
Mezun oldum aşk ve alışkanlıktan
Mezun oldum savaş ve barıştan
Mezun oldum hayret ve hasretten
Mezun oldum isyan antlaşma ve kaçıştan
Mezun oldum haset ve hasenattan
Mezun oldum monarşi ve hiyerarşiden.
Diplomam sende kaldı İstanbul
Ne kadar duygusal durdu bu mısra
Yakıştı bak lirik bakışlarıma.

dolaşırım kadırgası batmış deniz dervişi gibi
deniz feneri dediysem, yarısı sen, yarısı ben
rüya sen, düş ben
ki yedi iklimi birleştirdim eğe kemiklerimde ben

Bütün hikaye insan soyu kadar
Bitiyor ya göz açıp kapayıncaya

Uyumalıyım.
Balkonları değiştirmeliyim
Rüyaya inen bir yer yapmalıyım
Neonları kullanırım belki de…

üreğine sığınabileceğim dostu meczuplar içinde arama gerekliliği korkutmuyor artık beni; zira bir divaneliktir bu yaşananlar…Kabrinden doğrulup şehri seyreden biri varsa ve eğer onun gözleri yalnız uhreviyete, mana alemine ait cevherleri seçebiliyorsa, bomboş, renksiz, sessiz ve nefessiz görür sokakları…55

Yar al benden varlığını da başka ziya kalmasın
Öyle yak ki şu sinemi aşkta bir riya kalmasın

Uyanınca
Koynunda ne varsa
Kendinin sanıyor insan
O zaman
Geri dönmeli rüyaya

Uyandım ağzımda kan tadıyla…
İstasyondayım. Nasıl geldim, neden geldim, nereye gidecektim bilmiyorum. Saçlarından yılan çıkaran Medusa gibiyim, başımda müthiş bir ağrı var ve saçlarımın, uçları baldıranlı oklar gibi beynime saplandığını hissediyorum. Saçlarım sistematik olarak beynimi zehirliyor; Agripina saçlar. Günlerdir tıraş bıçağı değmemiş sakallarımın dipleri hafifçe kaşınıyor. Peronun ortasındaki gotik tarzlı sütunun kirişle buluştuğu noktaya yakın yerinde [...]