Ölme çiçeği

Tavsiye Et Yazdır 277 izlenim
Ölme çiçeği

Umutla beslenmediği, her şeyiyle kendini sınırsız bir ilerleme çarkı içine hapsettiği, kutsalı tanımadığı ve Tanrı’yı yadsıdığı için erdemsiz olan bir korku çağında yaşamakta olduğumuzu söylüyordu İlhami Çiçek yirmi beş yıl önce. Umut tükenmedikçe güneşin hep yakınlarında kalacağına inanıyordu O. Türk Şiirinin içine hüzünlü bir çiçek sunulmuştu ürkek ve durgun ellerinden. Mehmet H. Doğan “umut verici” diye bahsediyordu “umut çullarını” kararlılıkla bağladığı şiirinden. Umut oralarda bir yerdeydi, apaçıktı, uzanılsa tutulacak denli yakındı dizelerinde. Filistin’deydi umut mesela, sessizdi korku çağının suskun insanlarından ötürü gel gelelim. Her şey eninde sonunda sessizdi nitekim. İnsanın en makbul haliydi ağlamak, ama sessizdi o da. Kahır sessizdi sonra, büyüyen; dallanıp budaklanan, bütün kılcalları işgal eden hüzün sessizdi. İnsanlar da sessizdi işte, cesetleri üzerine umut parçaları örtülen çocukların önünde, sessizdi…

İlhami Çiçek
İlhami Çiçek
1954 yılında, 93 Harbi zamanında Kafkasya’dan Erzurum’a hicret eden bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gözlerini açar İlhami Çiçek. Henüz 6 yaşında iken evlerinin damından aşağıya düşerek beyin travması geçirir. Geri kalan hayatında beynini insafsızca yoklar bu sarsıntı. Kapanır içine Çiçek, o kapandıkça şiir çiçek açar külbe-i ahzanında. Oltu Lisesi’nde okurken Otel Odası ile katıldığı Adımlar Dergisi Şiir Yarışmasından birincilikle döner. Serbest veznin yanında Halk Edebiyatı ve Divan Şiirine de düşkün olan Çiçek, Aşık Sümmani ile de şiirleşir. Aynı dönem karıştığı bir kavgada oldukça hırpalanır ve çiçeğindeki kırbaç izleri daha bir göverir. Kırıkkale ve Pendik Liselerinde öğretmenlik yapar, Edebiyat Dergisi’nde şiirleri yayımlanır; Arif Ay, Cahit Yeşilyurt, Necip Evlice, Turan Koç, Ali Karaçalı, Âtıf Bedir gibi isimlerden oluşan seçkin bir arkadaş grubu içinde yer alır. Satranç Dersleri sekizlemesi ile önemli bir başarı kaydeder. Askerliğini yaptığı Tokat’ta rahatsızlığı ayyuka çıkar. Tedavi görmesi için Mevki Hastanesine sevk edilir. İyileştiği sanılarak tekrar askere alınır. Gerçekte tam olarak iyileşmemiş olan İlhami Çiçek, mumaileyh rahatsızlığın pençesinden kurtulamaz ve daha yirmi dokuz yaşında iken Türk Şiirine gözlerini yumar. Merhum şair Cahit Yeşilyurt ‘terhis edilse kıyamet mi kopardı yani?’ diyerek isyan eder bu sorumsuzluğa. Aynı ay tek kitabı Satranç Dersleri yayımlanır. Nuri Pakdil şiir sandığının toprağa gömüldüğünü söyler cenaze töreninde, Cumhuriyet gazetesi iyi bir ozanı kaybetmiş olmanın hicranından dem vurur, Cahit Yeşilyurt korkuyla örselenir; cevap veremez kendisine İlhami Çiçek’i soranlara…

İlhami Çiçek
İlhami Çiçek
Hüzün teması neredeyse İlhami Çiçek şiirini domine eden en başat unsurdur. Şah için amansızca kurban edilen piyonlar mahzundur mesela. Paul Baumer’in ölmesi ve fakat Batı Cephesinde yeni bir gelişmenin olmaması arasındaki ilişkiler bütünüdür bu. Hüzündür piyonların doladığı uçlarına, şahın kazanacağı zaferler için sürülürken cepheye. Aşk için türlü mesneviler dökmek kabil-i mümkündür ama bu hüznün mesnevisini yazacak bir babayiğit çıkmamıştır İlhami Çiçek’e göre, çıkmayacaktır da. Yalındır hüzün bundan maada, uzanıp giden yatalak çağrışımı gibi kar yığınlarının. Gerçekten bir kalp taşıyan her kişinin sahip olabileceği tek varlıktır hüzün. Yağmalanan tarih, örselenen değerler, insanlığın diz çökmüş olması haksızlıklar karşısında, sessizlik ve uzayıp giden sessizlik bunu gerektirir zira. Bu kesif hüzün istilası karşısında sabra sığınır sürekli; sabırdır O’na göre insanı ayakta tutan, devam etmesini emreden. İnsancıldır hüzün ve aort damarıdır itikat vücudunun. Hüzündür sonra Yakup’u Yusuf’a kavuşturan. Birbirlerinden binlerce kilometre uzakta olmalarına karşın kalplerinde çağlayan ırmak hüzün ırmağıdır. Hüzün asla aktüalitesini yitirmeyen bir epopedir dünyanın her bucağında. Yineler kendini. Vefatından hemen önce yazmış olduğu Temalar II serlevhalı şiirinde; yalnızlığını boşaltılmış şehirlerle, hüznünü ise üfleyeni kalmamış bir kaval ile betimler şair.

