January 10, 2009, 2:04

Mahkum

Anahtar kelime: ,
Salı, Ocak 22, 2008, 0:52
Dizin: Hikâye | 0 Yorum | 225 okuma

Bir iki üç… Söndürdüğü son sigaranın dumanı bir öncekini havada yakalamadan bir tane daha yaktı. Öfkesine, artık sigaranın kesmiyor oluşu da eklenmişti.

Kalktı. Bir iki volta attı. Oysa volta hapishanede atılır, yani mahkum ise insan.

Ve öyle ki, işin esprisi, gidecek yer olmadığı için uzun yürüyüşler yapamayarak bir ileri iki geri çırpınmaktır. Kim bilir belki bu eylem, mahkum olana uzun bir yolda sere serpe yürümek hissini verir.

İşte volta atmak da büsbütün yakışıvermişti ona; yıllar önce söylediği ama sadece teori olarak söylediği büyük büyük laflar karşısına dikilivermişti işte! Ve işte özgürlük düpedüz kalpteydi kalpte!

Kalbin özgürse sen de özgürsün yani öyle mi? Hah! Yalan! Koskoca bir yalan! Tüm bu sözler acı nedir bilmeyen, kalabalıklarda yalnız kalmayı öğrenemeyen küstah bir çocuğun gafil yalanları! Yalan bunların hepsi!

Bu delirtici tutsaklık hissi… Bu aciz, bu çaresiz anlamsızlık… Gelip gelip vuruyor kısa nöbetler ve uzun acılar eşliğinde…

Yandaki masanın başında kendinden geçmiş halde ışığa gömülen adama baktı: karagözlerindeki manasızlığa, ölü matlığa, kirpiklerine yapışmış ve ne kadar yazık ki çok yakışmış soğuğa… Oysa bir zamanlar bu küçük oda bu kadar soğuk olmazdı, ve bu kadar dumanlı..

“Bu gün benim doğum günüm değil” diye söylendi. Ve sonra bağırdı, deliler gibi bağırdı “Bu gün yok oluşun doğum günü!”

Bağırdı bağırdı, ama sesi çıkmadı. Sözleri dondu kaldı soğuktan ve havada asıldı boğazından kalın bir urganla…

Elif Bilge Doğan

Elif Bilge Doğan

1984 Çanakkale doğumlu. Okul Öncesi Eğitim Bölümü mezunu. Ürünleri; Yedi İklim, Serzeniş gibi dergilerde yayımlandı. Tiyatro Yazarlığı yapıyor. | Yorumları
Yorum yazabilir, veya kaynak gösterebilirsiniz.

Görüşünüz