
Sözünü ettiğimiz Türk şairlerinde yapıları gereği, bütünleşmeden, belli noktalardan yakalanan şiir, Zarifoğlu’nda hayatın her noktasında yakalanıyor ve yekpare bir bütün çıkıyordu ortaya. Bu yüzden varoluşun her boyutuyla örtüşüyordu şiiri. Hayatla birlikte akışın ritmini tutturmuştu birkez: “Tanıkol / Yer sahibi gök sahibi / aktığımıza / içimize koyduğun sesle ”.