Uzun bir yolu
Bana bırakın,
Uyuyan dağlar.
Iwaki Tsutsuji (1881-1971)
Hüzünlü bir sessizlikle,
Taşa güneşin vurduğu
Kurumuş ova.
Buson (1716-1783)
Rüzgar işte
Yanımda endişeli,
Yorganın arasından geçen.
Shouha (1727-1771)
Çarçabuk,
Kim eve kapanmış ki
İnce bir duman.
İssa (1763-1827)
Kar seyri,
Bir ağız dolusu içkinin de olduğu
Kutlama sanki.
İida Dakotsu (1885-1962)
Erken açan erik,
Birikmiş karın arkasından
Gecelerin sisi işte.
Masuda Tatsuu (1874-1934)
Kış ayazında kokarak,
Beni takip eden
Mevsimsiz açan çiçek.
Matsuo Basho
Büyük bir aşkla,
Güneşi kucaklayan bahçenin
Dökülmüş yaprakları.
Ritou (1681-1755)
Tepenin,
Nergis rüzgarı ortasında
Doruklarındaki kar’ı parlıyor.
Sawaki Kinichi (1907-1997)
Nergise dokunamayan
Bulutun
Yüksekliği işte.
Masaoka Shiki
Arkadan,
İlk kar yağabiliyor
Şehrin gecesine.
Maeda Fura (1886-1954)
İçkinin etkisi,
Sonunda uyuyabildiğim
Gece kar’ı işte.
Matsuo Basho (1644-1694)
Bir dalla diğerinin
Arası uzak,
Şemsiyemdeki kar.
Arashiyama
Sayfalar: 1 2
Ali Ömer Akbulut | Çarşamba, Aralık 14, 2005, 6:00
abiler bu haikucu abilerimizde ben böyle esrik bir hal var sanıyorum. yani önemli tecrübelerin sonrasında geliyor gibi bu haikular. irfani bir tarafı kesinlikle var bence. yani “mistik” keşifler gibi bunlar. Bengisu keşke bu süreçlerle ilgili bize bir şeyler yazabilse. ya da sizler söyleseniz fikirlerinizi. nedir bu haikuların aslı esası? nedir bu ademlere böyle (Derrida abimizin ifadesiyle eksiltili) eksiltili ve dahi hikmetli sözler söyleten. bu hakkaten şiirin ne yanına düşer usta. ve dahi bizde haiku taklitçiliği ne yana düşer? haiku’ya benzer ya da öte bir şiir tecrübemiz var mıdır?
Hüseyin Cahid Doğan | Çarşamba, Aralık 14, 2005, 6:01
Oruç Oruoba ve/veya Sunay Akın gibi isimleri şiir tecrübesine katarsak evet böyle bir şiir tecrübemiz var demeliyim. Ancak daha çok Japonların ya da Japon kültürüyle hemhal olanlara hitap eden bir tür. Diyelim ki Türklerdeki mani geleneğiyle benzeşiyor bu noktada.
Haiku yazmak, en önemli Haiku üstâdlarından sayılan Basho’ya göre oldukça zor bir iş. Bunu uzun uzadıya, türlü türlü örnekler vererek ispatlamaya çalışıyor haikulayan.
Bizce lirizmin zirve yaptığı örneklerdir bunlar…
Sanırım esrik benzetmesi oldukça yerli bir tespit. Çok kısa bir zamanda çok kısa bir esin vetiresi yaşıyor bir ya da bir kaç haiku dizgesi oluşmak için. Ancak temeli yahut payandası uzun yıllar ve uzun deneyimler gerektiriyor Haiku şairlerine göre…
Üst paragrafla ilgili Kübik bir hikâye anlatalım bir de:
“Picasso yemek yemek için bir lokantaya gider günün birinde. Lokanta sahibi Picasso’yu görünce ondan kendisi için bir resim çizmesini rica eder ücreti mukabilince. Pablo kısa zamanda bir şeyler karalar ve Lokanta sahibine uzatırken de ekler:
- 100 Peso (Miktarı sallıyorum)
- Aman Efendim, 10 saniyelik bir iş için bu denli para istenir mi?
- Evet 10 saniye artı kırk yıl.”
Emre Şimşek | Salı, Aralık 25, 2007, 10:28
“Nergise dokunamayan
Bulutun
Yüksekliği işte…”
gayrı bu söz cebimde taşıyacaklarımdan…
Gök Ekin yayınları | Cuma, Şubat 8, 2008, 7:15
[...] yazarlarından Bengisu Özsoy tarafından Japonca’dan dilimize kazandırılan Kış Haikuları adlı çalışma, Ali Ömer Akbulut tarafından kitap haline [...]
KARAMAN | Cumartesi, Kasım 8, 2008, 7:42
MUM VE GECE
En çok mum yakan
Yaşatmaya sevgiyi
Gece gökyüzü
Işıl ışıldır
Yüreği karanlığın
Damıt gündüzü
Vaatle örer
Bir uzak kavuşmaya
Kanayan özü
Dumanlar tüter
Yaralı duygulardan
Söndürün közü
Akıbet yokluk
Sağ var olmak isteyen
Ahmak yüzsüzü.
07.11.06