“Ürpertir tabiat üfleyince rüzgârı derin gök soluğu / Ulu ses dokununca çarka /
Düşer ölümün gölgesi eşyaya.”
Ölümün gölgesi düştüğünde, duyuyorduk ağır hastaydı Erdem Ağabey. Arayıp sormak; dostluğun, ağabeyliğin, üstatlığın hatırındandı amma en hakiki ve samimi duaları yoldaş etmek, şiirle çıkılan bir yolculukta yârenliğin hakikatindendi.
Baştaki dizeleri Erdem Beyazıt’ın “Sebep Ey” şiirinin ilk sesinden aldım. Devamı bu gün yerine oturmuş gibi…
“Başlar eşyada hareket kurtulmak için kendinden / Daha öteye geçmek için arınmak gibi elbiseden”
Duyduk ki, bu defa eşya değil kıymetli bir can arınmıştı elbiseden…
Bir şair öldüğünde önce şiir üzülür… Şiirlerimiz üzüldü. Ve dahi bizler, şiirler dolusu… Zira; bir şair öldüğünde, o kelimeler, o duygular, o hüzünler, o isyanlar, o gel git’ler sahibini arar döner durur bir yerlerde. Geride kalan hiçbir şair, Rahmet-i Sonsuz’a kavuşan bir şairin öksüz kalan kelimelerini teselli etmeye muktedir değildir.Eşyada başlayan hareketi sezen yürekti Erdem Beyazıt… Böylesine hassas, böylesine hayatın ruhuna bakabilen incelik, doğan her şiirle kendinde başlayan hareketi nice yaşar bilir misiniz?
Belki de bir şair için ölüm, doğan her şiirinde yaşadığı bir diriliştir… Belki de bir şair için ölüm “ölümsüzlüğün sonsuz ipini yakalamaktan” başka bir şey değildir.
Şair ve ölüm…
Bin bir gece acılarında : “söylerken ağlayan şair / doğururken ölen ana / ikisi de bir / aşk ve acı haberim olmadan / en ücra yanıma sığınabilir” diyordu Mustafa İslamoğlu. Bu haberi aldığım andan itibaren bu dizeler dönüp durdu dilimde.
Bilenler bilir… Şiir, bir şairin ölümü tattığı yerdir. Ve şiir şiir ölürken bir şair, zamanın hanesine en diri harflerle yazdırır kendini. Ölmüş bir geçmiş, şiirlerinde dirilir bir şairin… Ve hayal bir gelecek, onun şiirlerinde hakikat olur ilkin.
Yıkılmış duruşlar, anlamını yitiren hayatlar ve kambur ruhlar o ölürken dinçleşir aksine.
Ve şair, öleceğini bile bile ömrün değerini şiir mihengine vuran yegane insandır.
Rahman’a kavuşmaksa, kimsenin yazmaya muktedir olamayacağı en yüce şiir…
Ölüm, fiziki ayrılışsa hayatımızdan, Onun şiirlerinde ruhuna sarılabilmek varken, bir şairin ölümü karşısında şanslıyız hepimiz.
Erdem Ağabey’i; bizlere bıraktığı erdem dolu hayatı ve miras şiirleriyle saygıyla yâd ediyor Allah(c.c)’tan rahmet diliyorum.
Erdemli dizeleriyle “SON SÖZ” ü Onun kelimeleriyle söylüyorum:
“—Ey nas, Susun!
—İnna lillahi ve inna ileyhi raciun.
Sonra eğildi sevgilisinin yüzüne
Sürdü bulutlanmış gözlerini
O güzellikler ülkesine
Baktı baktı ve dedi :
— Hayatında güzeldin
— Ölümünde güzelsin
— Öldün
— Bir daha ölmeyeceksin!”




Yorum ekle