Sıla-i rahim
Toprağın altında olman daha güvenli. Senin için değil, benim için daha güvenli… Sen oradayken sadece özlem gelecek aklıma, acımak gelecek, Fatiha gelecek; “Üşüyor mu? Yapayalnız olmak koyuyor mu?” gelecek… Bu yüzden benim için en güvenlisi senin toprağın altında olman. Toprak tehlikeye cephe.
İçine toprak dolmuş gözlere öfke ile bakamazsın. “Hiç bakamazsın ki” değil. Ben senin gözlerine bakıyorum, inan bana toprak çok yakışmış; yuvarlak, belirgin, hafif içine çökük gözlerine toprak. Eskiden olsa şurada otururken, şurada seni düşünürken, şurada sonsuz kahverengiliğe bakarken, şakaklarım sızlamaz mıydı? Tüm o alaycı sözlerin kulaklarımda çınlamaz mıydı?
Akbabalar gibi baktığında, bakamaya bakamaya bakmaya çalıştığımda gözlerine, kirpik diplerim ve retinam yanmaz mıydı? Şüphesiz böyle olurdu.
Ama şimdi hissettiğim tek şey soğuk… Buz gibi ruhsuz, duygusuz, ölü bir soğuk. Öyle ölü ki gıdası topyekûn “ölü”…
Soğuk kinden daha sıcak.
Hastalığında sana gelmek istemedim. Hastalandığında… Hastalık iki kaşının arasında iken hasta olabilmek meziyeti nasıl bir hastalık. Neyse hastane kokusunu sevmem.
İlâç kokusunu tertemiz görünen beyaz çarşafların liflerine kadar işlemiş sancı kokusunu…
Ama söz veriyorum sana, hatta randevu veriyorum, haber etmen kâfi geliyorum, sana; morga mutlaka…
Morg sancı kokusuna dezenfekte.
Şimdi bu yaşanmış ve ölmüşlerin arasında
Yaşamdan sızan Azrail pençesi ve insandan damlayan kibir arasında
En çok üşüdüğün Şubat ayında
En çok ağladığım Şubat ayında
Dünya merhaba, ölümler merhaba, bütün bu soğuğun, sopsoğuğun, buz gibi bir çığlıkla bebek doğduğunda, her yıl kutlanan o günün hatrına, “Kabrinde nasılsın?”










1:49 pm | Ocak 25, 2008
bütün doğallığı ile bir mektup okudum şimdi. cemal süreya nın on üç gün mektupları kadar güzeldi…
elif hanım bu metnin devamı mı var yoksa siz biraz derlediniz mi yayınlamak için…
1:54 pm | Ocak 25, 2008
Spontane bir metin Ahmet Bey, yazıldığı gibi yayımlandı. Babalar Günü‘ne bir nazire.