
Ey Hâlim! Şimdi n’ola benim halim. Ey “ Ya Hâlim! Ya Hâlim! diye zikreden hafız. Şimdi kim hıfzede beni bu ateşten… Ve ey ateşi şiir bahçesi eyleyen İbrahim. Şimdi beni kim ata ateşlere…

Ne ki, aşkın geleneksel tasavvurundan hayli uzaklaşmış bulunuyoruz. Arada kimi ışıltılı öykülere rastlamıyor değiliz ama aşkın, alabildiğine kirlenmiş bir toplumsal ortamda, ilahi yönleriyle anlatılması artık imkansızmış gibi görünüyor. Aşkın imkansızlığı sorunsalı, modern edebiyatçının çeşitlendirmekten usanmadığı bir mesele olarak önümüzde duruyor. Aşkın vahşi ve cinsel özellikleriyle ele alındığı kimi ‘başarılı’ metinlere rastlıyoruz.

Çünkü vahiy, saf ve katışıksız hakikat olarak, aklı aşan, aklı öteleyen ve çevreleyen bir kaynaktır; böyle olduğu kadar, insanın şuurundaki muhtemel bulanıklıkları da gidererek, onu daima kesrete karşı teyakkuza çağırır ve İlahi Merkez’de tutunabilmesinin imkanlarını işaret eder.