Kediler, kaldırımlar, pencere ve kar…
Mart 14, 2009 tarihinde Şiir dizini altında Yunus Nadir Eraslan tarafından yayımlandı ve 561 kere okundu
Pencereden kar yağıyor
Üşüyor şehrin sesleri bile
Bir kedi geçiyor kaldırımda perakende yığılan
Ürünlerin önünden
Biliyorum, reklamlarda da geçiyor o kedi
Televizyonların önünden geçtiği gibi…
Ansızın üşüyor her şey
Orada üşüyen bir ağaç var mesela
Az evvel gözümün önünden geçen
Kedi şimdi işiyor ağacın dibine
Kar yağmaya devam ediyor
Ağaca ve kedinin üstüne
Bir kadın kül döküyor kaldırımın önüne
Sobası sönmüş bir evin külünü veriyor
Şehrin kedilerine
Şimdi sobasız evlerden kovulan
Kederli kediler var
Küllerin üzerinde
Her şey hızla geçiyor gözümüzün önünden
İnsanlar, kadınlar, servis arabaları ve kar…
Bir şey donup kalıyor bu kıştan
Gözümüzün önünde
Küller ve şehrin üşüyen kedileri
Şehrin kovulmuş kedileri…
üşüyen kedilere acıman hassasiyetin gereği ama ya kargalar, itler, kuşlar dost değil mi ?
Haşa! İtlere, kargalara, kuşlara bir tavır alınmamıştır. Şiirde mumaileyh hayvanatın adları anılmadı deyu masum bir soruya gizlediğiniz itham çok ağır değil mi? Ki Allah yaratmıştır; öyleyse hikmetinden sual olunmaz diyelim. Mevcudatı severim yaratandan ötürü.
Saygıyla…