Görüntülenen Dizin: İstanbul
Görüntülediğiniz Dizin: İstanbul.
Görüntülediğiniz Dizin: İstanbul.
Ne garip terk edip gitmek eskisi kadar zor gelmiyordu. Ne de olsa ayrılık acısı kanayan yarasıyla her an beraberindeydi. Nerede olduğu ne fark ederdi ki. Gönlü yaşamak istediği mekanlardaydı, bedeninin varlığı iyice anlamsızlaşmıştı.
Koşuşturma, koşma değildir artık İstanbul’da. Gidiş geliş, bir bakıma yokoluşa doğru hızla yol alış gibi olmuştur. Yittiğini hissedersin… Her güne bir not düşsen, hayatın dolu geçtiğini sanıp sevinirsin. Ara sıra sunulan coşkuya eşlik, belki yokoluşu anlık unutmakla eşdeğerdir.
Yavaş yavaş cemiyet ve modanın çılgın seline kapılıyorum. Ruhumda inkılâplar yapıp bir daha tamir edilemeyecek gedikler açıyorum. Dümeni kırık bir gemiyim. Fırtınanın yönüne, dalgaların akışına bırakıyorum kendimi. Ne zaman batacağı meçhul bir gemi…
Bu son sözüm ağzımdan çıktığı anda beni utandırdı. Çocuğu da. Dudaklarını büzdü, gözleriyle bir “Neden!” bıçağını bana sapladı ve başını yavaşça önüne eğdi. O an içimde çocuğun saçlarını okşamak gibi karşı konulamaz bir istek baş gösterdi. Bu kesinlikle “Neden herkesin beni incitebilmek için bir sebebi oluyor mutlaka?” haliydi.
Fatihin kadar asil bir at,
Surların önünde geçmişi özler.
Ağyardan gelir de kamçı ve tokat
At bile acıyı dostuna kişner.
Dedim ya, kendime sunabildiğim hiçbir neden yok. “yaşamak için seni unutmalıyım” desem, kimler beni insanlıktan aforoz eder bilmiyorum. Lakin varsa ölçsünler; gözleri ne kadar Ammar bakar!
İnsanlar çölde de susuz, Ankara’da da..
Kuruyan bir kalp Ankara’da da yalnız, Afrika’da da..
Bir şekilde sular durulmaktadır içlerimizde. Belki de durulamayacak sular bizi pek de irdelememektedir asıl itibariyle… “Öz eleştiri”lerde kendimizin avukatlığını üstleniyoruzdur çokluk…