Bulantı
Nisan 21, 2008 tarihinde Şiir dizini altında Hüseyin Cahid Doğan tarafından yayımlandı ve 1.815 kere okundu
yok oluş masalı bunu ben uydurdum
esenlikte değildim yağmurdu galiba
simurg dağa çarmış yanıyordu üstelik
gıcırdıyordu ne vakit uzansam gökyüzü
yok oluş mavisi işte büsbütün kaygılık
harflerim kuruyordu bulanık bir alfabede
kelebekler kötü yola düşmüştü ilginç
hayret ateş deniz ülkesine göç ediyordu
ve beni görünce değişiyor göğün rengi sanki
soluk alıyorum, gündemindeyim Tanrı’nın, yaşasın!
ve geçmesin hiçbir tutanağa adım diye
legal aşklarımı da saklıyorum avuçlarıma
aha, ay kımıldadı gökte ilk defa, gördüm
pena gitarı kanattı benim suçum değil
sevgilim çoğul tutsun kendini ben yokken
ve aldanmasın gamzesine mevzilenen hüzne
ben şimdi gidiyorum fotoğrafımı çekme sakın
arada sırada gidebilmelidir insan ansızın
ve bu yansımak zorunda değildir başka şeylere
çünkü fotojenisi olmayan bir eylemdir gitmek
gidiyorum üzgünüm, sanırım bu yağmur
tutarsız bir ürperme yaşam dediğin
ellerini aç, şehir yutkunsun soğuktan
ve üşümesin lütfen diyorum, ellerin diyorum
telaşsız ve renk vermeden seviyorum
Tanrı’nın lügatinde rötar yoktur diye
zehre endeksli bir şehzade ürküntüsü
ya da kurşun buğusu bilmiyorum
evet tehirsizdir Tanrı’nın tecrübesi
ama, ah bu la-dini söylem aymazlığı
Tanrım
baharı erteler misin mümkünse bu yıl?

