Sinan Kılınçarslan
327 izlenim
1. 2007 yılında dikkatinizi çeken edebî çalışmalar (dergi, internet, kitap, isim, televizyon, vb.) hangileri?
özellikle ikibinyediye sığdırabileceğim bir şey olmadı gerçekte. öncesinden bildiğim, fakat tam olarak irdeleyerek okuyamadığım eserleri tekrar gözden geçirmek oldu tüm yaptığım. Ah Muhsin Ünlü gibi, Cahit Zarifoğlu gibi, ( bir güne besmele ile başlamak gibi bir şeydi Zarifoğlu okumak.) Turgut Uyar gibi, Hüseyin Atlansoy gibi, Murathan Mungan gibi, Mayakovski gibi edebiyatın asil adamlarının eserleriyle meşgul oldum. Dosto okumadan olmazdı elbette. ( bir günü şükrederek sonlandırmak gibiydi Dosto okumak. ) Ivan Gançarov sonra…uzattıkça çekinmez uzar listeler.. ikibinyedi yani günümüz edebiyatında sanki bir kıtlık varmış gibi geldi bana. yoktu adam akıllı bir şeyler. ve gün geçtikçe sanki kıtlaşmak edebiyatın öznesi haline geliyordu. hep eskiye dönmek geliyordu insanın içinden. ve tam böyle karamsar düşünceler içinde boğulurken Hüseyin Cahit Doğan şiirlerini tanıdım. umut vericiydi. hüzün vericiydi. coşku vericiydi. sonra fanzinler de yazan bir çok genç arkadaşın olması da ayrıca mutlulaştırıcı bir etken. bunun yanında, belki yağlı kâğıtlarla süslenmiş dergiler çıkmıştır birçok. bunlar da yağlı adamlar olmuştur belki ama ilgilenmedim. aksine hep fanzin türü dergilerle ilgilendim. onlar içinde samimiyet barındırırlar, doğallık barındırırlar, yüksek kulelerden bakmayı sevmezler. bunlar edebiyatın güler yüzleridir. diğerleri ise asık suratlı adamlarıdır. örneğin bol bol Milli İstirahat okudum, Serseri okudum..vs..
2. 2007 sizin için nasıl geçti? 2008 için plânlarınız var mı?

Sinan Kılınçarslan
3. Matbu yayınların (özellikle dergiler) durumu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sürekli takip ettiğiniz bir basılı ya da e-dergi var mı? Varsa neden özellikle o dergi?
kitapçılara giderim. dergiler için ayrılmış yerler vardır. orada durur tek tek dergilere bakarım. üzerinde fiyatlar yazar. fiyatlarına da bakarım. yağlı kapaklara basılmış edebiyat dergileri de olur. renkli renkli. çiçekli kuşlu sayfalara sıkıştırılmış şiirler vardır onlarda. çiçeklerin güzelliğine bakmaktan şiire geçemezsiniz çoğu zaman iç kısmında aylık abonman bedeli yazar onların. falan filan. şiirin paraya dökülmüş halini görürüm onlarda. hikâye’nin paraya dökülmüş hali. edebiyatın paraya dökülmüş hali. bazen alırım onlardan. çok kez alırım. önce ilk sayfasını açarım. adresini alırım. bir mektup yazarım. ben şiir okumayı seviyorum hikâye okumayı da seviyorum bu dergiyi bana ücretsiz yollayın derim. cevap yazmazlar bana. kızarım bir daha o dergiyi gidip almam. bu yüzden sürekli takip ettiğim dergi olmadı neredeyse. küçük küçük dergiler olur fanzin derler onlara. kimileri ücretsiz olur. yağlı kapaklı değillerdir çok şükür. severim onları. büyük bir iştahla alırım okurum mutlu olurum. bunları çıkartanların ilerde koca göbekli, deri koltuklarda oturan edebiyatçılar olmaması için bir de dua ederim.
