Çalacak saatin sırrını haber veren yok mu
Bakın kaç yama dikilmiş hayatın pörsümüş elbisesine
Çocuklar pelteleşmiş büyümeyi ertelemiş gibiler
Arılar da beklemiyor çiçeklerini bahar bahçelerinde
Bakın hohlayarak silinmiyor dünyanın buz tutmuş camı
Kıyıya vuran balıklardan beni tanıyan yok mu
İzini sürmüşüm meğer ömrümün artık yoruldum
İşte kirecin döküldü dünya, akıyor beyazlığın
Kaç kuzgun tünemiş böyle, dilini bilmediğim dilime
Saniyelerle sınandım bitmedi mi artık imtihanın
Yapışkan bir soğuğu kardeş biliyorum kendime
Çalacak saatin sırrını kalp peteğime doldurdum.
Yunus Nadir Eraslan | Pazartesi, Eylül 15, 2008, 21:59
Ah, Tam da şu mubarek ramazan ayında, insanlığımızın demlenme vaktinde, bu şiir asla bir raslantı değil benim için. Tevafuk dostlar tevafuk… Bereketle aziz kardeşim.
hidayet | Salı, Ekim 7, 2008, 12:26
dilini bilmediğim diline ifadesi daha bir hoşuma gitti hüseyin karacalar bey. aklınıza ve gönlünüze mukayyet olunuz. selamette kalınız selîm olunuz..