İlhami Çiçek’in şiirlerine payanda olan imajlardan biri de yalnızlıktır. Ebu Zerr el-Gıfarî telmihine başvurur yalnızlığını imlemek istediğinde. Yalnızdır da İlhami Çiçek, yalnız yaşamıştır hisdaşı gibi, Türk şiirinde keskin ve yalnız bir yürüyüştür onunki. Hicranı ile baş başa bırakıldığı karakolun ikinci katında yalnız ölmüştür. Yalnızdır hâlâ şiiri, giremez antolojilere; korkulduğu gibi Ebu Zerr’in sözlerinde, korkulur İlhami Çiçek’in şiirlerinden de. Düşlediği ıssızlık muhayyele ötesidir O’nun. Boyuna yalnızdı şair, geçen yıllara değişen coğrafyalara karşın yalnızdı. Yalnızdı halk içinde, korku çağında yalnızdı. Yalnızlık, korkunç kalabalık olan bir dünyada çıldırtıcı bir yalnızlıktı başında duran. Taşradan şehirlere inmek yalnızlık sağlar insan topluluklarına İlhami Çiçek’e göre. Irmaktan mahrumdur çünkü şehirler, ormanlardan ve leylaklardan ya da. Şehirlerin büyüdükçe kabalaştığını düşünür. Bu kaba ve kalabalık yığın içinde metruk bir kümbettir İlhami Çiçek.

Öğretmen İlhami Çiçek
Öğretmen İlhami Çiçek
İnsanın yaşadığı çağdan sorumlu olduğunu öne sürmektedir İlhami Çiçek. Gelişen uygarlığın dikenlerinden bizardır. Hem konuşmalarında hem de şiirlerinde bu hususa sıklıkla değinir. Eşya sarasına tutulan insanın bu buhranı aşıyor olduğunu ve Tanrıya olan gereksinimin çığ gibi büyüdüğünü de vurgular. İnanmak istediği budur çünkü. Bu hususta en önemli örneği ise yaşadığı çağı binip ona yepyeni bir hüviyet kazandırmış olan Hz. Muhammed’dir. Ona göre; endişe, umutsuzluk, korku gibi unsurlar sadece dünyada var olan hislerdir. Ve doğallıkla dünyayı önemseyen bireylere münhasırdır ve mutlaka ama mutlaka dünyada kalacaklardır. Çağ yalınkılıç durmaktadır bütün kutsalların karşısında. Yıkmakta, yakmakta, yok etmekte; yok edemediğini ise deforme etmekte ya da unutturmaktadır. İnancı; derin gök resmini unutturmak istemektedir mesela çağ, ye’si biçen gürbüz hamleyi silmek istemektedir insan belleğinden. Sert ve kat’i biçimde reddeder şair çağın arsız isteklerini. Kurunun yanında yaşı da yakar bunu yaparken. Tanrı’nın olmadığı camileri reddeder mesela, yanlış biçimlere sokulmaya çalışılan gülü, gök kasaplığına soyunan gökdelenleri, kentlerin tek yeşil yeri olan parkları dahi reddeder. Boyuna deşer çağın böğrünü şair, çıkarır içine hapsettiği güzellikleri. Azar azar kopan insanı bağlamak istemektedir aslolan bağa. Korkutur ayrıca şair, insanın Allah ile arasına koyduğu maddiyat ölçülerinin azabı gerektirdiğini ve bunun oldukça adil olan bir infaz olacağından dem vurur.

