Suç ve Ceza, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski

Tavsiye Et Yazdır 1,279 izlenim
Suç ve Ceza, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski

Cahit Zarifoğlu, Yazı Yayıncılık’tan 1988 yılında çıkan İşaret Çocukları adlı ilk kitabına aldığı Su serlevhalı şiirinde “raskolnikof müthiş bir Allah ağrısı çekmektedir” dizesine yer verir. Şair, şiirinin sonraki yayımlarında dizeyi “raskolnikof müthiş bir iman* ağrısı çekmektedir” şeklinde değiştirir. Bu Allah ve iman trampasına neden olan duyguyu keşfedilmek adına Rus Altın Çağının en önemli muharrirlerinden Fyodor Mihailoviç Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sını yeniden okumak gereğini duydum. Şimdi, Abdurrahman Cahit Zarifoğlu’nun yukarıda anılan değişikliğe giderken, iman kelimesinin ıstilahî manasından çok lügat manasını önemsediğini düşünüyorum. Bunu böyle diyebilmek için de geçerli bir nedenim var. Şöyle ki; ıstilahî manasını önemsemiş olsaydı şair, yaptığı bir harf değişikliğinden öteye gidemeyecekti. Zira iman mefhumu ilk batında akla, Allah’ı da getirir. Öyle ki, İslâm inancına göre imanın altı şartından ilki, Allah’a iman etmektir. Doğallıkla iman kelimesinden anlamamız gereken şey, onun lügat manasından başka bir şey değildir. Bununla beraber, adı geçen takasın dizenin ahengini menfi cihette etkilediğini de itiraf etmeliyim. Allah lafzı dizenin ritmi içinde daha sağlam bir yer işgal etmekte. Ancak tabii ki şair bu değişikliğe gitmekte -yukarıda değindiğim sav uyarınca elbette- sonsuz haklı. Gerçekten de Rodyan Romanoviç Raskolnikov’un çektiği ağrı iman ağrısıdır.

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski 1821 yılında Moskova’da, daima sarhoş gezen bir baba ve sürekli hasta olan bir annenin oğlu olarak dünyaya gelir. On beş yaşında annesini, on sekiz yaşında babasını kaybeden yazar; ilk romanı İnsancıklar’ı henüz yirmi beş yaşında iken yayımlar. İnsancıklar, Rus edebiyatındaki radikal geleneğin babası sayılan ve Lermontov, Puşkin, Tolstoy çalışmalarıyla Rus eleştiriciliğinin temelini atan Vissarion Belinski tarafından övülür, geleceğin büyük yazarı olarak taltif edilir ve Dotoyevski, dönemin Rus Edebiyatı çevresinde hatırı sayılan bir eleştimen olan Belinski’den aldığı bu destek ile birden ünlenir. Ancak girdiği bu yeni çevreye (Edebiyat-Sosyete-Sanatçı Çevresi) ayak uyduramayan yazar, İnsancıklar’dan sonraki eserlerinde aynı etkiyi uyandıramaz. Özellikle Beyaz Geceler’i başarılı olmasına karşın, Dostoyevski Belinski’nin de desteğini yitirir. Yirmi sekiz yaşında, Çarlık karşıtı bit gruba üye olması nedeniyle tutuklanır ve idama mahkum edilir. Namlunun ağzındadır ve idam mangasını komuta eden subayın “Ateş!” emrini beklemektedir. Fakat “Ateş” emrinden önce Çar’ın affı yetişir. Son anda ölümden dönmesi Dostoyevski’nin ruhunu müthiş şekilde hırpalar. Otuz sekiz yaşında iken çıkardığı Vremya dergisinde Sibirya’daki sürgün hayatını yansıttığı Ölüler Evinden Hatıralar’ı yayımlar. Yer yerinden oynar. Çağdaşları Lev Nikolayeviç Tolstoy ve İvan Sergeyeviç Turgenyev, Dostoyevski’yi hararetle överler. Ancak Vremya Çarlık tarafından kapatılır. Kırk üç yaşında iken, bu kez de Epoha’da Yer Altından Notlar’ı tefrik eder. Aynı yıl karısı ve Epoha’yı beraber çıkardıkları kardeşini yitirir. Epoha iflas eder. Dostoyevski neredeyse uçan kuşa borçludur. Maddi sıkıntılar onu bir kumara iter. Zamana bağlı olarak bir yayıncıdan roman yazması karşılığında para alır. Bu kumar sonunda, sadece yirmi yedi gün içinde Dostoyevski müthiş eseri Kumarbaz’ı tamamlar. Aynı yıl Suç ve Ceza’yı da bitirir. Dostoyevski’nin ünü artık Rusya dışına da yayılmıştır. Kırk sekiz yaşında Budala’yı, elli bir yaşında Ecinniler’i elli dört yaşında ise Delikanlı’yı tamamlar. Dostoyevski altmış yaşında iken dünyanın en iyi ikinci romanı olarak kabul edilen Karamazof Kardeşler’i bitirir. Aynı yıl Saint Petersburg’da ölür.

