O hepimizin babası

5

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçen hafta verdiği demecinde Rus futbol takımlarını tanıyamasının nedeni olarak Afrika tandanslı futbolcuların çokluğunu gösterdiğinde, muhtemelen Rus Edebiyatının herşeyi Alexandr Sergeyeviç Puşkin’in aslında Afrika asıllı olduğunu (Habeşli, Sudanlı veya zayıf bir rivayete göre de Arap) unutmuştu. Elbette bu noktada Putin’in bir yazarı anımsaması gerektiğini düşünecek olsaydık bunun pekala Fyodor Mihailoviç Dostoyevski olabileceğini de bilirdik. Zira Dostoyevski’nin panislâvcılığı ile Putin’in yukarıda zikredilen demeci arasında teorik olarak bir uyuşmazlıktan söz edilemez. Bununla birlikte Putin’in müşteki olduğu durumun sadece ‘tanrının kargışladığı’ siyah derililerle tahdit olması da mümkün. Gelgelelim 1799 yılında Rus sarayına oldukça yakın bir ailenin ikinci çocuğu olarak dünyaya gelen Aleksandr (Saşa) büyük dedesi Anibal’in derisinin renginden pek şikayetçi değildi. Sadece Sudanlı sanatçıların sergilediği bir temsili izlerken yanındakilere ‘Ben bunlara benziyor muyum?’ diye sormuştu, o kadar. Burada Puşkin’in dedesinin İstanbul’dan satın alınarak Rusya’ya getirildğini, saray hizmetine bir topçu olarak girdiğini ve Puşkin soyadının da Rusça karşılığı puşka olan top kelimesinden geldiğini vurgulayalım.

İki kere okuduğu metni hafızasına alacak kadar zeki olan Puşkin, dönem Rusya’sındaki burjuvazi şartlarına uygun olarak Fransızca eğitimi aldı ve neredeyse on bir yaşına kadar bütün Fransız yazarların küllüyatlarını tastamam hatmetti. On iki yaşında iken ise Çar

Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
tarafından yaptırılan ve seçkin ailelerin çocuklarının okutulduğu Çarskoye Selo lisesini kazandı. Bu lisede geçen altı yıllık eğitimi boyunca Puşkin; avare, vurdumduymaz ve kendi deyimiyle ‘küçük, haylaz bir çapkın’ olarak bilindi; Fransızca ve Şiir hariç hiçbir derste başarılı olamadı. Hatta yaşlı bir prensesi ‘kazara’ öpmesi Rus Çarına bir edepsizlik örneği olarak şikayet edildi. Bununla beraber lise yılları gelecekte Rus Edebiyatını bütünüyle domine edecek olan genç Puşkin için oldukça mümbit geçmiştir. Neredeyse bir kurgu bolluğu içinde yüzmektedir şair. Burada iken yazmış olduğu yüz otuz şiirinden sadece on dördünü alacaktı bununla birlikte ilk kitabına. Ayrıca bu dönemde Puşkin şiirlerinde bariz intihaller de kol gezmekteydi. Ve elbette intihalin dışında Puşkin, tamamen Fransız biçimciliğinin etkisindeydi. Bu etkinin önemli bir kısmını ise Voltaire oluşturmaktaydı. Puşkin on sekiz yaşına geldiğinde şiirleriyle adından söz ettirmeye başladı. Biyelinski’nin tabiriyle ‘Aslan uyanmış ve yelelerini silkelemeye başlamıştı.’ On sekiz yaşında iken liseyi bitiren Puşkin’i, önünde duran mesleklerin hiçbiri cezbetmiyordu. Bu yıllarda daha çok hovarda bir yaşam sürecek ve hatta ‘Hayasızlık kamuoyunda daima saygı görüyor. Çünkü kamuoyu denilen şey, en fazla hoppa bir kadın kadar ciddidir.’ diyecekti. Aynı yıl Rus entelijansiyası arasında bir skandal etkisine sebep olan Ruslan ve Ludmila’yı yayımladı. Arkadaşı Turgenyef’e göre ‘Rus şiir okyanusunun ortasında yeni bir ürkünç nesne çıkmıştı’ ortaya. Eser özetle Ruslan ve Ludmila karakterlerinin birbirlerine kavuşma sürecini masalsı bir dille anlatıyordu ama asıl sorun, Puşkin’in eserinde bayağı ve müstehcen ifadelere yer vermiş olmasıydı. Puşkin bir anda ağır bir menfi eleştiri bombardımanı altında kalır ve bu eleştirilere, eleştirmenleri sert bir dille küçümseyerek cevap verir. Ve elbette süregelen Rus Edebiyatı algısı halk katmanlarında Çarlık rejimi ile bir tutulmaya başlandı ve Puşkin’in etrafında önemli bir dayanışma ve destek halkası oluştu. Aynı anda Moskova Habercisi’nde Puşkin’i öven bir makale yayımlandı ve şair Jukovski’de Puşkin’in şairliği önünde saygıyla eğildiğini belirtti. Tüm bunlar Puşkin’i kısa sürede Rus Edebiyatının şahikasına taşıdı.

Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
On dokuz yaşındaki Puşkin devlet aygıtının tasvip etmediği gizli derneklere üye olur, Çarlık rejimini ve Rusyadaki mülkiyet sistemini şiirlerinde yerer. Rus mujikleri için birer özgürlük şarkısı çağlamaktadır genç ağzından. Elbette bunlar cezasız kalması beklenen eylemler değildi, ama garip olan taraf, Puşkin’in sürgüne gönderilmek gibi ‘özel’ bir çaba içine girmiş olmasıydı. Şöyle diyecekti: ‘O söylentinin (Puşkin’e işkence edildiği söylencesi) kaybettirdiği saygınlığımı yeniden kazanmak için Sibirya’ya sürgüne gönderilmek istiyorum.’

Puşkin’in sürgünü, muhtemelemen dehasının da etkisiyle Çarlık hazinesinden kendisine bağlanmış olan maaşla birlikte neredeyse bir seyahat havasında geçti. Bununla birlikte kırsal hayatı sevmeyen şair için bu bile yeteri kadar sürgün sayılabilirdi. Türk taarruzları altındaki Kafkasya coğrafyasını gezen Puşkin bu sürede başyapıtı Yevgeni Onyegin’in önemli bir kısmını tamamlar. Ayrıca Rus şiirinin başyapıtı olarak telakki edilen Bahçesaray Çeşmesi, Erzurum Yolculuğu, Çingeneler, Kafkasya Mahpusu gibi yapıtlar da bu sürgünün sürgünleri idi. Puşkin için en verimli dönem yirmi altı-yirmi yedi yaşları arasındaki dönemdir. Bu dönem içinde Puşkin Kur’an-ı Kerim’i de okumuş (Rusça mı Fransızca mı tercümesinden okudu, bilinmiyor. Tercüme aslına uygun mu idi, o da…) ve hatta oldukça da etkisinde kalmıştır. Kur’an’ın Etkisi Altında başlıklı şiirinde ‘O Rahim ve Rahmadır, Işıklar saçan Kur’an’ı Muhammed’e indiren O’dur’ ‘O’nun aydınlığına dönüp, O’nun aydınlığına koşalım.’ gibi dizelere rastlanan Puşkin’in neredeyse bir amentü ortaya çıkardığı düşünülebilir. Bununla beraber aynı yıl Puşkin’in çevresi için bir yaprak dökümü mevsimi olmuştur. Başkentte isyan çıkmış, yeni Çar Nikola ise isyanı kanlı bir şekilde bastırmıştı. Puşkin’in yakın arkadaşları Rileyef, Pestel, Muravyef, Rayevski, Volonski ve Kiukelkeber tutuklanarak idam edilmişti. Çarlığın haşin eli tam da Puşkin’in üzerinde durmaktaydı. Mikyeviç’in tabiriyle ‘Neredesiniz dostlarım kardeşlerim? İşte canımdan çok sevdiğim Rileyef. Çar’ın bir emriyle sallanıyor darağacında. Lanet olsun peygamberlerini taşlayan halklara!’ fazlasıyla zorlaşan bir dönem bekliyordu Puşkin’i. En azından şartlar ele alındığında öyle olması gerekirdi. Ancak bu kanlı kıyımdan Puşkin’e bir af çıktı. Ve artık Puşkin için sancılı gençlik dönemi kapanmakta idi. Oysa O bunu tasasız bir dönem olarak betimliyordu Yevgeni Onyegin’de! ‘Elveda tasasız gençliğim, minnettarım neşeli günlerine, minnettarım hüzünlü günlerine.’

Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Sürgünden dönen Puşkin Rusyadaki karışıklıkları konu edinen Boris Godunof adlı oyununu yayımlar. Ama oyun başarısız bulunur. Buna, Puşkin’in olumlu ıra tercihinin dışarı ile örtüşmemesi neden olarak gösterilebilir. Ardından Yevgeni Onyegin gelir. Eleştirmenlerle bir kez daha kötü şartlarda karşılaşan Puşkin, bir öncekinden daha sert tepkiler verecektir. Bununla birlikte Baratinski tarafından zamanın önünde olduğu, bu yüzden anlaşılamadığı vurgulandı. Yevgeni Onyegin, Aleksandr Sergeyeviç’in müthiş dehası ile açılan ve Lev Nikolayeviç Tolstoy ile kapanan görkemli Rus Altın Çağı’nın temelidir ve denilebilir ki hem Gogol, hem de Tolstoy; Puşkin’in açıp düzgünleştirdiği yola asfalt dökmüşlerdir. Fakat bütün dehasını rağmen Puşkin hızla gözden düşmeye başladı. Bu gözden düşme vetiresini tetikleyen en önemli unsur ise, Rus devlet aygıtının zorlamasıyla yazmak zorunda kaldığı ve Rus ordusuna övgüler dizdiği şiirleri idi. Puşkin ansızın dalkavuk ve hain oluvermişti. Puşkin bu durumu şu müthiş sözüyle özetliyordu: ‘Gözde şairler kategorisinden kendi isteğimle ayrılıyor, on yıl boyunca naçizane denemelerime gösterdiği yakın ilgiden dolayı modaya teşekkürü borç biliyorum.’

“Halkın gözünde yıllar boyu aziz kalacak adım”
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
O Hepimizin Babası

Otuz yaşında iken yazdığı ‘şifreli’ şiirleri yüzünden polis müfettişi Benkendorf’un acımasız takibine maruz kaldı. Puşkin aynı yıl on altı yaşındaki Natali Gonçarovna ile evlendi. Ama daha başlangıçtan itibaren evlilikte aradığını bulamayan şair, ekonomik açıdan da oldukça hırpalandı. Yüzbaşının Kızı, ölümünden sonra yayımlanan Dubrovski, Dostoyevski’ye Suç ve Ceza’yı aramağan eden Maça Kızı’nı bu dönemde yazdı. Aynı dönemde Nikolay Vasilyeviç Gogol‘e Ölü Canlar’ı öğütler. Henüz çocuk denilebilecek bir yaşta olan Natali, Rus aristokrat çevresinde kendinden geçer ve zaman zaman kocasını zor durumda bırakır. Hatta Natali, salt kocasını kıskandırmak adına birtakım faaliyetlerde de bulunur. Bu durumun olağan neticesi olarak karısının Çar hizmetinde bulunan Fransız subay Dantés ile adı çıkar. Puşkin Dantés’i düelloya davet eder, ancak düello daveti reddedilir. Puşkin bununla yetinmez, bu kez de Dantés aslında karısının kızkardeşi ile ilgilendiğini söylemek zorunda kalır. Puşkin’in dayatması ile Dantés ve baldızı evlenir ancak iki hafta sonra ayrılırlar. Bir ay sonra Puşkin’e Boynuzlular Derneği’nden bir paket gelir. Bu kesin bir tahrik idi ve Puşkin’de bu tahrike kapıldı. Dantés’in manevi babasına ağır bir mektup yazdı. Mektupta ’senin piçin, pezevenk, kocakarılar gibi çöpçatanlık yapan, adi’ gibi ifadeler cirit atmaktaydı. Ayrıca evlerine kadar giderek; ‘Bu işi halletmezsenin ikinizin de yüzüne tüküreceğim.’ dedi. Düello kaçınılmaz olmuştu ve yapıldı da. Düelloda Puşkin kasığından ağır, profesyonel bir asker olan Dantés’de göğsünden hafif biçimde yaralandı. Düellodan bir gün sonra Puşkin, otuz sekiz yaşında iken 29 Ocak 1837′de öldü. O günlerde henüz rüştünü ispatlamamış olan Rus şiirinin Puşkin’den sonraki ismi Mihail Yuryeviç Lermontov, Dantés ve avanesi ile Natali Puşkin’i eleştiren ağır bir şiir kaleme aldı. Şiir; ‘Ve müthiş bir yargıç bekliyor sizleri! Onu kandıramaz altın şıkırtısı, O bilir önceden herşeyi, O zaman boşa gidecek ama, Kötülemeler; başvuracağınız, Ve tüm kara kanınızla, şairin, Haklı kanını yıkayamayacaksınız!’ dizeleriyle bitiyordu.