“Kapanır içine Çiçek, o kapandıkça şiir çiçek açar külbe-i ahzanında”
Hüseyin Cahid Doğan
Ölme Çiçeği

İlhami Çiçek dizelerinde yer yer ahvalini de tasvir etmekten kaçınmaz. Gün kesin biçimde akşamlıdır ve Leyla gerekli olduğunu ayırtına varamadıkça her şey daha zor olacaktır. Gemisi paramparça olmuştur şairin, ıssız bir denizde yapayalnız kalmıştır ve dostlarını imdada çağırmaktadır Satranç Dersleri’nde. İntihar fikri yoklamaktadır şairi ve bu fikir fazlasıyla yapışkan bir fikirdir şairin zihninde. Peş peşe gelen sara nöbetlerinden, krizlerden, panik yekûnunun hassas bünyesine dağıttığı hafakanlardan bahseder. Son dönem şiirlerine hakim olan imajlardan biri şiddettir İlhami Çiçek’in. Betimlediği şiddet oldukça korkutucu raddelere ulaşmıştır. Âsude ve fakat şiddetli bir yalnız bırakış oldu sonunda yaptığı da.

Hikâye sahasında da kalem koşturan İlhami Çiçek’in bu konuda fazla yetkin olmadığını ifade etmek gerekir. Mütekamil olduklarından kuşkulu olunan dört adet hikâye yazmış ancak bunlardan hiçbirini yayımlamamıştır. Ayrıca yayımlanmak üzere kendisiyle, söyleşiyi yapanın lâ edrî olduğu bir söyleşi de yapılmıştır. İlhami Çiçek hakkında Hece Dergisi ‘Hece Taşları’ adı altında bir dosya hazırlamıştır. Ayrıca şiir, hikâye ve hakkında yazılanların derlendiği GöğEkin adlı bir kitap hazırlanmıştır vefatından sonra. İlhami Çiçek hakkında yazı, anı ya da şiir kaleme alan muharrirler arasında Arif Ay, Cahit Yeşilyurt, İbrahim Demirci, Necip Evlice, Turan Koç, Mehmet H. Doğan, Mehmet Atilla Maraş, Osman Selvi, Âtıf Bedir, Abdürrahim Erkal, Ahmet Oktay gibi isimler zikredilebilir.

“Bu yapışkan yaşam
Bu yokluk yurdu
Senin gibilerle dolu”
(Ionescu’nun Yalnız Adam adlı eserinin arkasına yazmış olduğu ve yayımlanmamış olan Yalnız Adam başlıklı şiirinden)

Editör’ün Notu: Ölme Çiçeği daha önce Renkli Dergi’de yayımlanmıştır.

Yazar Hakkında

Hüseyin Cahid Doğan

Hüseyin Cahid Doğan

1980 İzmit doğumlu. İşletme Fakültesi mezunu. Ürünleri; Martı, Genç Adım, Mefkure, Vivo, Toplumsal Asabiyet, Kavsıkuzeh, Renkli Dergi, Ardıç, Serseri, Etika gibi dergilerde yayımlandı. Kocaeli Üniversite'sinde çalışıyor. Elif Bilge ile evli.

5 Yorum alan “Ölme çiçeği”

  1. sırça köşklerinde “edebiyat buyuran” zevat okuyup biraz vefa öğrensinler…
    teşekkürler…
    vefa için, anlatım için, isabetlilik için, içten yakalayışlar için…
    elhasıl varol…

  2. ‘Vefa’ vurgunuz için ne kadar teşekkür etsem azdır. Gaye bu idi. Dilerim ki anlatabilmişmdir ve dilerim ki hep yalnız defnedilmesin Ebu Zerr’ler.

  3. Şairin coğrafyasının her bir karesinin didik didik edildiği ortada. Şairin dünyasında anahtar iki sözcük (hüzün ve yalnızlık) bütün yönleriyle anlatılmış. Tek kelimeyle mükemmel. Ancak bana göre şairden mısralar da serpilmeliydi metnin uygun yerlerine. Yüreğine ve kalemine sağlık…

  4. Mısra alıntılamak konusunda haklısın, bunu neden es geçtiğimi anlayabilmiş değilim. Sanıyorum ilk hâlinde bir yer sınıtısı söz konusu idi ve sonradan da eklemek aklımıza gelmedi. Bununla birlikte, İlhami Çiçek adresinde şairin tüm eserlerini yayımladık. Ayrıca tek yayımlanmış kitabı olan Satranç Dersleri‘ni ve vefatından sonra yayımlanan GöğEkin adlı eseri, bir parça genişleterek yayımladık.

    İltifatların için müteşekkirim.

  5. [...] İntiharın en kusursuzunu arıyor bunaldıkça insanoğlu. Kurt Cobain, Sergey Yesenin, İlhami Çiçek. İntihar en iyi şiirle açıklanabilir belki de Albert Camus [...]

Yorum Ekleyin

Yorumlar Gravatar desteklidir. Gravatar kullanın.

Kullanılabilir XHTML parametreleri: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <blockquote cite=""> <code> <em> <strong>