Fyodor Mihailoviç Dostoyevski
Fyodor Mihailoviç Dostoyevski
Suç ve Ceza, Dostoyevski’nin en ünlü eseridir. Bununla berabar Suç ve Ceza yaşamı boyunca Dostoyevski’nin özgünlüğünü savunması gereken yegane eseri olmuştur. Turgenyev’e göre eser Marquise de Sade’ındır. Bundan maada, bir çok çağdaşına göre ise, Suç ve Ceza; Aleksandr Sergeyeviç Puşkin’in Maça Kızı adlı hikayesinden üretilmiştir. Gelgelelim Dostoyevski’nin Turgenyev‘le arasını açan tek sebep bu olayla sınırlı kalmamıştır. Tolstoy’dan farklı olarak Dostoyevski’de Turgenyev’de küçük burjuva sınıfından gelmekteydiler. Ancak Dostoyevski panislavist, Turgenyev ise batıcı idi.

“Her yönüyle basit bir cinayetten kocaman bir evren kurmuştur Dostoyevski Raskolnikov üzerinden, Suç ve Ceza’sında.”
Hüseyin Cahid Doğan
Suç ve Ceza

Suç ve Ceza’nın ana kahramanı, eski bir üniversite öğrencisi olan Rodyan Romanoviç Raskolnikov’dur. Ana tema ise, Dostoyevski’nin de belirttiği gibi suç ve suçu işleyen kişinin psikolojik hesaplaşma sürecidir. Dostoyevski bu kapsamda şöyle der: “Yasalara dayalı cezalandırmanın, suçluları, yasa koyucuların sandığından çok daha az korkutmaktadır. Çünkü suçlu zaten böyle bir cezaya psikolojik olarak ihtiyaç duymaktadır.”

Roman 1865-1866 Rusya’sının en önemli şehirlerinden biri olan Saint Petersburg’da geçmektedir. Yazar, Suç ve Ceza’da zamanı da mekânı da tarihe uygun olarak işlemiş; 1866 yılında meydana gelen meşhur yangınlar, moda fikirler, güncel olaylar roman içinde eritilmiştir.

Raskolnikov maddi olanaksızlar nedeniyle üniversiteyi bırakmış, birçok yere borcu olan; bununla beraber kendisini annesine (Pulheriya Aleksandrovna Raskolnikova) ve kız kardeşine (Avdotya Romanovna Raskolnikov) ispatlamaya çalışan genç bir adamdır. Dostoyevski, Raskolnikov’un ve Saint Petersburg’da yaşayan insanların yoksulluğunu işlerken, dönemin iktisadi yaklaşımlarını da, örneğin John Stuart Mill’in ekonomik refah için biresel bencilleşmeyi öneren kuramını “İnsanın dünyada gideceği bir yer olmalı” diyen emekli bir memurun (Semyon Zaharoviç Marmeladov) ağzından eleştirir. Bu yaklaşımyla Dostoyevski, Turgenyev’e yaklaşır.

Romanın çıkış noktası, Raskolnikov’un, kendisinde borçlu olduğu bir tefeci kadını (Alyona İvanovna), kendince gayet haklı sebeplerle öldürmesidir. Ancak cinayet anına değin herşey anlaşılmaz bir tesadüfler zinciri içinde gelişir ve bu tesadüf zinciri okura, Dostoyevski’nin zekası hakkında yeterli ipucunu verir. Ancak bu tesadüf zinciri içindeki bir halka Raskolnikov’un zararınadır. Bu halka, tefecinin ona zulmetmesi nedeniyle tefecinin ölmesi için geçerli nedenlerden birini de oluşturan tefecinin kız kardeşinin de (Lizaveta İvanovna) Raskolnikov tarafından öldürülmesidir.

