
ne zaman bir çiğ damlası üşüsem
kar külleri yüzüyor parmak uçlarımda
denizi hançerliyor kızoğlankız yakamozlar
avuçlarında şehla iremler süsleyen kızların
ansızın soluyor menevişli bakışları

bu acı bize uğradı mı sahiden?
duamız sahi ulaşır mı?
bu kan diner mi?
hz hasan ın hüseyin in ali nin
hz fatıma nın ahı mı
bu?
bu sınamalar
bu acılar
bu kavgalar
bu dünya
neden
var?
biz neden varız?

dün felluce de atıyordu yüreğimiz
şimdi filistinli bir yürektir gözlerimiz
Ahmet Yasin’den Yahya Ayyaş’a koşuyor umudumuz
Ve şehadettir kanımızı coşturan…

Güneş tuzlu terini bastırınca evrene
Yürek ham bir vuruşla çocuğa çarpar
Her sabah böyle başlar oyun.

peltek dilleri göğe bakan ağzında
ve lanet olmaz ki adamın peltek dilinde
hep çiğnenir ve üşür
yine üzülmez

Hep bir kanadı eksik insanın
Sıçrıyor, sıçrıyor uçamıyor ya
Salıncaklar kurmak için gelmiş dünyaya
Sallanıyor, sallanıyor duramıyor ya

Dua ettim ne ettimse kendime doğruldu
Yediğim bunca vurgun.
Bir daha bu serzeniş n’olur gelmesin dilime
Yoktur senden başka bu hayatın albenisi
İncitmesin bu kadar bu keder beni
İçimde ölmesi bu kuşların kalbime tünemesi.

açısı karışla ölçülmüş bir sözle ağızdan fırlıyor aşk
çocuk anne ve rahvan at fırlıyor bir ok gibi ateşli hem de
iniyor gözbebeklerinin gülden küpeleri bağçelerin dik merdiveninden
irfanın bahçesine sezmişçesine diriliş diyor bir bebeğin gelişinden

Kaba dediler
Yontup verdiğim sözler yetmedi belli ki
Gülmek yerinde bir davranış değil, ağlamak da
Şiir okuyan kadın mı daha kadın, yazan mı
Nazlı kızlar kalmadı diyorduk
Hepsi işveli hepsi dünden hazır
Annelikten hiç bahsetmeyelim

her şey her şeye katışır
gülde allık, zambakta beyazlık, sarılık, ayrılık …
say ki göçer kuşlardır, kısaaralık
denizin maviliğinde de karalık
ve evin yolunu tutmuştur çoktan
Üsküdar’da çiçek satan çingene kız