4.885 kere okundu

“Modern Türk edebiyatında aşka dair çeşitlemeler” için 2 yorum yapılmış

  1. Naim Öztürk

    aşkı cevizin kabuğu gibi gören modern insan ,kendi ruhunun da dış çeperlerinde geziniyor.bunun sonucu olarak yaşadığı kısır bunalımların pençesinden kurtulamıyor.gittikçe budanan ,budandıkça da anlamsızlaşan bir aşk kime ne verebilir ki…

  2. perihan

    Bence aşk da aşık da farklılaştı ve giderek karmaşık bir hal almış günümüzde aşkın anlatımı da değişti sorgulaması da
    örneğin bu şiirde olduğu gibi

    Bana Aşkı Anlat

    Bana aşkı anlat
    Pembe dizileri yastığın altına gömüp
    Gözlerini tavandaki lambaya asarak
    Saatlerce birisini düşünmek mi aşk
    Yoksa
    Düğünlerde
    Sünnetlerde
    Şenliklerde
    Sokak aralarında
    Mitinglerde
    Vardiya molalarında
    Israrla ve zamana inat
    Yol gözlemek midir sence aşk

    Hadi bana aşkı anlat
    Üstüne ah! ile vah! ile
    Destanlar yazılan
    Ve el değmeden saklanan
    Saksıda bir çiçek midir aşk

    Bırak
    Yansın tavada balık
    Sinekler konsun
    Suyu aksın kavunun
    Peynir koksun
    Boşver
    Sen anlatmana bak

    Kilometreler dolarken hayatta
    Rakı bardaklarını masaya dizer gibi
    Bebeleri sıraya
    Karıyı tekmil hizaya dizmek midir yoksa aşk

    Altınlar, avadanlar
    Dantel örtüler ve de mobilyalar
    Mutlaka tam takım olacak
    Camlar pırıl pırıl parlayacak
    El sürme
    Aynada iz kalacak
    Mum ışığında
    Masalarda
    Romantik pozisyonlarda
    Görüntü verdiğin bir ahmakla
    Ömür tüketmek midir aşk

    Sinirlenmeden
    Sakinliğini koruyarak
    Yavaş yavaş anlat
    Riyâkarlık salya gibi akarken gözlerinden
    İpe sapa gelmez sözlerinden
    İki yüzlü gülücüklerinden
    Vıcık vıcık, öpücüklerinden
    Bilcümle akrabayı ittirip kaktırarak
    Kendininkilerle gülüp oynaşmak mıdır aşk

    Doğumundan itibaren
    Başkasının emeği ile kendini yaşatırken
    Yine de ve asla gözü doymayarak
    İlle de ekmek teknesidir
    Ama diyerek
    Herifin Koltuğunun altına sığınmak mıdır aşk

    Fedakarlık diye yutturulan egoistliklerden
    Diğer yandan
    Hanımlarla çıtır çıtır
    Turşu, kısır
    Börek, çörek
    Gırtlak ve hela muhabbetinden
    Ekran karşısında ya da yatakta hasta
    Koca bir göte sığdırılan
    Minicik geçmişi ve geleceğine karşın
    Kan emici koskoca bir asalak mıdır sence aşk

    Açma perdeyi
    Aydınlık caz yapıyor bana
    Seni tanıdığım günden beri
    Bırak
    Sen anlatmana bak

    Niye bunu dedin
    Şunu giymedin.
    Geç kalma
    Niye oraya gitmedin
    Baş ağrısı, kıç ağrısı
    Hastayım bu gece olmaz zırıltısı
    Çocuk patırtısı
    Ha bir de kapkacak şangırtısı
    Kıskançlık ve görkemli kaprislerde çabası
    Ama bu arada çaktırmadan
    Toplumsal prosedüre de karşı çıkmadan
    Kırk bostanda kırk pabuç bırakmak mıdır
    Sence aşk

