Kış haikuları
Gece dinip,
Sabah tekrar yağan
Yoğun kar mı bu?
Takahama Kyoshi
Köprüde duyulan
Uzun bir buhar düdüğü,
Kışın sisi işte.
Nakamura Teijo (1900-1989)
Kar’ı bekleyen ay’la,
Orman sesleri
Geçiriyor sanki.
Katou Shuuson (1905-1993)
Kendimde topluyorum,
Sene sonu ay’ının
Bütün parlaklığını.
Nakamura Teijo (1900-1989)
Biten senenin özlemi,
Yüreğimi hüzüne
Çevirmekte.
Takahama Kyoshi
Belirtileri işte
Kış sabahının,
Sıçrayan dalgalarda.
Komezawa Wagamatabeni
Morun saçıldığı,
Kırmızının yittiği
Ayaz işte.
Masaoka Shiki
İlk kış diye yazınca,
Bir hüzün kaplayıverir
Nedenini bilmeden.
Tomiyasu Fuusei (1885-1979)
Kasımpatının kokusu,
Dolunay ve ışıltılı geceyle
Kışa giriyor.
Masaoka Shiki (1867-1902)
Gözümü açıp
Düşündüğüm şeyler
Kış gelince.
Mitsuhashi Youjo (1899-1972)
Hatırı olan
Masama oturup
Kışı karşılıyorum.
Kobayashi Kouji (1912-1992)
Ağzına elbise kolunu kapatıp,
Yürüyen insanlar işte
Kış geliyor.
Takahama Kyoshi (1874-1959)
Çeviren: Bengisu ÖZSOY










6:00 am | Aralık 14, 2005
abiler bu haikucu abilerimizde ben böyle esrik bir hal var sanıyorum. yani önemli tecrübelerin sonrasında geliyor gibi bu haikular. irfani bir tarafı kesinlikle var bence. yani “mistik” keşifler gibi bunlar. Bengisu keşke bu süreçlerle ilgili bize bir şeyler yazabilse. ya da sizler söyleseniz fikirlerinizi. nedir bu haikuların aslı esası? nedir bu ademlere böyle (Derrida abimizin ifadesiyle eksiltili) eksiltili ve dahi hikmetli sözler söyleten. bu hakkaten şiirin ne yanına düşer usta. ve dahi bizde haiku taklitçiliği ne yana düşer? haiku’ya benzer ya da öte bir şiir tecrübemiz var mıdır?
6:01 am | Aralık 14, 2005
Oruç Oruoba ve/veya Sunay Akın gibi isimleri şiir tecrübesine katarsak evet böyle bir şiir tecrübemiz var demeliyim. Ancak daha çok Japonların ya da Japon kültürüyle hemhal olanlara hitap eden bir tür. Diyelim ki Türklerdeki mani geleneğiyle benzeşiyor bu noktada.
Haiku yazmak, en önemli Haiku üstâdlarından sayılan Basho’ya göre oldukça zor bir iş. Bunu uzun uzadıya, türlü türlü örnekler vererek ispatlamaya çalışıyor haikulayan.
Bizce lirizmin zirve yaptığı örneklerdir bunlar…
Sanırım esrik benzetmesi oldukça yerli bir tespit. Çok kısa bir zamanda çok kısa bir esin vetiresi yaşıyor bir ya da bir kaç haiku dizgesi oluşmak için. Ancak temeli yahut payandası uzun yıllar ve uzun deneyimler gerektiriyor Haiku şairlerine göre…
Üst paragrafla ilgili Kübik bir hikâye anlatalım bir de:
“Picasso yemek yemek için bir lokantaya gider günün birinde. Lokanta sahibi Picasso’yu görünce ondan kendisi için bir resim çizmesini rica eder ücreti mukabilince. Pablo kısa zamanda bir şeyler karalar ve Lokanta sahibine uzatırken de ekler:
- 100 Peso (Miktarı sallıyorum)
- Aman Efendim, 10 saniyelik bir iş için bu denli para istenir mi?
- Evet 10 saniye artı kırk yıl.”
10:28 am | Aralık 25, 2007
“Nergise dokunamayan
Bulutun
Yüksekliği işte…”
gayrı bu söz cebimde taşıyacaklarımdan…
7:15 am | Şubat 8, 2008
[...] yazarlarından Bengisu Özsoy tarafından Japonca’dan dilimize kazandırılan Kış Haikuları adlı çalışma, Ali Ömer Akbulut tarafından kitap haline [...]