You are browsing the archive for Friedrich Nietzsche.

Hüseyin Cahid Doğan tarafından

Gülünç bir yanı var bunun

Kasım 30, 2007 tarihinde Hikâye dizini altında Hüseyin Cahid Doğan tarafından yayımlandı ve 615 kere okundu

Homoseksüelleri katlediyor gece yarısı evinden ayrılıp.

-Bana kurşunlarımın yerini söyle!

Söylemiyorum bir süre. Evin altını üstüne getiriyor, düzene tapmamı kullanıyor, biliyorum: Fiziksel demagoji. Kurşunları sakladığım yeri elimle işaret ediyorum, buluyor onları.

-Bir daha bunları saklamanı istemiyorum, diyor öfkeyle ve çekip gidiyor. Gece şehre tam yerleştiğinde evinden ayrılıp, homoseksüelleri katlediyor.

Gülünç bir yanı var, bir homoseksüel seri katiliyle aynı evi paylaşmanın.

-Tabancanı bari yanında getirme, diyorum sıkıntıyla.

-Bu, diyor ve bir müddet tabancasını okşuyor. Sonra Titovâri bir bakışla:

-Ehrimen’in oğlu. İçimdeki kötülüğü günâhla silmeme yardım ediyor. Sonra dilini silâhın namlusunda gezdiriyor. Korkunç ve kısık bir ses tonuyla ekliyor:

-Bu benim sevgilim, bunsuz yapamam.

Aslında onun hikâyesi de diğer standart seri katillerin hikâyelerinden pek farklı değil. Belli bir yaşa kadar kanunlara uyan ideal bir vatandaş; sabıkasız, hatta adı hiçbir şekilde mahkeme tutanaklarına geçmemiş, karakola düşmemiş, tanık olarak bile çağrılmamış biriydi. Toplumun öngördüğü ahlak ve görgü normlarının dışına çıkmayan, herkesin ortasında, herkesin içinde, herkes gibi bir insandı. Kim bilir, ölene dek böyle sürdürecekti hayatını. Ta ki o işareti görene kadar. Nietzsche’nin dövülen atı, Kabalacılar için kuzey diasporadaki sürgünlerin Sion’a geri dönmesi ya da Jeanne D’Arc’ın rüyası gibi bir şeydi bu.

İnsanların isimlerinin anlamlarına önem verdiği bir yüzyıldı ve Frederic adının çok önemli manalara geldiğine inanıyordu.

Gördüğü işaretin; bir akşam ketçaplı makarna yerken, kaşığında bir kıl görmesi olduğunu söyleseydim size, tabii ki buna inanmayacaktınız. Ben de gerçeği haznesinden çıkarıp, daha tutarlı olması ve uzun sürmesi amacıyla yalanlayıp servis yapacaktım.

Frederic on iki yaşındayken o güne kadar hiç görmediği bir adamın tecavüzüne uğramıştı. Ve bu olaydan tam yirmi bir yıl sonra gece yarısı evden çıkıp homoseksüelleri katlediyordu.

Mesut Onat tarafından

Sessizliğin gürültüsü

Haziran 20, 2006 tarihinde Değini dizini altında Mesut Onat tarafından yayımlandı ve 639 kere okundu

İlk ben çaldım kentin düş kapısını. Yalancı, arsız duygularla gelen. Gizemli çağın yalnızlığını yüreğinde gizleyen ve bunu haykırmaktan korkan sefil bir yaşamla.

Kent beni sürüklemekte, acıları, alçaklığı üzerime sinmekte ve ezmekte… Kulaklarım kapalı,korkuyorum dinlemekten; gözlerim görmez görmeyi. Aldatış ve kaçış kamçılamakta her an yüreğimi, isyan duygularım körelmekte… Bu girdinin devamını oku →