
Şu acı varolduğundan beri Kayıp çıkar nice şahlanan tutkular. O zaman ki zehredene/kahredene Sualsiz/emsalsiz bir nispet vakti.

Düşünsel boyutlarda İnançlarımı zorlasan da Kopardım ben o dikenleri Ayıkladım tek tek çürükleri

Dilim ırmak kenarında, doymadım suya Akıl kör his çapkın kalmadı sabrım Vareden beni de karanfili de Dirilt ve durult bizi ki solmayalım


ve kendi sesi ve bir bebeğin yanık sesi doğmuş olmanın teselli beşiğinde yeniden yankılanır

üstüne titrediğiniz şeyler düşünce yere ne çabuk kırılıveriyor

Ümmi bir kadındım öğrendim elif bayı, Ve ilk kelimem yine bir avaz oldu. Anladım ömrümce konuşamayacağımı, Aslında tek tesellim bir divit bir hokka oldu.


Yüzündeki mavi akıyor Durgun bir nehir akıyor gibi Ah! Şuramı parçalıyor Nehre dağıtıyorum sanki

Yirmi Sekiz yaşım… Geride ne hatıra ne de bir mazi Bir uzun çığlık ve bir ılık sızı Ne bir gelecek ne de çiçekli bahçe