Güz ile ilgilidir
Mart 26, 2009 tarihinde Şiir dizini altında M. Taha Ayar tarafından yayımlandı ve 518 kere okundu
I.
Yine çağır tanıklığa dağı ki şu an
Dudaklarının taze suyu çekilmiş
Bir muhacir kız kadar tehlikesizim
Velveleye veremem belini bir oğlanın
Ne yapsam n’eylesem anlaşılır
Ya da güz gelsin de
Suçu başkasına atayım
Anlatayım kıssayı lafı uzun etmeden
Asasıyla düşürüp çürük yaprakları güz
Gelsin de cayayım şu leşi sürümekten
Sana yayları kırık cenk arabaları
Göğüsleri iri karılarıyla helak
Olmuş kepaze okçulardan dem vurayım
Dindar ve çar-darpla rüştlerini ispat
Etmiş çeriler çekinsinler bu cürmden
Bu bahsi kapat
Bu bahsi kapat
Ya yağmura sığın el çırp
Ya bahsi kapat
Madem sesim salavat getirirken titrek
Sevişirken hayvan
Altun derken çirkin
Meryemoğlu rağmına ey
Çarmıh çattıran bilek
Al bütün çalgılarım
Bak tefim bu lavtam işte çengim
Boynumdan bir şal gibi dökülen
Portakal çiçeklerini de al
Ve fesleğenlerle eğlenen kadınım
Bir beyazlık sürtünür yüzüne güzün
Onu çünkü soğuktan morarmış
Derin sularla kendim yıkadım
Kuşatıp geceyi dört bir yandan
Kuleler kurmakta usta babam
Aha şehveti bana patlayan avrat
Fakat bakış benle ve deyiver çabuk
Tadından önceleri nesiyle çağrılırdı tuz
De yoksa korkmaktan üstümde hallar
Var ki biri dünya dese ağlarım
Güz gelsin içerimdekiler yalvar yakar
Dört gram melek
Dört gram şeytan
Dört gram karanlık
Dört gram tan
Güz! ey geldiği an suratımda
Ağzımın bir yara gibi kapandığı
II.
Bütün bahçelerden ey kovulmuş olan
Salkımlar sarkan giysilerinden
Meşinden kırban var idi bir zaman
Bir zamandı şarkılar ağırlardın hanende
Demdi şarlatan demdi falan filandın
Gittin öfke geldin öfke
Ama kınından hiç sıyırmadın kılıncını…
Onlarla dopdoluydun o zaman
Biri sus pustu biri ozan
Biri yaşlı biri ayyaş bir adam
Şamataydı hep hayatı
Haşat etmişti tekinin çehresini güz
Yıldızlar bir enkazdı
gökler enkaz
Üstüne çullanmıştı enkazdı güz
Biri bir kadını katletmekte ısrarkar
İşvebaz ve nazenin boynunda damar
Tanrının kasıklarına sokulmuşlardı
Biri ölmüyor ölemiyordu
Çırpınıp duruyordu med vakti sular gibi
Han sofrasında yerilen kullar gibi
Güz gele hele anlatırım hikayem uzun
Bende başlar bende biter uzun
Bir nergisi açıklamaktan aciz
Karanlıktan damıttılar yüzümü
Sevgili o karanlığınım ben
Oraya salın beni yine
Yoksa ödüm kopuyor açılan düğmelerden
Ödüm kopuyor bu akşam üstlerinden
Ne buralı oldum olmağa ne niyyetim var
Tarlalarım varmış soluk benizli otlara yatak
Bir adım var imiş onla çağrılırmışım
Bir halt etmişim de alnım böyle buruşuk
Düzelirmiş güz gelse kumral çatık kaşlarım
Sakarmışım da ondan gün günden muallakmış
Ürperten bir meseldir geç bunların üstünden
Anladım ki perçemlerine düşman
Kanları bulaşmış o canım cihangirler yok
Arzumuz kumruları ürkütecek kadar nahoş
Gittik öfke geldik öfke
Sanki ne anladık ki yaşamaklığımızdan
Ey sığacağım kın gireceğim et
Dökeceğim kan bizi affet

