Başım dertteydi, gülümsedi Christine
Ölecek gibiydim, çok kuşları saçlarımda
Kurşunun tadını bildim, dişimde kan
Kendimi kaybettim, gülümsedi Christine
Öldüm ve en çok benim başım sağ olsun
Siyah çiçekler topladım çürüyen cesedime
Küllerimi nerede saklasak ah senin odanda?
İşte duvarda bir çift göz mırıldanan
Ağlayacak gövdem, güldü Christine
Dişlerimi nasıl sararttım sigara üslubu
Nasıl kirlendi yalnızlığın kahvesiyle beyazı
En çok bir sarışınsın işte Iowa’yı karıştıran
En çok bir sarışınsın işte daha ne olsun
Daha ne olsun Smith&Wesson’a yaraşan
Şarjör veznedara bağırdı, güldü Christine
Söz verdi annem ben ölürsem ağlayacak
Ağladı annem, güldü Christine
İkimiz denize oturup üşüdük, tüyler şahit
O biçim üşüdük eprimiş bir Mayıs akşamı
Hem günah giyindik West Dallas caddelerine
Hem tornado giyindik işte toza hükmeden
Benim saçlarım ıslandı yağmura küfrettim
Arabalar üstüme su sıçrattı, güldü Christine
Bankalar soydum ‘kekeme’ bir Clyde
Yatağım daraldı sol yanım sarışın Bonnie
Günahlar apardım ‘masun’ Amerikalılardan
Üşüdüm antiwhite bir Ku Klux Klan
İçime kanyak ısmarladım alsın için soğuğu
Sen şimdi omzumda bir keman, ne güzel
Ne güzel saçların, tellerinde güneşler gizli
Ben çok suçlu oldum kongre beni söyledi
Wanted posterlerim oldu duvarlara yapışan
Polisler beni vurdu, güldü Christine



3 Yorum
Bonnie Parker ve Clyde Barrow adlı iki gangsterin (sevgilinin) Amerikan Federal güçlerince tuzak kurularak öldürülmelerinin sene-i devriyesine istinaden geçtik iş bu yazını.
Faye Dunaway ve Warren Beatty’nin başrolünü oynadıkları “gürültülü film” akımının önemli örneklerinden olan Bonnie And Clyde adlı yapıtta hayatları kameraya aktarıldı.
Yazı Tarihi Mayıs 9, 2005 at 8:50 am
bu adamın sağı solu belli olmuyo.. bi şekilde vuruyo sizi bi taraftan..
“Öldüm ve en çok benim başım sağ olsun”
bu film üzerine yazmaları sanırım Kılıçarslan da denemişti. denemekten de öte.. ama o kara film repliklerinden falan haz aldığımı söyleyemem. dostum diye söylemiyorum Hüseyin daha güzel becermiş bu işi
sevi ile..
Yazı Tarihi Mayıs 10, 2005 at 8:45 am
Kılıçarslan’ın denemelerini anımsıyorum ama salt “Pek de baba bir ödül sayılmaz” demecinden naşi bu ismi duyunca canım sıkılıyor. Sanırım Pulp Fiction denemesini okuduyduk bir ara ayrıca.
Cahid iltifâtların için müteşekkirim, ezdin bu bikesi…
Yazı Tarihi Mayıs 10, 2005 at 8:51 am
Yorum ekle