Suç ve Ceza
Suç ve Ceza
Bu cinayet Raskolnikov’un yazdığı ve fakat daha sonra unuttuğu, polis müfettişi (Porfiriy Petroviç) ile yaşadığı bir tartışmada müfettişin bahsettiği bir makalesinden dayanak bulmaktadır. Raskolnikov’a göre iki farklı insan sınıfı bulunmaktadır. Bunlar sıradan insanlar grubu ve sıradışı insanlar grubudur. Sıradışı insanlar sınıfı içinde Raskolnikov; Caesar, Napoléon ve Hz. Muhammed gibi isimleri zikretmektedir. Bu insanlar sıradan insanlara oranla daha büyük acılar çekmişler ve bu acılar sayesinde sıradanlıktan çıkmışlardır. Sıradan olmayan kimseler her açıdan bir avangard kinesis üretirler ve bu yolu açarken gerekirse kan dahi dökebilirler. Raskolnikov, toplum için hiçbir fayda üretmeyen, bilâkis topluma zararı dokunan, insanların düşkünlüğünü kullanıp servet edinen, kendi öz kardeşini kullanmaktan dahi çekinmeyen bir kadını, ihtiyar tefeciyi öldürürken kendisine göre gerçekten geçerli nedenleri vardı. Bu sebeple Raskolnikov, Alyona İvanovna’yı öldürmesini hiçbir zaman cinayet olarak nitelemedi. Evet bunun için pişmanlık duydu ama onu cinayet olarak tavsif etmedi hiçbir vakit. Ancak yine bir tesadüf sonucu ortaya çıkan ve Raskolnikov’u birden geleceğin bilim adamı sınıfına sokan makalesi, bir yerde O’nun için sonun başlangıcı da olabilirdi. Oldukça zeki bir adam olan polis müfettişi de Raskolnikov’a şu soruyu sormaktan kendisini alamaz: “Mademki böyle düşünüyorsunuz o zaman siz kendiniz günlük bir başarısızlığınızı veya sıkıntınızı gidermek için, ya da insanların yararına olarak acaba önünüze çıkan engelleri aşar mısınız? Ne bileyim işte örneğin, birini öldürüp soyar mısınız?” Porfiriy Petroviç, Raskolnikov’un tezine katılır ancak her kelimesine Dostoyevski’nin dehasının sızdığı tartışma Raskolnikov’un aleyhine tamamlanır.

Raskolnikov işlediği suçu kendisi için bir yeniden diriliş olarak görmektedir. İncil’de Hz. İsa tarafından diriltilen Lazarus’a sürekli atıfta bulunan Rodya, suçu (tefeciyi öldürmesini) Hz. İsa’nın iradesi; cezayı (suçunu ihbar etmesini) ise yeniden dirilişi olarak tasvir eder. Bu diriliş sürecinde ise Raskolnikov bazı kayıplar verecektir elbette. Ki bunların başında, annesinin oğlunun durumuna dayanamayarak ölmesi gelmektedir. Bununla beraber Raskolnikov, Marmeladov’un fahişelik yapan kızını (Sonya/Sofya Semyonovna Marmeladov) kazanır. Rodya’ya göre Sofya onun dişil halidir. Sofya ailesini daha iyi gecindirebilmek adına kendisini feda etmiş ve istemeden fahişelik yapmaya başlamıştır. Raskolnikov ise, kızkardeşinin sadece parası yüzünden iyi bir karaktere sahip olmayan Lujin’le evlenmesini engellemek adına, maddi anlamda elbette, tefeci kadını öldürmüştür. İkisi de birer İsa’dır bu yüzden. Fedailerdir. Golgotha’ya haç taşıyorlardır. Bu sebeple Raskolnikov Sonya’nın ayağını öptüğünde ona şöyle diyecektir: “Ben senin önünde değil, insanoğlunun bütün acısı önünde eğiliyorum.” Raskolnikov’un ve Sonya’nın bu digergamlıkları ise roman içinde ispatlanır. Sonya kazandığı bütün parayı evine getirir, sürekli eski elbiseler içinde ve aç dolaşır. Raskolnikov ise cebindeki son parayı Marmeladov’un cenazesinin kaldırılması için karısına (Katerina İvanovna Marmeladov) verir. Cömert, merhametli ve hümanisttir iki karakterde. Ve iki karakter de toplumun felahı için, en azından kendilerini çevreleyen aile toplumunun refahını sağlamak için suç işlemişlerdir. Raskolnilov’un bu tezine kayıtsız inanması onun elbette Sonya’ya hayran olmasına neden olacaktı. Öyle de oldu.

