Yine de farklı
iklimlerin çocuğuyuz, beğeniyorum ama
seni, saklamalı ve çağırmamalı
katldir zira
durmadan imlediğin uçarılığına.
Dedim ve geri durdum
kan ağlayan ne varsa beynimde
susturdum.
mide bulantısıydı kalbim, denize düştüğünde
kusturdum.
Ve dönüp sordum güvercine
ki yürümekteydi menzile
senden bir saat önce ben mi vuruldum!
tıkanıyor şiir, kanıyor; belki yoruldum
güldü geçti yanımdan
habersiz misin modadan
küfür et
olsun bitsin dostum
küstahlığı da yaratmış
mahareti yaratan.
Ey vakti duymak doruğundan
Aşağı yuvarlananlar!
Aforizmamsı bir imlâ yanlışıydı
tarafımdan yapılan
zaten benimdir
tüm defterlerden kovulan.
Üç gün doksan dokuz gecedir
-bir mitingi istisna tutarsam-
kalmadı geceye sürûr
onu veren ki aşkın kendisidir.
Kaleminden çıkan!
dellendirme dilimi
olmayan kelimeni
-mânası hayattan kopan-
al ve git yanımdan
kaybetsem de olur
kendimi.
Biri
yaksın şu ışıkları artık, film bitti.
Ve oysa biri
inadına koltuğuna mıhlı, bakışı sabit
ısrar ettiren; ekrana kafa atma fikri.
Biri
kaldırsın onu oradan
oyun bitti!
Hüseyin Cahid Doğan | Pazar, Nisan 1, 2007, 20:48
“Biri
yaksın şu ışıkları artık, film bitti.”
“Artık oynamaya lüzum görmüyorum demişti bir tiyatrocu”. Dedirtirilmişti yahut.
Ama diyelim ki, oyunları biz yazmaya başladıktan beri, perdenin kapanacağı ana da biz karar vermeye başladık.
Anonim | Pazar, Nisan 1, 2007, 20:49
gökekin sık uğrak yerlerimdendir. Son zamanlarda okuduğum en muhteşem şiir, bu işte. Ağzınıza sağlık diyeyim.
Yunus Nadir Eraslan | Pazartesi, Nisan 2, 2007, 20:49
Ve dönüp sordum güvercine
ki yürümekteydi menzile
senden bir saat önce ben mi vuruldum!
Kadim bir duruşu imliyor bu şiir. Böylesi şahane şiirleri okurken, başım daha da ağırlaşıyor. Bereketle…
Elif Bilge Doğan | Pazartesi, Nisan 2, 2007, 20:50
@anonim,
yorumunuz beni gerçekten mutlu etti, teşekkür ederim. bir şiirin beğenilmesi şairinin anlaşılmasıyla eşdeğerdir çünkü.
@yunus nadir abi,
şahane diyerek iltifat buyurmuşsunuz fazladan, ve teşekkür ederim.