
Her akşam bir kedi sivilcemi yalıyor Kıskanç bir gülüşle içimi ezberliyor Ve yüzümde ekşi bir tadı kalıyor kedinin

Ve sağıma soluma türküler söylüyorum Onları Doksan dokuz İsminden besteledim.

Benim söylediğimi sandığınız şeylerdir onlar Oysa ilmiğe bakarken çekilmişti bu resim Kendini ele vermesin diye ilmiğin üstüne Kırmızı bir mum eritmişti jandarmalar…

coşkusu içinde kalmış gülümseyen çocukların yüzündedir ölümü alınlarında değil

hayat dedim nedir bilinmezliğin beklerken cerberus'un soğuk nefesini düşerken toprağa uzak hayallerim kimdir içmekten alıkoyan bizi


ve geri sekince kavaklara çarpıp namlunun söylediği, bir teslimiyet ki yine umarsız

Geç gelen yolcu misal erkenci istasyon mağduru bendeki hayatın özeti...

taşlaşır kuş gölgeleri çölü içtikçe soğuyan tanrıya sataşkan gövdelerinde

beni kentlerin dışına fırlatan cür'et ben kentinize konuşlandırılmıyorum komserim erguvanlar alıp döneceğim başka uzaklara uzaklara döneceğim daha yolum uzun