Terk edilen şefkatimi
Kağnı hızında içimi yarıp geçen acıma bağladım
Takılıyor dişleri kaburgalarıma
Nasıl da vuruyor sancısı
Kan kusturuyor
Biliyorum
Sürüye sürüye bulduracak manasını
Temizleyecek anızdan bedenimi
Kırlara taşacak
Mücessem
Renk, gece, gün, el, kol, bacak…
Yavaş yavaş tamamlanacak cümbüş.
Şefkat mi ben; ben mi şefkat
Ayırt edilmeyecek.
Sosyal bilimler alanında doktora, bir dergide editörlük yapıyor, bir kurumda çalışıyor. Varlığı ile kalemi ters korelasyon içinde. Zamanın kutsiyetini kabul ediyor, kalıplara sıkıştırılmasını reddediyor.



Ah evet, kağnının gidişinde sanki acıdan neşet bir inleme duyarız. Sanki bu topraklara özğü bir acının çığlıklanışıdır tekerlerindeki. İnsanın ıstırabını öykünen ağacın inlemesi de diyebiliriz belki de… Bağışlayın beni, mısranın işaret ettiği benzetmenin dışında bir yorum yaptığımın farkındayım. Saygıyla…