    Tam burada söylerdim bir kelimeyi
    Şakkadanak
    Ama iç mevzuata aykırı olacak
    Sonra hepten üslup bozulacak
    Her neyse
    Bırak

    Kızmaca yok
    Anlaşılan atı çok kamçılarsak
    Dolu dizgin kaçacak

    Uzatma
    Ben de cok kadın tanıdım
    Parkalısı, taytlısı
    İnce bellisi, hilâl kaşlısı
    Herbiri tekmil abu- hayat
    Velakin beyinlerinde kapitalizmin ‘dölü’
    Tek bir ucube canlanmış
    Sadece ve ille de
    Rahat hayat

    Çek ellerini saçlarımdan
    Relax
    Yolunacaksa ben de yolarım
    Antremanlıyım
    Lojistiğine ihtiyacım olmayacak

    Hele sen şu ağzındaki baklayı bir çıkart
    Satır başı yeminler etmeden
    Kendine saygı filan falan demeden.
    Evelemeden gevelemeden anlat

    Alt yapı, üst yapı
    İçcamia
    Dış kapı tokmağı
    Herhalde koynuna aldığın kadınlar da
    Aradığın tek kriter hafif alık olmaları
    Kuslar bile kendi sürüleri ile uçarken
    Düşman elinden bade içmek midir aşk

    Öyle olsun koçum
    Kızma
    Voltanı atacaksan yine dışarda at
    Ama bana aşkı gevelemeden bi anlat
    Erkekliğinin baş döndürücü mağruriyeti ile
    Dişlerinin arasına doldurduğun
    Tuzlu kadın teni artıklarını
    Kürdanla temizleyip atar iken ‘nasıldı’ demenin
    Keyfimidir aşk

    Devrim nikahlarında
    Buzlu dağ doruklarında
    Adrenalin yüklü milis aşkları yaşamak mıdır aşk
    Yoksa
    Alav alev yanan yüreği
    Hoca üfürüğüne savurup
    Alışkanlıklar mağarasının
    Buzlanmış duvarlarında
    Sürtünerek insan sıcaklığı aramak mıdır aşk

    Hadisene
    Şahmaranın başı için anlat
    Yoksa benim de tepem atacak

    Gevşemiş yataklarda
    Suyu seyrelmiş ırmakların aktığı yöne akarak
    Osuruk kokulu, çapak tutmuş yorganı aralayıp
    Gündelik rutin şehvetin
    Çiğ et mezarına gömülmesi midir aşk
    Bırak
    Basılacak yer kalmadı
    Izmaritini iki gerdan arasında
    Söndür ve at

    Şu konuyu dağıtmadan
    Yürekli bir erkek gibi anlat

    Hop
    Nereye böyle kaçacak
    Buluşulacak bir randevun mu var yoksa
    Otur dedim sana
    Anlat bana o sivri kafandaki aşkı
    Bir bir anlat

    Ağzımı yaktın aş olsan
    Başımı yardın taş olsan diye ağlayarak
    Sahte gözyaşlarına sığınmak mi yani aşk
    İç dünya, dış dünya
    Oysa ki çoktan aşirete dönmüş bizim camia
    Çocuklar hep sakat

    Boynun dönmüyorsa
    Bedenini beraberce döndür de
    Şöyle bir bak
    Art ayağınla kulağını kaşıma anlat

    Eee.. Tabi kelepçe gibi sıktı seni
    Söyleyeceklerinin tamamı bunlar mı idi
    Bari aşkı anlatamıyorsan
    Bana aşık olduğun kadınları anlat
    Ben mi anlamam alığım
    Sen mi salak?
    Devirme öyle gök gözlerini
    İçinde devrim fırtınaları patlatarak
    Paspas olmaz benden bilirsin
    Çıkarken pabucunu silkele de çık
    Kapıyı ardından sıkı kapat

    Aydan Alim

Yorum bırak