Sancı Dizini.

Yavuz Başak tarafından

Uzak

Ocak 22, 2008 tarihinde Şiir dizini altında Yavuz Başak tarafından yayımlandı ve 1.056 kere okundu

I
İsminizi bağışlayın, onun bir suçu yok

Mavi bir binekle
Şu caddeden çıkalım bu bildik yoldan
Ankara kalesinde yok yağmur
Her yer ekili ışık görebildiğince
Göz tarlasında hep eksik hep eksik akşam
Bir çift göz eksik yağmur ondan yok

II
Burada eğlenmeyin, yol da yok yolcu da yok

Kaburgamın eğrisindedir sancı
Üleşen ne sen ne de başkası
Ruh’a dönen göç
Ve üflenen son dua
Barklanır her mezarda
Barklanır
Bir ‘yaşamak’ dağlısı.

Çatırdayarak kırılsan kurtulacağım
Saplanacak
Belki kan olacak payım

Ha uykuda kar soğuğu
Ha resimde yağmur
Aslı yok
Binlercesi bu kadar işte
Yakılsın şiirleri Elsa’nın
Isınacak bir çocuk.

Isınırsa bir çocuk
Şairdir senin adın.

beni saymayın, hükmüm de yok ritmim de

Elif Bilge Doğan tarafından

Ölüler kazanılmış susku çiçekleridir

Aralık 26, 2007 tarihinde Değini dizini altında Elif Bilge Doğan tarafından yayımlandı ve 890 kere okundu

Ölümünün ne güzel olduğunu sevdim seni içimde öldürdüğüm zaman” modasına hiç uymadım ben. Çünkü onlar bunu dillerine dolamadan önce de biliyordum içinde bir ceset taşımanın ölmekten zor olduğunu, her bir uzvunu, ciğerini, kalbini, damarlarını tırtıklı bıçaklarla yırta yırta öldürdüğünü…

Ve yaşamak, bilmenin yanında nasıl da esamisi okunmaz küstah bir saçmalık!

Şimdi hepsi yüzünden, neden öldüğünü, nasıl öldüğünü bilmemem yüzünden, katilini tanımamam ya da aynadaki oluşundan delirircesine korkmam yüzünden, sanki canlanıverecekmişsin gibi gelmesi ama cesedine baktıkça bembeyazlıklara bezeli gözlerinde siyahlık kalmayışından, hepsi yüzünden; bilince tarif ettiğimi yaşayınca anlatabilmem imkansız!

Bu yüzden küçümsüyorum şairleri; o büyük büyük lafların ardında bir parça gerçeklik olsaydı kelimeler boğazlarını keser, dillerine varamazdı; eminim!

Belki bir parça toprağın olmalıydı, böyle üstünü örtüp başını açıp odanın bir köşesinde çürümeye terk etmemeliydim seni ama morarmış da olsa yüzün, hala siyahlıklar var saçlarında ve mesela kaşlarında..

Sadece “bitti” yi mazeret olarak kabul etmediğimi bilirsin, aşk bitti, hayat bitti, tolerans bitti; hiç birini.. sadece bitti yeterli bir açıklama olamaz asla, o halde neden? Bitti dışında bir cevap ver bana.. neden öldün cevap ver neden?

Bütün zavallılar arasında en çok ateistlere acırım ben; çünkü öyle ya da böyle o sığındıkları anlamsız sıfatın arkasına, Hiçbir kahin bu denli büyük bir kaybı öngöremezdi.cevap bulamadıkları sorular yüzünden geçmiş olduklarını düşünürüm ve bilirim ki “neden” kadar insanı delirtme istidadı olan başka bir kelimecik de yoktur.

Sen bana acırdın kalk!! Neden’in kuyusuna bir ip at, kalk!

Bu ne büyük bir hayal kırıklığı; Ben üzüleceğim diye sen hiç yitmezsin sanıyordum, canın pek tatlı olduğundan ya da benim eteklerinde sonsuz kalmaya layık olduğumdan falan değil, hem hep sızısı olur nedense büyük olanın, ayazı hiç dinmez mesela büyük dağların, yani işte ondan, söz vermedin belki ama ben öyle anladım; üzülmeyeyim diye gitmezsin sandım; şimdi bilsen bu ne büyük bir sancı..

Hiçbir kahin bu denli büyük bir kaybı öngöremezdi, oysa kader, bildiklerini asla söylemeyen çilekeş kahin, yapıyor yapacağını. Ona hesap soramam, tanımıyorum onu, benim yabancım. Ama sen en yakınım, dostum, ta kendim; başını duvardan duvara vurup yumruklayıp sormak istiyorum sana hesabını, ne yazık ki ölülere yumruk işlemez ve de duvarın soğuğu..

ölüler kaybedilmiş ilham perileridir! Evet.