Soneler sonesi

Yazan: Hüseyin Cahid Doğan Tarih: Aralık - 11 - 2006

kapandı pencerende açılan o sonsuz güneşlerin
ve camında tekris edilen buğular söndü.
bitti, son ankebut indi yuvasından
ayaklarında küflenmiş sinek iskeletleri…

yoruldu denizine kan pompalayan ırmakların
ve bileklerine yağan yağmurun mavi sesi dindi.
gitti, kent çıktı akşamın koynundan
kaldırımlarında erimiş sarhoş cesetleri…

seni biliyorum bildiklerimi arttırarak
kalbini biliyorum mesela, tahrip gücünü
ıssız ah… yüzünün dağıtılmış gösteri hâlini.

seni anlıyorum anladıklarımı eksilterek
ellerini anlıyorum mesela, buzda kaynamasını
öksüz ah… saçlarının toplatılmış kitap hâlini.

Yazar hakkında

Hüseyin Cahid Doğan

Hüseyin Cahid Doğan

1980 İzmit doğumlu. İşletme Fakültesi mezunu. Ürünleri; Martı, Genç Adım, Mefkure, Vivo, Toplumsal Asabiyet, Kavsıkuzeh, Renkli Dergi, Ardıç, Serseri, Etika gibi dergilerde yayımlandı. Kocaeli Üniversite'sinde çalışıyor. Elif Bilge ile evli. | Yorumları

3 Yorum

  1. Yunus Nadir Eraslan demiş ki,

    Evet, bu bir sone; (4+4+3+3) dizilişiyle şekil serlevhaya müsavi olmuş. Bu şiir hayli ürpertti beni. Aklıma savaş meydanında askerlerinin cesetlerini dehşet bir acıyla seyreden komutanın hissettikleri geldi. Sonra “ankebut” metaforu için eşsiz bir kullanım diyeceğim. “kalbini biliyorum mesela, tahrip gücünü” Doğrudur. Müslümanın kalbi ihtirak hakkı yüksek bir bombadır yerine göre… Bereketle…

    Yazı Tarihi Aralık 11, 2006 at 10:15 pm

  2. Fikriye Karaman demiş ki,

    Saçlarının toplatılmış kitap halini, ancak anlayadurduklarımızı eksilterek anlayabildiğimiz Biricik Efendimiz… Senin bileklerine yağan mavi yağmurlardan bu yana olup biten; bizi ankebutsuz kentlerin ıssızlığına mahkum eden, nabzı kayıp bir serüven …
    (Kentsoylu öksüzlüğün boyunduruğunda kıvranan benliklere Alemin Habibini bir de böyle anımsattığınız için teşekkürler Hüseyin Cahid…)

    Yazı Tarihi Aralık 12, 2006 at 10:16 pm

  3. Hüseyin Cahid Doğan demiş ki,

    @yunusnadir
    Hocam bir de, [abcd]; [abcd]; [efg]; [efh] uyağını denedik kadim tarzı hepten pespaye etmeyelim diye. Olmadı nitekim:)

    Savaş meydanında en son Temoçin’in “Babanızın Mengübirti gibi bir oğlu olmalıydı” diye Ögeday’a bağırdığını anımsıyorum meydandaki ölülere bakarak…

    Ankebut muazzam bir imajdır ayrıca, katılıyorum.

    @cahid efgan, fikriye karaman
    Şükranla Efendim.

    Yazı Tarihi Aralık 13, 2006 at 10:16 pm

Yorum ekle