Suç ve Ceza’da Dostoyevski’nin yaşamına ait bazı kesitleri de izlemek mümkündür. Sözgelişi, bir türlü ısınamadığı edebiyat çevresini yazar, komiser yardımcısı (İlya Petroviç) ağzından ağır bir dille eleştirir. Veya romanında olumlu kahraman ıraları Raskolnikov ve yakın arkadaşı (Dimitri Prokoviç Razumihin) ağzından, romanın olumsuz kahramanı Raskolnikov’un nişanlısı (Piyotr Petroviç Lujin) şahsında dönemin fikirlerini, örneğin Nihilizm’i eleştirir. Beri taraftan roman kahramanlarının birer dedektif gibi yorumlar yapması, karanlıkta kalmış olayların (Mesela cinayet konusunda) kahramanlarca gerçeğe uygun şekilde çözümlenmesi Suç ve Ceza’yı bir polisiye roman hüviyetine sokar. Ancak suç, kriminal tahlilden daha çok psikojik tahliller istemektedir ve bunu katilin kendisi, Raskolnikov hariç kimse başaramaz. Bununla beraber yazar, Raskolnikov’un depresif ruh halini oluşturan etkenleri de roman akışı içinde okura alımlandırır. Bunlardan biri, Raskolnikov’un henüz çocuk iken bir atın dövülerek öldürülmesine şahit olmasıdır. Bu olay Raskolnikov’u hem olağandışı merhametli hem de olağandışı öfkeli yapmıştır.

Suç ve Ceza’yı büyük bir telif yapan elbette konusu değil, insan davranışlarının ve insanların iç dünyasının ustalıkla işlenmiş olmasıydı. Bu henüz Avrupa edebiyatında görülmemiş bir şeydi ve bu yüzden Avrupa’da oldukça müspet karşılıklar buldu. Bununla beraber Suç ve Ceza, başlı başına bir vicdani hesaplaşmadır. Raskolnikov, sıradışı bir insan olmadığını anladığı an, suçunu itiraf etmiştir. Öyle ya da böyle Raskolnikov bir katildir ama sıradan bir katil değildir şüphesiz. Her yönüyle basit bir cinayetten kocaman bir evren kurmuştur Dostoyevski Raskolnikov üzerinden, Suç ve Ceza’sında. Elbette “raskolnikof müthiş bir iman/Allah ağrısı çekmektedir” ve iman ile ilgili sıkıntısını aştığı an kendi cennetine ulaşmıştır.

*: Dize Beyan Yayınları tarafından basılan Şiirler adlı eserde “müthiş bir imam ağrısı çekmektedir” olarak geçiyor.

Yazar Hakkında

Hüseyin Cahid Doğan

Hüseyin Cahid Doğan

1980 İzmit doğumlu. İşletme Fakültesi mezunu. Ürünleri; Martı, Genç Adım, Mefkure, Vivo, Toplumsal Asabiyet, Kavsıkuzeh, Renkli Dergi, Ardıç, Serseri, Etika gibi dergilerde yayımlandı. Kocaeli Üniversite'sinde çalışıyor. Elif Bilge ile evli.

5 Yorum alan “Suç ve Ceza, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski”

  1. [...] Lev Nikolayeviç Tolstoy (Örneğin bir toplantıda birbirlerinin üzerlerine yürümeleri) ve Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Örneğin Turgenyev’in Suç ve Ceza’nın aslında Marquis de Sade’nin olduğunu iddia [...]

  2. [...] Sergeyeviç Turgenyev, belki de bu isimlerin en başında gelenlerden biridir. Turgenyev; Gogol, Dostoyevski ve Tolstoy’un olanca ağırlığını hissettirdikleri bir dönemde edebiyat binasında bir yer [...]

  3. [...] Sergeyeviç Turgenyev, belki de bu isimlerin en başında gelenlerden biridir. Turgenyev; Gogol, Dostoyevski ve Tolstoy’un olanca ağırlığını hissettirdikleri bir dönemde edebiyat binasında bir yer [...]

  4. [...] konuları işlemiş, sıradan insanların günlük yaşamlarını anlatmış, Turgenyev, Tolstoy, Dostoyevski gibi ardıllarını derinden etkilemiştir. Öyle ki, Dostoyevski Gogol’ün Akaki [...]

  5. [...] bu noktada Putin’in bir yazarı anımsaması gerektiğini düşünecek olsaydık bunun pekala Fyodor Mihailoviç Dostoyevski olabileceğini de bilirdik. Zira Dostoyevski’nin panislâvcılığı ile Putin’in yukarıda [...]

Yorum Ekleyin

Yorumlar Gravatar desteklidir. Gravatar kullanın.

Kullanılabilir XHTML parametreleri: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <blockquote cite=""> <code> <em> <strong>