Kuşları ürperten yalnızlık kurduk
Penceremden gece girdi üşüyen bir karanlık
Soğuğu ben geceyi sen büründün
Sırtını güneşe verdiğin resimleri yakarak ısındık
Annemin sana örmediği sarı yeleği giyinecektin
Hesapta sana görünecektim sen bana koşacaktın durmadan
Gerçeği bölüşecektik içimize geceden kan sızarak
Sanki geniş bulvarlardan sıkılmış gibi
Dar bir patikadan inecektik kalbine
Sesimizi dağa götürecektik
Gece aya tutup ve okuyup alnını
Dağlarda oturan taşlara seslenecektik…
Böylece gerçeği taşlarda duydu…
Gerçeğin sesi, bizim sesimiz senfoni oldu
Hüseyin Cahid Doğan | Cuma, Şubat 3, 2006, 5:50
Yunus Bey sizi şiirlerinizle beraber GöğEkin içinde görmek bizi ziyadesiyle sevindirdi. Şiirleriniz ve siz, var olun.
Bu arada sahi kuşlar yalnızlıktan ürperirdi değil mi?
Allah kaleminizi hiç bir vakit ağlamasın Efendim…
Yunus Nadir Eraslan | Cumartesi, Şubat 4, 2006, 5:50
Canım kardeşim ben herşeyi önce Sadık hocama, sonra Ali ağabeye ve sonra da sana borçluyum.Allah sizleri vesile kıldı… Cümlenizden Allah razı olsun… Bu arada kuşların ürpertisini yalnızlığıma yormuştum.Belki de mecaz… Yorumun için teşekkür ederim azizim.
Viva La Vita | Salı, Eylül 12, 2006, 5:50
hüseyinNcahidDdoğanN
bize de ne de-medi ki?