Ey gönül bu sırra ermek dilersen;
Halil’in odunda gül ol da gel sen!..
Can ile cihânı görmek dilersen;
Ar, edep bürünüp al ol da gel sen!..
Sınansın, elensin her bir dileğin;
İhlâsla yeşersin secde çiçeğin!..
Mevlâ’nın adıyla yansın yüreğin;
Tedbirde takdiri bul, ol da gel sen!..
Düş de yan, bu aşkın ma’nâ özüne;
Hakk’ı tesbih eden varlık izine!..
Aldanma kör nefsin sözde nazına;
Sen Hakk’ı seninle bil ol da gel sen!..
Bilmem, duyan var mı bu âh u zârı;
Aşk koydu bağrıma bu intizârı!..
Öz içimde buldum özge diyârı;
Her dem Hakk’ı anan dil ol da gel sen!..
Bir ömür nefsimle, hesâba durdum;
Kaç gönül derdini, derdime sordum!?..
Kaygımı şerh ettim, hayıra yordum;
Yusuf zindanında hâl ol da gel sen!..
Bir rahmet yağar ki yüceden yüce;
Hâl oldum, öğündüm inceden ince!..
Şahittir her uzvum, her ses, her hece;
Ey gönül kulluk bil, kul ol da gel sen!..
Hüseyin Cahid Doğan | Pazar, Aralık 30, 2007, 15:43
Hece ölçüsü, gelenek ve Rıfat Bey; hoşgeldiniz.