
Misket bombası gibi, sağa sola saçılıp, anlamsızlığa ve anlamsızlığın anası kargaşaya yatak açmaya fırsat kollayan kelimelerim bir yerlere dağılıp saklanmadan toparlamak gerekirse; yalnızlığı seven biri değilim.
Ya da artık değilim.

Sürprizler ya hep denenmiş oluyor ya da şaşırtacak sebepleri yeterince anlamlı bulmuyorum. Aslında rengini yitiren bir şeyler var, farkındayım.

Gece yıldızları alıp götürmüş,sabah olmuştu. Kız, doğan güne bir daha uyanmayacaktı. Yüzü öyle duru görünüyordu ki.. Şaşkınlık verici bir aydınlığa sahipti. Ölüm –hiç- kimseye yakışır mıydı?! Avucu sıkı sıkıya kapalıydı. Elinde her ne tutuyorsa, bu onu son nefesinde yalnız bırakmamıştı. Kimse avucunu açmayı denemedi.