Şiirden tren
371 izlenim
Tren ile şiir tadında bir yolculuk denemesi…
Evimiz ile çarşı arasında bir çizgi gibi uzayıp giden demiryolunu hatırlıyorum. Yorgun raylar üzerinde gelip giden tren uzakları düşündürür: Nereye gider, nereden gelir, kimler var ötelerde? Bu sorular döner durur hep. Okul binası istasyona yakın. Teneffüslerde okul bahçesinden istasyona bakıp hayal edilir başka memleketler, başka insanlar…
Küçük İstasyonlar
Nedense küçük istasyonların hali
İnsana hep hüzün verir
Tek başına unutulmuş gibi
Ağaç toprak ve demir
Cam arkasında solgun yüzlü bir kadın
Mahzun yüzlerle bakar çekilir
Nedense küçük istasyonlar bana
Buruk yalnızlıkları tattırır
Gurbeti acı acı çalar kampana
Kavruk ağaç kara vagon gökte yıldız yalnızdır
Hüznüyle kederiyle baş başa yorgun
Yanında yöresinde renkler sapsarı
Terk edilmiş hatıralar gibidir
Ara istasyonların kül rengi binaları
Ara istasyonları kederli küskün
Çevresinin kederini yansıtır
Gecelerin ayazında gelip geçen trenler
İnsanın yüreğini biraz olsun ısıtır
Çok zaman ölümü düşündürür
İnsana küçük istasyonların hali
Garip yolcuları titrer öksürür
Telgraf tellerinde kuşlar misali
İlhan Geçer
Demiryolu çevresinde çocuklar, çocuklar… Cepte gazoz kapakları var. Raylar üzerine itinayla yerleştirilen gazoz kapakları birazdan para olacak. Bekliyorlar. Çayır çimen bulaşığı pantolonları, ellerinde ufak sıyrık, yara izleri, yüzleri ter içinde… Birazdan tren gelir.
Demiryolundaki Çiçek
Sen ey, tutup şu demiryolunda açan çiçek !
Bilmen gerekirdi ki bir gün ya yakılacaksın,
Ya da iki üç amele gelecek kazma kürek,
Sen en mâsum şarkını söylerken sabahlara,
Bir kara yıldırımla kapanacak belki azgın.
Sen ey, tutup şu demiryolunda açan çiçek !
Başka yer mi yoktu ki bu dünyada, başka yaz ?
Dilek hangi havayı değiştirmek ?
Ne ki ömründe bu taş, demir tedirginliği,
Canım yapraklarında, dallarında bu kir, pas ?
Sen ey, tehlikelerin, israfların çiçeği !
Bak şu üstünden geçip giden mavilere bir,
Var mı daha bir yazın ?
Zeki Ömer Defne
Trenler gelir geçer.Uzakları yakın eden bir güzellik.Yanık türkülerde söylenir adı: “Kara tren”. Zira yükü gurbet, ayrılık, hasret… Şimdi “Kara tren gelmez mi ola ?” mısrâsı yüreğe hançer gibi saplanır.İstasyonda üzgün anne, dağlara, uzaklara bakıyor.
Göç
Su serperler ya
Gidenlerin ardından
Dün askere
Hind’e, Yemen’e
Bugün ekmeğe
Yaban ellerine
Dönmezler de ondan
Yoksa niye serpsinler
Sirkeci’den tren gider
Ona binen verem gider
Bir kampana çalar
Analar ağlar
“Oğuuuul
Oğul”
Çocuklar öksüz
Gelinler dul
Sirkeci’den tren gider
Evim barkım viran gider
Biz hep atla geçtik Tuna’dan
Böyle geçmedik
Avrat uşak
Biz hiç böyle geçmedik
Beyler utansın
Sirkeci’den tren gider
Varım yoğum törem gider
Tuna bizden utanır
Biz Tuna’dan
Yüzüne kapatır ellerini
Aldırma be Tuna’m
Yiğit çıplak doğar anadan
Sirkeci’den tren gider
Erzurumlu Duran gider
Burada ezan var
Orda çan
Her sabah çınlar tepemizde
“Uyaaan
Uyaan
Uyan !..”
Sirkeci’den tren gider
Bir yıldızlı Kur’ân gider
Ali Akbaş
Tren sesi geceyi bölen gök gürültüsü gibi …Gitmek vakti gelmiştir.İstasyonda bir hareketlenme, insanı üşüten akşam rüzgârı…Gidelim.
Tren Sesleri
Güneşin girdiği büyük saraylar
Ne vakit tutuşup yanarsa raylar
Ardınca sürükler gözlerimizi.
Uzakta bir tren sesi gelince
Hasretle sızlayan kalbimiz, ince
Bir derde yeniden düştü sanırız.
Ey tren sesleri, tren sesleri !
Gurbete gidenler yıllardan beri
Gelmezken bir de siz hatırlatmayın !
Reva mı bir gamlı ruhu dağlamak ?
Ah ey trenlerin kalbe ağlamak
Getiren sesleri, tren sesleri !
Necmettin Halil Onan





Benim de trenle ilk tanışmam raylarla oldu. Yaşadığım kasabanın güney sınırını çevreleyen tren yolu bizim de günlük uğrak yerlerimizdendi.Evet biz de gazoz kapaklarından para yapardık.
İlçeye ilk taşındığımız sıralar evimiz tren yoluna çok yakın olduğu için uykumuz önce uzaktan gelen siren sesi ve yaklaştıkça artan tren homurtusuyla bölünürdü.
İlkokul beşinci sınıf bitti ve ben Sivas’ta öğrenim görmek zorunda kaldım. İlçede İmam Hatip yoktu. Bu kez trenle olan serencamım istasyonlarda devam edecekti. Hafta sonları Tren garında doğu expresini bekleyecek ve çok kez tehirli gelen trenlerde uyuklayarak yolculuk yapacaktım.
Sevgili Murat Soyak benimki yorumdan ziyade anıların depreşmesinden neşet nostalji oldu galiba. Enfes bir çalışma olmuş efendim. Şükranla…