Sis ve kadın ve ölüm

6

i korku bütün acıların membaıdır.

çöküyor yüzünü ağartarak beyaz karanlığı
rüzgar besteliyor durup kırık camlarda
geceyi köpürten toynaklarıyla bir kısrak
dilsiz ateşler gibi sokuluyor kentin saçlarına

o vakit yalnızlığınla öpüşmen olasıdır
fenerler kayalıklarla aldatır gemileri o vakit
belki sen bir limansındır gemilerin uğramadığı
ben belki limansız bir gemiyimdir, müntehir

ve fahişelerin saçları ağarır, gece azalır
cesetleri sahiplenir dindar köpekler
tapınaklar göverir boğazlanan kurbanlarla
hem ölüleri yalnız bırakır bütün dinler

çünkü boğazdaki kan daha saftır
ve merhamettir bıçağın bütün gizemi
hem bunu bilir de eğeler dişini sis
hem ansızın sızar denizin şahdamarına

- oysa şahdamardır tanrının bütün saltanatı?

- oysa gök mavisiz kalınca çiçeklenir deniz
yusuf kuyulandıkça daha kalabalık oysa
oysa insan acılandıkça daha dirençli
yunus kovuldukça daha aşık oysa

ii annenin korkusu kadardır çocuğunun güvencesi.

ve sonra kamaşarak doğruldu ilk kuşları
aksayarak kambur bir güneşe ilkyazla
çok çocuklarımı kaybettim ah nasıl anlatsam
salalarını içtim işte tek abdestlik şadırvanından

kadınımı bana güçlü kılan tanrıma hamdolsun
hamdolsun üzüntüme, hicranıma, suskunluğuma
bunu biliyor, bilmez mi, gavur gibi biliyor
kalbimi alıp beni yalnız bırakan tanrıma hamdolsun

derken üşüyerek üşüştü ilk kuşları
dilleri çözüldü ebkem ağaçların ilkyazla
saralı kent kumullarını çağırıyor teninin sahili
kuşlar yağmur aparıp çoğaldı ilkyazla

ve senin o gramofonun gece çalışan
yani bir fahişe kadar düşkün mesaisine
cesetler boğulurken mazgal uçurumlarında
‘iyiler’ uyuduğunda çoksesli çalışan

- yoksa külleri üşüyen şehir mi kan ağlayan?

- yoksa ben yahudi miyim burası ağlama duvarı
burası suyun kemirdiği duvar mı içine kapanık,
yoksa ben mujik miyim burası gestapo kampı
burası avluya kar eken gözlerim mi buzul rengi

iii herkesin istanbulu

bugün şizofrenimi sulamadım
çünkü yağmur yağmadı

Yazar Hakkında

Hüseyin Cahid Doğan

Hüseyin Cahid Doğan

1980 İzmit doğumlu. İşletme Fakültesi mezunu. Ürünleri; Martı, Genç Adım, Mefkure, Vivo, Toplumsal Asabiyet, Kavsıkuzeh, Renkli Dergi, Ardıç, Serseri, Etika gibi dergilerde yayımlandı. Kocaeli Üniversite'sinde çalışıyor. Elif Bilge ile evli. | Yorumları
6
Adet Yorum Listeleniyor...
  1. 1Yunus Nadir Eraslan
    12:00 pm | Haziran 25, 2008

    Hüseyin’in şiirinin inşasında kullandığı çok katmanlı dili, söyleyiş biçimini ve ritimdeki ustalığını çok konuşmalı. Ustaya saygıyla…,

    Dip yorum: “Körler sağırlar…” diyaloğu gibi anlaşılmasın için yorum kısa tutulmuştur.

  2. 2adnan
    12:04 pm | Haziran 25, 2008

    Yüreğine sağlık… ayırt etmeden birini diğerinden, bütün dizeler için. Seçtiğin kelimeler için; yüreğini, yüreğimizi anlatmak için zihnin düzensiz raflarında karmakarşık duran kelimelerden böyle muazzam bir örgü ördüğün için yüreğine sağlık…

  3. 3elif bilge
    1:27 pm | Haziran 25, 2008

    -körler ve sağırlardan neyimiz eksik-

    “şizofrenimi sulamadım çünkü yağmur yağmadı” karmaşa zengini bu şiirde en beğendiğim ve en karmaşık bulduğum cümledir. “şizofreniyi sulamak, beslemek, arttırmak, ayrı bir dip mana içerirken, şizofrenin baharda, nisanda, sabaha karşı ve yağmurda artar -sulanır- olduğu bilgisi de yine hem aşikar hem gizli kalmış.
    hüseyin’in şiirlerinde zorakiliğe yaklaşmayan , yazması değil çözmesi bile son derece zor olan bir “çok manalılık” var. bin parçalı yapbozun her birinin ayrı bir resim, bütününün de başka bir resim oluşu gibi.
    hem yazabilmek hem okuyabilmek için normal üstü bir zeka istediği muhakkak.

  4. 4Burak Cem
    2:40 pm | Haziran 25, 2008

    Hangi dizesine dokunsam, bir ateşin yakıcılığını hissettim.. yazacağım her kelime şiire bir golge dusurebilir (mi) dusuncesiyle, susmak ve şiire yaslanmak, (iyi) şiir’le yaş’lanmak en makul davranış olsa gerek. Kaleme saygı ve kelâma bereketle..

  5. 5ahmet kanar
    9:37 am | Haziran 26, 2008

    bir an hüseyin cahit’i bir kenarda bırakıp, acaba bu şiiri hangi ustadan okuyorum” diye düşündüm… yüreğine sağlık… gerçek bir şiir ve bir o kadar gerçek bir dil… daimen ebeden inşallah…

  6. 6Yavuz Başak
    2:58 pm | Haziran 26, 2008

    ”yağmur yağılmadığında” küsdür tohumu toprağa yapıştıran el, alınamayacak mesafeye yorulan ayak,
    hiç görülemeyecek bir kareye bakan göz,
    bir limana uğrayamayacak gemi…
    yine de el ayalarını ölümden önce gök doldurarak çağırır yağmuru,
    yine de küçük adımlarla mesafeyi katetmektir ayakların oyunu,
    yine de gerçek ve hayal yer değiştirir
    ve zihni bir ifşaata dönüştürür renkleri,
    rotasındadır ya da değildir ama yürür gemi.
    ”bugün şizofrenimi sulamadım
    çünkü yağmur yağmadı”
    yalan değil şizofren yaşadığımız.
    hangi cümlede kaybolsak yeridir.
    teşekkürler H.C.D

Yorum Ekleyin