
Her şeye batıdan bakma adetimizin müzik üzerindeki hakimiyetini yıllardır dinlemeye doyamadığımız Nusret Fatih Ali Han üzerinden yorumlayan Selçuk KÜPÇÜK’ün, yerinde tespitleriyle nesneden manaya müzik yolculuğu oldukça tatmin edici bir çalışma.

‘Kalk gidelim düğüne’ dermiş, İsmet Özel’in annesi ayakları uyuştuğu vakitler. Sesini duymadık ki hiç; bu güzel cümlenin müziği nasıldı annesinin ağzında devinirken, bilelim. Ama güzelmiş ki en az onun kadar güzel bir şiirin başına taç etmiş o sözleri.

Aramak fark etmekle başlar… Çünkü fark etmeden özgünlük yakalanamaz. Ancak özgünlüğü yakalayan insan arar. Fark etmiş, farka bakıp farkı görmüş, farkı gidermek için farklı yollar aramaya başlamış, farklı yolun farklı yolcusu olmuştur… Hulasa aramak için yola çıkmak, yola çıkmak için eksiğini tespit etmek, eksiğini tespit etmek için farkında olmak, farkında ...

Sözünü ettiğimiz Türk şairlerinde yapıları gereği, bütünleşmeden, belli noktalardan yakalanan şiir, Zarifoğlu’nda hayatın her noktasında yakalanıyor ve yekpare bir bütün çıkıyordu ortaya. Bu yüzden varoluşun her boyutuyla örtüşüyordu şiiri. Hayatla birlikte akışın ritmini tutturmuştu birkez: “Tanıkol / Yer sahibi gök sahibi / aktığımıza / içimize koyduğun sesle ”.