4. Sizce dergilerin internet yayımcılığına bakışı ne olmalı?
dergiler internete ters yönden bakmalı. hatta mümkünse bakmamalı. çünkü edebiyatçı sanallıktan uzak durmalıdır. bu onun belki de körelmesine sebep olur. teknolojik gelişmeler, insanı birçok yönden yıprattığı gibi, edebiyatı ve edebiyatçıları da yıpratmaktadır. eğer teknoloji bu kadar gelişmemiş olsaydı, eminim edebiyat şimdikinden daha ötelerde olacaktı. hep denilir ki neden edebiyat eskisi kadar sağlam adamlar yetiştirmiyor. neden bir kısır döngü içerisindeyiz. çünkü teknolojik felaket insanın düşünmesine imkân bırakmıyor. yalnızlığımızı teknolojiye devretmişiz. yalnız kalamıyoruz. içimizde, ruhumuzda konuşan seslere kulak veremiyoruz. bir telefon sesiyle, tam kıvamına ulaşacak hayallerimizden sıçrıyoruz. diğer bir şey ise, internet üzerinden okumak. bana kalırsa insanın kendisini kandırmasından başka bir şey değildir. bir şiiri elinde hissederek okumalı insan. bir hikâyeyi elinde hissederek okumalı. internet üzerinden yayımlanan kitaplar var birde. bunun, okuyan üzerinde etkisi ne kadar acaba. bir tat alır mı insanlar bundan. ben almıyorum hiç, gerçekten. yani bir ürünün sıcaklığını önce elimde hissedebilmeliyim ki, sonra onun sıcaklığını içime aktara bileyim.
5. İnternet yayımcılığının edebiyata etkisi sizce nedir? İnternet yayımcılığının geleceği için öngörüleriniz neler?
şöyle bir baktığımız zaman, zaten edebiyat açısından hayırlı olan bir sanal portalı görmek pek mümkün değil. sanal edebiyat portallarında, şöyle bir gezildiğinde, bunların edebiyata ne gibi etkilerinin olacağını az çok tahmin edebiliriz. koskoca bir hiçtir. bunun yanında internetin sanal olması ve yapay bir çiçek gibi durması beni her zaman biraz uzak tutmuştur bunlardan. internet portallarında var olan edebiyatın, “edebiyat niteliği” ne kadardır tartışılır. ama tartışmayalım sıkıcıdır bu muhabbetler. genelde bu tip portalların özelliği, dedikodu merkezleri olmasıdır. herkes şiir, hikâye adı altında bir şeyler yazmaya çalışır ve bunun yanında, bir edebiyatçı havasına bürünerek, “edebiyat nutukları” çekmeye can atarlar. herkes kendi ürününü savunma ihtiyacına sahipmiş gibi hisseder kendini. nedendir anlamam hiç. garip şeyler. edebiyata yapılmış en büyük ihanettir bunlar. edebiyatın hançerlenmesidir. edebiyatın sancı çekmesidir. bir gün gökekin diye bir edebiyat sitesine rast geldim.( kıymetli Rabbime buradan teşekkür ediyorum bu yüzden) açık söylemek gerekirse ilk olarak ürünlere hiç bakmadım. öncesinde yapılan yorumlara baktım. sevdim. birbirlerini yiyen adamlar yoktu. harbi edebiyat yapıyorlardı. edebiyatın uslu çocuklarıydılar. bu gibi sitelerin çoğalması sonucunda belki internetin edebiyata olan katkısından bahsetmeye başlayabiliriz. “ve bunları elbette çabucak geçelim sevgilim”
6. 2008 ve sonrasında edebiyat için öngörüleriniz nelerdir?
her otobüs durağına bir dergi standı konulmasını, üzerinde ücretsizdir yazan edebiyat dergilerinin çoğalmasını, özellikle çay bahçelerinde garsonların siparişi her getirişinde bir dize şiir okumasını, tren kornolarının kaba sesinin yerine ben giderim adım kalır dostlar beni hatırlasın dizelerini, her yağmur yağdığında şehirlere yerleştirilen hoparlörlerle Nurullah Gencin yağmur adlı şiirinin okunmasını, şehirlere her kar yağdığında Ahmet Muhip Dranasın kar adlı şirinin okunmasını sayın devletimizden istirham ediyorum..





Saygıdeğer devletimizden ve de erkanından bu makul talepleri biran önce hayata geçirmesini talep ediyorum…