Benim yaşamım bir dramdan çok bir ağıtı andırır diyen Puşkin, şüphe götürmez bir kesinlikle Rus Edebiyatının en önemli ismidir. Ivan Sergeyeviç Turgenyev, Puşkin için ‘O hepimizin babasıdır.’ ifadesini kullanmıştır. Gogol’e göre ‘olağanüstü bir olay’, Dostoyevski’ye göre ise ‘gelecekten haber veren peygamber’dir.

Yazar Hakkında

Hüseyin Cahid Doğan

Hüseyin Cahid Doğan

1980 İzmit doğumlu. İşletme Fakültesi mezunu. Ürünleri; Martı, Genç Adım, Mefkure, Vivo, Toplumsal Asabiyet, Kavsıkuzeh, Renkli Dergi, Ardıç, Serseri, Etika gibi dergilerde yayımlandı. Kocaeli Üniversite'sinde çalışıyor. Elif Bilge ile evli. | Yorumları
5
Adet Yorum Listeleniyor...
  1. 1Suç ve Ceza
    8:36 am | Ocak 24, 2008

    [...] yayımlar. İnsancıklar, Rus edebiyatındaki radikal geleneğin babası sayılan ve Lermontov, Puşkin, Tolstoy çalışmalarıyla Rus eleştiriciliğinin temelini atan Vissarion Belinski tarafından [...]

  2. 2Altın çağda bir tatar
    8:37 am | Ocak 24, 2008

    [...] Puşkin’in temelini attığı ve Gogol’ün de geliştirdiği realizmi benimseyen Turgenyev, [...]

  3. 3Hoşçakal dostum
    8:38 am | Ocak 24, 2008

    [...] okurken göz yaşlarını tutamadığını ifade ettiği, Rus Edebiyatının Lermontov ve Puşkin’den sonra en önemli şairi olarak gösterilen Sergey Aleksandroviç Yesenin 21 Ekim 1895 [...]

  4. 4Hepimiz Gogol’ün paltosundan çıktık
    8:38 am | Ocak 24, 2008

    [...] birdenbire. Gogol bundan daha iyi bir açılım edinemezdi. Ama edindi. Karşısına bu sefer de Aleksandr Sergeyeviç Puşkin çıktı. Bu yeni payanda ise genç hikâyeciye Tarih profesörü ünvanını kazandırdı. Bütün [...]

  5. 5Şairin ölümü
    7:20 am | Ocak 28, 2008

    [...] Aleksandr Sergeyeviç Puşkin‘in sonunu, koşullar ele alındığında ‘fazla’ trajik bulmayanlar için Rus Altın Çağı ikinci büyük şairini de, nispeten takribî koşullar altında kurban verdiğinde takvimler 1841 yılında duruyordu. Bununla birlikte Puşkin ile Lermontov’u birbirlerine yaklaştıran sadece dünyayı terk ediş biçimleri ile sınırlı kalmayacaktı. [...]

Yorum Ekleyin