İstanbul Dizini.

Mustafa Oral tarafından

Çağrı

Eylül 16, 2009 tarihinde Hikâye dizini altında Mustafa Oral tarafından yayımlandı ve 475 kere okundu

Orta Anadolu’dayım, bozkırlardayım. Çiçekleri kırıp geçirecek kadar soğuk bir kış gecesi gurbette yapayalnızım. Bir yıldız gökyüzünde direksiz durup bana bakıyor. Göklerin kelimesi o yıldız aşkımı kainata benim adıma haykırmak istiyor. Bense ‘Hayır,’ diyorum, ‘kalbimin tecessüm etmiş bir cümlesi olamazsın.’

Bozkırlar üzre seni bekliyorum, gelmiyorsun. Ruhum serzenişler içinde. Vücudum karlar gibi dökülüyor geceye. Pencereme alnımı dayayarak arı duru güzelliğini düşünüyorum. Güzelliğin, ayrılık ateşine Yunus gibi en düz, en zarif, en yanıcı odunlar taşıyor. Ayrılığın ateşiyle yandığım zamanlarda kendimi denizlerin kucağına bırakırdım. Şimdi Emirgan’da olmak vardı. Şimdi Emirdağ’dan seni alıp, İstanbul’a, Emirgan’a gitmek vardı. Şimdi de hasretinden yanıyorum. Deniz yok ki buralarda. Gidip de kendimi şöyle atıvereyim. Şimdi ateşin harını soğutmak için ‘Karlar ruhuma yağsın’ diyorum, diyorum. Bu girdinin devamını oku →

Mustafa Oral tarafından

Kızkulesi ve kankulesi

Eylül 1, 2009 tarihinde Hikâye dizini altında Mustafa Oral tarafından yayımlandı ve 837 kere okundu

İnsanı ve kainatı aşındırıp çözen bir sonbahar akşamı Kızkule’sindeyiz. Yıllardır görmediğim dava arkadaşlarımı görmek için buradayım. Anadolu’nun kuş uçmaz, kervan geçmez bir köyünde yıllarca kar topladıktan sonra bir çığ gibi buraya düştüm.

İstanbul’un gurbet akşamlarımın gözünde mavi bir nur olduğunu sanarak seyrediyorum etrafı. Yollar değişmiş, yoldaşlar değişmiş. Arkadaşlar gitmiş, kardeşler gelmiş. Kardeşler dost, dostlar arkadaş olmuş. Arkadaşların kimisi hiçbir şey olamamış. İstanbul’un bazı yerlerinde her şey değişmiş, bazı kimseler ise hiç mi hiç değişmemiş. Kızkulesi’nin az ötesinde senin okulun Haydarpaşa Lisesi aynı hüznüyle orada öylece durup duruyor. İstanbul’da Paşa adını taşıyan o kadar çok semt var ki, “Acaba bir gün benim adım da bu şehrin bir yerine verilir mi?” diye umut etmiyor değilim onun bu halini görünce. Küçük Mustafa Paşa ve Koca Mustafa Paşa semtleri var zaten. “Benden bir isim verseler ne derlerdi acaba?” diye soruyorum kendime bir an için. Neyse… Bu girdinin devamını oku →