Söyleşi: İsmail Karakurt
Aslında iki İsmail Karakurt var bana göre: ilki, Anadolu’yu adım adım gezmeye çıkmış bir seyyah-gezgin-abdal. Gördüğü her şeyi, her nesneyi, şiir dili halinde heybesine doldurup daha sonra şiir olarak söylüyor onları. Bir keresinde, Simurg adlı bir kuşun önderliğinde bir kuş sürüsünün peşine takılmış. Tuhaf ve meşakkatli bir yolculukmuş bu. Kafdağı’nın ardına geçip gözden kaybolmuşlar. Bir müddet . uzun bir müddet sonra çıkıp gelmiş İsmail Karakurt heybesindeki “Simurg”la.
İkinci İsmail Karakurt ise, kozasını ören bir ipekböceği. Herkesten uzak, kendi ‘mahremini’ yaşıyor kendi kuytusunda-kuyusunda-kozasında ; elinde sadece güller var renk renk ama o, kırmızı olanını alıp kokluyor, çekiyor içine doğru. Bazen içini kanatıyor güller, bazen de güzellik saçıyorlar bulunduğu kuyuya. Ve böylece, bir Yusuf olarak çıkıp geliyor meclisimize İsmail Karakurt.
Ama bir şey daha var ki işte onu söylemeye dilim varmıyor: trajedi!
Keşke ipekböceği demeseydim İsmail Karakurt’a!
Dilim yansaydı da demeseydim…
Biz bu söyleşiyi yaparken, bir trajik tebessüm ikimize de göz kırpıyordu belki de…
Ne dersiniz?…
İsmail Karakurt’u çok fazla tanımıyoruz. Bildiğimiz, şu ana kadar iki şiir kitabınızın olduğu: Simurg(1992) ve Mahrem Mecazlar(1999). Zaman zamda adınızı muhtelif dergilerde görüyoruz. Bize kendinizden bahseder misiniz biraz? Kimdir İsmail Karakurt? Neler yapar? Hayatın neresindedir şu sıralar?
1964 Yozgat Sarıkaya doğumluyum. İlk ve orta öğrenimi Yozgat ve Kayseri’de, üniversiteyi Ankara’da tamamladım. 1989′dan beri öğretmenlik yapıyorum. Sizin de ifade ettiğiniz gibi iki şiir kitabım var. Çok yazan biri değilim, yazdıklarımın arada sırada çeşitli dergilerde yer aldığı doğru. “Kuytularda ışıldayan bir endişeyim ben” dizesiyle yıllar öncesinden; kendimi, kaderimi, şeyleri tanımlayan ve betimleyen bir duruş ortaya koydum. Sanatla, şairlikle ilgili bir durum bu, ama sosyal alanda böyle değil. Çünkü ilk kitabım Simurg, TYB tarafından 92′de, yılın en iyi şiir kitabı ödülüne layık bulundu. Bu da hayatın kıyısında köşesinde olmadığımı gösterir sanırım. Benim açımdan sanatçının hayatın kıyısında durması, öteleri sezdirmesi, yani endişesi okura ışık olması anlamına gelir. Sade, sessiz, kentin tantanasından uzak durmak, sanatçı hassasiyetimi bıraktığım anlamına gelmez.
Dışarıda olmayı, insanlar arasında bulunmayı çok sevmiyorsunuz sanki? Mesela bir çok şiir meclisleri düzenleniyor, şiir şölenleri yapılıyor ülkemizde. İsmail Karakurt’u göremiyoruz buralarda. Nedir bunun sebebi?
Bu bir tercih, yapımdan kaynaklanan. Çünkü şiir, daha çok içte yaşadığım bir şey bende. İçimin karanlığında yuvalanan bir ses. Bu sesi, insanların, okurun karşısına önce dergilerde yer alan ürünlerle, sonra kitap olarak çıkarmak istiyorum sadece. Kısacası, ortalıkta gözükmeyi pek sevmiyorum. Ama içimde dinmeyen, dinme bilmez bir şey var; bir coşku, bir fırtına, bir nisan uğultusu…
Gördüğüm kadarıyla ‘nisan’ı çok seviyorsunuz. Çünkü nisanla ilgili şiirler var her iki kitabınızda da. “Nisanlar Akıyor Ellerinden, Nisan Güzellemesi” . Ama bakıyoruz yılın diğer ayları isyan ediyor sanki buna? En azından biz böyle görüyor ve hissediyoruz, ne dersiniz?
Nisan, bende bir aşk, zarif bir düş. Toprağın türküsünü kırkikindi yağmurlarında mırıldanır nisan. Bütün bir tabiat; tabiatta var olanlar kendi dillerince konuşur bu ayda. Hatta kainat hep nisanın peşine takılmış gibidir. Onu arayıp durmuş, insanlık çiçeğinin bu ayda açacağını bilmiş gibi en tatlı tazeliklerin bestesini bu ayda sergilemeye ve ruhlara fısıldamaya çalışmıştır. Yüreğimi o seslere açmayı çok seviyorum. Onlarla dilleşip, onlarla halleşiyorum. İçinin saflığı incinin saflığı gibi nisanın. Bir çocuk gibi tepsisinde biriktirdiği bulutların sütünü hayatın şiir gözeneklerine içiriyor. Her iki şiirde de tevriyeli kullanış, kişileştirme söz konusu. Nisan bir imge yani, hem hayatın hem de belleğin evinde. Yılın diğer aylarınınki isyan mı, kıskançlık mı bilmiyorum; ama varlık alemi sultanının teşrif ettiği bu aya saygı duyarlar sanıyorum. Başlık olarak olmasa bile, diğer aylarla ilgili şiirlerimdeki her hangi bir dizede, bir kelimede çeşitli uçları görmek mümkündür.









Yorum Ekleyin