dilsiz pullara.

Bu gün, kirliğin sızma yöntemlerindeki çokluktan daha ilginç bir şey varsa, o da, bir tek yöntemle, bir çok kötülük dalının birden aşılanmaya çalışılmasıdır. Altı üstü şarkıdır dediğimiz şey, “ama evlisin, keşke daha önce gelseydin” gibi şarkı sözleriyle, harama bakmayı, ve dahi başkasına ait olana gönül bağlamayı meşrulaştırmaya çalışırken,

hemen burda, hemen şimdi bildim
ilk kez öttüğümün resmidir
yılların hasreti var üzerimde
haydi söyleyelim şarkıyı.

ölüm elit mi gelir asillere
dedim ve kuşandım cicilerimi