Kunde Kor - Kör Baykuş - Sadık Hidayet
279 izlenim
‘’Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar.’’
Aradım derdimin dermanı yoktur, diyenlerle aynı serzeniş değil mi Hidayet’in ki? İlk sayfada başlar, yalnızlık/ dert/ çare/ zehir/ hayat/ korku/ ölüm/ inanç/ ruh/ metafizik/ yarın/ acı/ uyuşmak isteği….
Aklında kalanları yazmaya başlar, kendi için gölgesi için yazar. Hatırladığı şeyler hem uzaktır, hem yakın/ KARMAŞA/ Modern insanın dramı, hüzün , dağılmışlık, yalnızlıkta kalmama çabası.
Vazgeçebilir miyim tamamen diye sorar? Gerçekten tamamen vazgeçmek mümkün müdür? Yitirdiklerine üzülmemek / geçmek / terk etmek mümkün müdür?
Hasta olmak
Yolunu kaybetmek
Bütünün parçası olmak
Nihayetinde hep olmak/ aynı zamanda hiç olmak / kendini bütün ruhuyla unutmanın uykusuna bırakmak ister/ Mümkün müdür? İnsan unutmanın uykusuna yatabilir mi? Unutmak sürekli olabilir mi? Azar azar uykunun ötesine, mutlak hiçliğe gömülebilir mi? Erimek gitmek, silinmek dileğine havagazıyla ulaşılabilir mi?
Butimar kuşunun ‘’susmak’ bahsiyle verildiği yer ‘’ Kör Baykuş’’ un bence en can alıcı noktası.’’Dünyada susmaktan daha iyi bir şey yoktur’’
Butimar, susar, denizin kuruyacağını düşünür ve bu tasayla suya yaklaşmaz.
İnsanı daha insan yapan bu tasalarla yapılanlar mıdır, sahiden?’’ Hayat denen şeyden el çektim, bıraktım, pekala, gitsin elimden’’ derken umudunu tüketirken, yoldaşı yazmak,yazmak ihtiyacı değil midir? Neden yazıyoruz diye soruyorlar. Cevabı burada saklı: Hayat elimizden çıksın gitsin diye.
‘’NE mal darem ki divan behored/ NE din darem ki şeytan behored/ ‘’
Herkes bir mecaz söylemeye gelir, diyorlar ya; hayat bir kıssa, baştan başa bir hikaye ve geçmiş gelecek, ay- yıl denildiği gibi hepsi aynı şey . Zaman , zamansız zaman.öyleyse romanın başından sonuna anlatılan şey bu dünyada tüm arayışlara rağmen mutluluğu bulmanın imkansızlığı değil mi?
Ömür bir mum gibi azar azar eriyen mi/ ocaktan düşen birden kömürleşmiş odun parçası mı? Aslında ömür dediğimiz şeyi yaşarken ne kadar farkındayız? Dış dünya ile iç dünyamız arasındaki uçurum ne zaman oluşmaya başladı? İç dünyamıza kaçarken/ dış dünyadan bunca uzaklaşırken kendimizi bulabiliyor muyuz?
‘’bir baştan bir başa hayat gülünç bir kıssa, inanılmaz ve ahmakça bir masal mı, diye soruyor yazar/ Yaşanan da yazılan da kendi maslımız mı? Şafak sökerken hayat dünyanın sınırlarından ötelere çekilir mi? Hayat çekilince , dağılan,kaderimiz, kederimiz, kendimiz mi?Diri diri dağılmak nasıl bişey? İçimizdeki uzaklara gitmek isteği kaçmak/ kaderi değiştirmek isteğiyle ne kadar özdeş/
Kendinden kaçmak mümkün müdür?
Ya da kaderini değiştirmek
Uzaklara gidince /kaçılır ve kader değişir mi?
HER ŞEY BOŞ VE GEÇİCİDİR
Ve her şey / herkes yalandır
‘’Yalnız ölüm yalan söylemez’’
Ölüm gelince insan ne hisseder?
Sahi /açık kapıdan çıkıp giden on altı yaşındaki öğrencim/ avucuna doldurduğu kalp ilaçlarını içerken/ kapıdan çıkma/ gitme/ özgürlüğünü kullanırken son ne düşündü/ ve ölüm meleği onun gencecik bedenine ne fısıldadı? Tüm düşler dayanıksız değil midir?Zaten bir avuç kor gibi/ kül gibi/ bir üflemeyle dağılmaya hazır değil mi?
‘’Yalnız ölüm kurtarır bizi, bütün aldanışlardan, bir ölüm kurtarabilir, ama ancak şu ölüm: Bizi hiçlik ülkesine , boşluklara gömecek olan ölüm’’
Küçük örümcek artık salgı salamaz olur son hikaye taslağındaki gibi,
Kendi isteğiyle acılarına son veren Hidayet, bu küçük örümcek gibi ağ yapamayınca/ ümitsizliğe kapılınca/kurtuluş yolunu kaybeder ve gerçek hayatta nasıl ölümü seçtiyse romanda / ölümün/ sürekli birbirine dönüşen / ölen/ ölüm ağırlığında göğsü ezilen kahramanla biter
ÖLÜM BİR SON MUDUR? BAŞLANGIÇ MI?
Sorusu kalır dimağımızda,ölüm bir son mu, başlangıç mı?





Hoş geldiniz.
Çağdaş İran Edebiyatı’nın en tartışmalı isimlerinden biri olan Sadık Hidayet ve Kör Baykuş’u hakkındaki yazınız fevkalade…
Bereketle.
Teşekkürler
Hüseyin Cahid Doğan
Aranızda olmak güzel…
selametle..
Güzel bir yazı…Hayli dokunaklı,gerçekçi…Elinize sağlık…